16 Ekim 2017 Pazartesi

Emzirme üzerine...

Kızım 19 aylık oldu, emzirmeyi bırakalı 1 ayı geçti.


Bebek konusunda her adımda yaşadığım gibi emzirme konusunda da hesaplarım çarşıya uymadı sanırım. doğurmadan önce ezbere yorumla "1 sene yeter" derken, kendimi bir dönem "6 ayı görsek bari", bir dönem "1 yaş hedefim", bir dönem "1.5 yaş gelsin değerlendirelim", bir dönem ise "2 yaşı bulurum ya çocuğun bana bir zararı yok" psikolojisinde buldum. pek de planlamadığım bir şekilde 1.5 yaşına günler kala, 6 Eylül'de bitti benim için emzirme, son emzirmem kızımı MR cihazında uyumaya ikna etmek için, narkoz almasın diye dua ederken, bir görüntüleme merkezinde oldu.
Alisa'da çoklu besin alerjisi var.  tam 2 aylıktı tanıştığımızda. benim için özetle anlamı şu oldu, sadece anne sütü verdiğim sürede bir aylık deneme yanılma ardından 3.5-4 ay gibi bir süre sadece kabak zeytin ve ekmekle beslenmek. üzerine neredeyse bir sene kadar vegan gibi beslenmek ve tam peynir, yumurta, et tüketebilmeye başladığımda ve de "amaaan böyle emzirmekte ne var ki" dediğimde emzirmeyi sonlandırmak. bu dönemde çok kez 3 günlük seyahate yanımda yiyebileceğim 3-4 gıdadan hazırlanmış poğaça ve zeytinle gidip 3 öğün bunlarla beslendim. çünkü alerjen gıdalar sütten öyle hemen arınmıyor.
Aslında yazımın amacı, biraz da google hazretlerine ben bu süt döngüsünü nasıl sağlayacağım diye düşünüp soran, sürekli seyahat etmek, toplantıya girmek durumunda olan emziren işkadınları okuyabilsin. bu çift taraflı mücadelede, en azından kızımı 1.5 yaşına anne sütü ile getirdiğim için mutluyum. gönlüm, yoğurt, yumurta, peynir yemeye başlasın da öyle keseyim sütten diyordu ama kısmet değilmiş bu kadarı. diyorum ya, benim bebek olayında planladıklarım, hep plan olarak kaldı :)


evet çok zordu aslında emzirme hikayesi. evet hele ki yoğun seyahat edip bebeği görmeden günler geçiriyorsanız, 6 aydan sonra genelde pes eden anneler ile karşılaşmış olabilirsiniz.
İlk doğum yaptığımda, sütüm birden gelip, bebek çekemediği için memeleri taş gibi yaptı  ve ateşlendim. soluğu doğum yaptığım hastanede aldım, ordaki hastane tipi makine ile bile sağamayınca ebe eli ile süt sağmak zorunda kaldı. doğum sancısından beterdi valla. memelerinin bu derece şişmesi, sütünüzün çok olduğu anlamına da gelmiyor ne yazık ki. bebeğinize ilk günler süt yetmeyebilir. bu da benim başıma geldi. Alisa çığlık çığlığa ağlıyordu ve uyutmaya çalışıyorduk. küçük bir insan evladının hayatta kalmak, karnını doyurmak için mücadelesini orda gördüm ben. evet ilk 10 gün hep ağladı, denilen her şeyi yaptım, sürekli memede tuttum, hiç inanmamama rağmen tatlılara da gömüldüm, bol bol su da içtim ama Alisa kilo kaybetmeye devam etti. mecbur kalıp doktorun numune olarak verdiği mamalardan 3-4 gün kullandım. Ve memelerimi sağan ebenin tavsiyesini dinleyip hastane tipi pompayı da kiraladım. Alisa'nın her emmesinden sonra çıktığı kadar sütü sağıp, bebeğe şırınga ile verdik. bingo! bir sonraki kontrolde kilo almaya başlamıştı ve sadece süt ile devam edebildim.
Peki bunun için önden alınacak bir aksiyon var mı? elbette varmış. hastane tipi bir pompa edinip sertlik başladığı anda memeleri boşaltmak ve o derece sertleşmeyi engellemek. yani bence doğum yapan her kadının elinin altında, en azından bir süreliğine kiralanmış o makinelerden olmalı, sonrasında bebek sütü çekemeyip, vücut da "aa süte gerek yokmuş" deyince, "doymuyor bu çocuk, mamaaaa" feryatlarının önüne geçilmeli. Alisa 1 aylıkken ödünç aldığım, Medela marka hastane tipi cihazı, 13 aylıkken teslim ettim. Sütümün azalmaya başlaması da bu döneme rastlar.








Bu yüzden hastane tipi pompayı doğum öncesi veya siz doğum yaptığınızda eşiniz temin edecek şekilde en azından bir aylık kiralamanız çok mantıklı olur. bu aşamada evde olduğunuz için ayrıca bir pompaya ihtiyacınız yok. eğer sütünüz yetmiyor ise bebek emdikten sonra 3-5 dk bu pompa ile göğüsleri sağmak hem 3-5 cc süt biriktirmeye, hem de göğüslere bir sonraki turda fazla süt üretmeye yardımcı oluyor. ayrıca o sağılan sütleri de bebeğe vererek daha çok kalori almasını sağlayabilirsiniz.
Yani bol süt ve bol emzirme diyenler boşa konuşmuyor. uzun müddet kabakla beslenen biri olarak eminim ki, süt yapan şey emzirme (mümkünse ekstra sağım) ve su içmek (6 L'yi buluyordum ilk aylar).
Alisa 20 günden sonra geceleri hep uyuyan bir bebek olduğu için ben hep ekstra sağım yaptım. sabah ilk emzirmede bir göğsümü emerdi, ben diğerini sağardım mesela. bu ne kadar doğru bilmiyorum, sonuçta memelerin de terbiye olması önemli. ama ben bu şekilde yaptım, bir yerden sonra da işe başlama tarihim yaklaşınca aksatmadım ki ekstra sütüm olsun buzlukta. geceleri de mutlaka ekstra sağım yaptığım bir saatim oldu, taa 13 aylık olana kadar.
Ne yazık ki ilk 2-3 aya ait sütler (hatta sonrakiler de dokunan deneme besinleri sebebi ile) kullanım dışı oldu. iki kanser hastasına bağışladım bu sütleri, inşallah şifa olmuştur. sonraki denemelerde Alisa'ya dokunan besinler sebebi ile veremediğim sütleri de ihtiyacı olan bir bebeğe verdim, süt anne oldum :)
Yani fazla sütten zarar gelmez, ya bebek içiyor ya da bir ihtiyacı olanı çok ararsanız buluyorsunuz. Facebook'da süt bağışı ile ilgili bir grup bu konuda çok yardımcı.


Özetle, işe başlamaya yakın bebeğin uzun uyuduğu, uzun süre emmediği bir ekstra saat belirleyip, o saatte disiplinli bir şekilde süt sağmak çok işime yaradı. 
Eğer bebeği oldukça küçük bırakıp işe gittiyseniz, o kiralanan makinenin kiralama süresini uzatmak gerekebilir. ilk başlarda arkadaşımdan ödünç aldığım portatif cihaz ile bu işi yapmaya çalışsam da 3.gün hastane tipi cihazı sırtlanıp gitmiştim işe :) çünkü 3 saatte bir süt sağmak gerekiyor ve diğer makine hızlı bir şekilde göğsü boşaltamıyor, uzun sürüyor. çalışırken bu çok zor. memeyi boşaltmadan bırakınca da vücut o kadar sütün yettiğini düşünüp az üretiyor. yani sizin bebiş evde 100 cc sütü gömerken sizin memeden o saatte 50 cc çıkabilir. oysaki hastane tipi bir makine, aynı anda iki memeyi sağdığımda 7-10 dk gibi bir sürede memeleri boşaltıyor. benim düzenim ilk başta aşağıdaki gibi idi:



06:00 Emzirme
09:00: İşyerinde sağım
12:00 Emzirme (evim çok yakın olduğu için ilk aylar eve gidip emzirdim, hem de alerji sebebi ile bir şey yiyemediğimden evde karnımı doyurmuş oldum ; eve gitme imkanı yoksa bu saatte de sağım gerekiyor)
15:00 İşyerinde sağım
17:-- ve sonrası : bebek istedikçe emzirme
20:30 Gece emzirmesi
24:00 Ekstra sağım (Alisa 2 aylıkken neredeyse tüm gece uyuyordu ben saat kurardım, 3 aydan sonra bıraktım uyudu)



Görüldüğü gibi işyerinde süt sağmaya harcadığım zaman sadece 20-25 dk. yani zaten gün içinde verilebilecek çay, kahve molası kadar.

elbette bu tablo zamanla (9 aylık olduktan sonra) işyerinde bir sağım (öğle öncesi veya hemen sonrası, veya öğle vakti)
Alisa alerjik bir bebek, beslenmesi çok iyi değil, özellikle bağışıklığı için süte ihtiyacı olduğunu hiç unutmadım, zaten doktorlar da sağ olsun hep hatırlattılar :)



PEKİ BEBEĞİ EMZİREMEDİĞİMİZ ZAMANLAR?
Bunu iki bölüme,- hatta bizim alerjiye özel 3 bölüme- ayırdım:



- yatılı olarak bebekten uzaklaşma
- günübirlik seyahat
- emzirme arası verme (bizim için 3 hafta idi)



Yatılı olarak bebekten uzaklaşma (bebek emmese de, sütü dökmek zorunda kalsak da sağım şart ki süt döngüsü sekteye uğramasın):
1- hastane tipi makineyi bagaja valiz vermek pahasına yanımıza alıyoruz ve sabah ilk sütü ve gece yatmadan önceki sütü bununla sağıyoruz. eğer toplantınız kaldığınız otelde ise öğlen de bununla sağım yapmak iyi olur tabi. eğer değil ise yanımızda bir adet de portatif cihaz olmalı.
2- toplantı ziyaret yapılan yerleri ilk girdiğimizde inceleyip sütü nerede sağabileceğimize bakıyoruz. sonra toplantı, görüşme programına göre en baştan sütü ne zaman sağabiliriz belirliyoruz. danışabileceğiniz birileri varsa mutlaka danışın, bu çok doğal bir talep, yerli yabancı bu konuda yardıma herkes hazır oluyor. oldu ki mecbur kaldık, tuvalette de sağım yapabiliriz. eğer süt taşıyacaksanız ve tuvalette sağıma mecbur kalır iseniz hijyene dikkat etmek şart.

bu şekilde 4-5 günlük uzaklaşmayı çok rahat yönetiyorum. Alisa da bu arada benim ekstra sağım zamanlarından arttırdığım sütleri içiyor.

Günübirlik seyahat : 
özellikle sabah uçağı ile gidip, koştur koştur iş takibi yapıp akşam uçağı ile dönülen seyahatler. gerçekten çok zor oluyor ama imkansız değil.

Yanımızda "pilli" bir cihaz olmalı. ben lansinoh çiftli, pilli cihazı öneririm. bence fiyat/performans olarak çok verimli bir makine.

günlük program, nerelere gidilecek kafamızda canlandırıp, süt sağılacak saat(ler)i tespit ediyoruz. bu benim için şöyle. uçaktan iner inmez, eğer bir yarım saat vaktim var ise, bebek odasına gidiyordum ve sütü çiftli pilli cihaz ile 15-20 dk da sağıyordum. böylece iş partnerlerimin vaktinden çalmadan bu işi halletmiş oluyorum. bu sütü akşama kadar dayanmayacağından döküyordum. sonra yemek yenilen yerde de müsait bir yer belirlemeye çalışıyodrum, mümkün ise sağıyordum. bu her zaman mümkün olmuyor çünkü yemek iş yemeği olabiliyor. en son da havaalanında güvenlikten geçtikten sonra sağım yapıyordum ve kış aylarında da denk geldiğinden o sütü İstanbul'a taşıyordum.
yani havalimanındaki bebek bakım odaları ve pilli makine güzel fikir.
ayrıca Medela'nın tek kullanımlık temizleme mendilleri var. o mendiller ile aparatları temizleyebilir ve bir sonraki sağıma temiz aparat elde edebilirsiniz. TR'de var mı bilmiyorum ama ben ABD'ye giden bir arkadaşımdan rica ettim. keşke önceleri de olsaymış bunlardan. 




Emzirme arası verme:
işte en zoru bu. biz tam 3 hafta sadece tıbbi mama kullanıp emzirmeye ara vermek zorunda kaldık. 6 aylıktı, sürekli yanımdaydı ve emzirmiyordum. psikolojik zorluklarına hiç girmemeyim ama 3 gün sonra alışmıştı. hem biberon verip hem sağım yapmak ayrı zordu ama bunun da üstesinden gelinebiliyor.

Tam 3 hafta yukarıdaki yatılı uzaklaşma taktiği ile sağım yaptım.
Ancak şu adımı da ekledim, günde en az bir kere, özellikle duş alırken elle de sağım yaptım. elle sağım bebek emmesini en iyi taklit eden yöntemmiş. ayrıca normal sağımlardan sonra da kalan sütü 10-15 hamle ile elimle akıttım.
süt azalıyor mu azalıyor, ama bebek emince yine artıyor.
Özetle süt işi, inanma, azim, planlama ve su içme işi :)
Yiyip içtiklerim arttıkça ve de Alisa büyüdükçe hiç de öyle anlatıldığı gibi memeye yapışan bir çocuk olmayınca emzirme beni hiç zorlamadı.

Emzirmeye veda kısmı...
Kızım meme konusunda etraftakilerden duyduğumdan farklı bir bebek oldu hep, o yüzden bu kısımla ilgili taktiğim vs yok :)
Alisa zamanla işten eve döndüğümde meme alma işini bıraktı, birkaç fırt çekip arkasını dönüyordu. Düzen 14-15 aydan sonra sabah kalkınca ve gece yatmadan şeklinde oluştu. sağmayı da kademeli olarak bıraktım (önce sabah ekstra sağımı, sonra işyerini ve  gece sağımı bıraktım)
Alisa 17 aylık olduğunda artık akşamları sadece birkaç fırt çekiyordu, sadece sabah emiyordu, ona da emmek denirse. aslında çocuk emmeye hevesli değildi ama ben yine de veriyordum meme, vermesem aramıyordu ama biliyordum. eh süt de azalmıştı tabi az emince, benim rasyonel annesi kılıklı bebe de süt gelmeyince çekmek istemiyordu.
Yine de emziririm diyordum ben. uykumu bölmüyor, mememe yapışıp kalmıyor. eh diyetim de inek sütü ve kuruyemişler harici fena değil, bana ne zararı var ki modundaydım.
İşler 1.5 yaşına günler kala değişti. aslında 6-7 aylık olduğundan beri içimde nörolojik gelişim ile ilgili beslediğim endişeler iyice su yüzüne çıktı. 15 aylıkken yoğurt (keçi) yedirebilmeye başlamıştım kızıma ve sanki gelişimde de iyice duraksama olmuştu. Bağırsak emiliminden şüphelendi doktor, yoğurdu kesin isterseniz dedi.
Doğum günümde oturdum düşündüm, kızım zaten emmeyi kademeli olarak bırakmıştı. bende ise, terapilerle ve olağanüstü yoğun emekle gireceğim bu dönemde, bir de "yediğim acaba bağırsak emilimini etkiler mi" psikolojisine dayanma sabrı yoktu, 1.5 yaşında kızımın günde birkaç dakika emdiği sütün faydası ile benim diyetle fiziki ve mental olarak yorulmamın yarar zarar dengesini kurdum kafamda.
Hemen ertesi gün sabah emzirip sonra "meme bitti" dedim kızıma, büyüdün sen artık. Zaten talep etmediği için pek zorlanmadık. Aynı gün MR'da uyusun diye sakinleştirmek için 1 dakikalık emzirme son oldu.
1aydır bana düşkünlüğünün arttığını hissediyorum, yani pek emin de değilim ama uykulu ve ağlamaklı zamanlarında saçlarıma yapışmayı ve kopartmayı arttırdığı kesin. Biraz da huysuzluk oldu, belki de o birkaç dakika onu rahatlatıyordu kimbilir. Bizdeki yan etki bu oldu sadece :)
Eminim ki her şey yoluna girecek, bugünleri kızıma gülümseyerek anlatacağım.
İçtiği sütlerin bir ömür faydasını görür inşallah...



25 Ağustos 2017 Cuma

İki bebekle bir Avrupa gezisi anıları (Almanya, Avusturya, İsviçre, Fransa)

Bu yaz tatilinde şirketim "shut down" yaptı. yani 3 hafta boyunca, hepimiz aynı anda izindeydik. Ramazan bayramını da kapsayan bu 3 haftanın 1 haftasını, yani bayramı, annemlerin yanında, bir hafta kadarını evde ve tam ortasındaki 10 günü de çok güzel bir gezide geçirdim.
Daha önce Emre, kardeşim, eşi ve ben şeklinde yaptığımız geziler, 4 gün ara ile doğan bebelerimiz sebebi ile 6 kişilik hale geldi.


Bu bebeklerimiz ile ilk yurtdışı deneyimi idi ve şu an bakıyorum ki bu deneyim için oldukça detaylı bir rota çizmişiz.


İskandinavya, Doğu Amerika, İsviçre-İtalya, İsviçre-Fransa, İsviçre-Almanya alternatifleri arasında gezinirken; amacımız rahat araba kiralayabileceğimiz, vize alırken sıkıntı yaşamayacağımız - ve mümkünse sadece giriş çıkışı kapsayan vize değil de bir kez daha bizi yurtdışına çıkarabilecek bir vize imkanı sağlayacak bir rota belirledik.


Tüm hesap kitap yapıldığında, giriş ve çıkışın Almanya olmasına karar verdik. Not düşeyim ki, bir arabayı Almanya'da kiralayıp İsviçre'de teslim etmeyi denerseniz one way fee adı altında 120€ gibi bir bedeli gözden çıkarmalısınız. Almanya'nın başka bir şehrine teslimatta bu 20€ idi. Araba işi bize sandığımızdan pahalıya mal oldu diyebilirim. İki araba kiralamak istemedik, tek araba olunca da ancak 9 kişilik araçlara sığabiliyorduk. Bu araçları havalimanından teslim alıp havalimanına bırakmak için ödeyeceğiniz extra ücret ise 250€; premium location fee diyorlar buna. Standart binek araçlarda bu ücret yok.


Uçak biletlerimizi Münih gidiş ve Stuttgart dönüş şeklinde aldık. Geri döndüğümüzde rotamızı aşağıdaki şekilde haritaya dökebildim: