ev etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ev etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Eylül 2011 Pazartesi

haberler haberler haberler...

günü gününe yazmayı çok istesem de olmuyor, olamıyor :) o kadar büyük bir koşturmadayım ki, malum...

peki ben ne yaptım bu bayramda?

cumartesi sabah erkenden düştük yola ve İzmir'e gittik, Forum Bornova'da dolanıp, Alsancak'daki şık butiklere girdik. ve İzmir'deki ilk günümüzde, Emre'nin İstanbul'da beğenip bedenini bulamadığı gömleği ve de benim İstanbul'da çok beğenip numarasını bulamadığım ayakkabıyı bulduk.

Nine west'i seviyorum, bir kere buçuklu numaraları var, ve de "bride" diye koleksiyon da yapmış. şahsen İnci, Hotiç, Kemal Tanca'da pek seçenek göremedim ben. neyse burda bir ayakkabıyı çok beğendik ama ne yazık ki ayağıma uyan numarası yoktu İstanbul'da, eh ayakkabı sezon sonu, indirimli filan, bırakmamışlar tabii. ama ne oldu? Alsancak'ta kalabalık olmayan, sessiz sakin bir pazar günü (sevgilim herkesin Çeşme'de olduğunu, bu yüzden boş olduğunu söyledi :)) buluverdim ayakkabımı.

resmi aşağıda, bu ayakkabıyı nikahımda kullanacağım. düğünüm için ise hemen yanında görülen sarı ayakkabılarımı yaptırdım ve geçen hafta teslim aldım :)

 

sonraaaaa, İzmir'de gezerken, kınaya giyeceğim elbiseyi de buldum. tamam annem uzun, kırmızı bir şeyler dedi ama ben gittim ve siyah, straplez ve mini bir elbise aldım, napıyım :) artık elbise, nikah sonrası huzurlarınızda;)

izmir turumuzda eski foça'da balık, yeni foça'da dibek kahvesi de vardı tabii. hafiften dinlenerekten geldim geri. hemen evin işlerine koyuldum. küçük evimizde, ikea ve koçtaş dokunuşları yaptık, fonksiyonellik kazandırdık. mesela mutfağımıza bir bıçak kaşık askılığı, açılır kapanır bir masa ve iki minik tabure, havlu askısı filan ekledik, gözüme çok şirin görünüyor şu an :)


sonra banyoya da bir dokunduk, ikea dolap, raf (tamam burda raf henüz yok, kesilmeyi bekliyor ama dolabın hemen altında yeri mevcut), aynalar, koçtaştan sabunluk, etajer, diş fırçalık; eminönü'nde saç kurutma makinesini asmak için zımbırtı, her şeyi monte ettik. lavabonun altında deterjanlar için bir sepet, aynı hasırdan bir kirli sepeti ve makine üstü süs havlusu sepeti ve yine hasır kutu yerleştirdim. küçük bir alan daha verimli kullnılamazdı doğrusu. burda gözü tırmalayan tek şey şu sarı- kırmızı havlular, napalım serde fanatiklik var :)


gelelim yemek masası ve konsolumuza:) bunları Lazzoni'de görür görmez vurulmuştum, artık bizimler. montajında ufak tefek sorun çıktı ama düğün sonrası eğileceğim bu konuya :)



salon koltuğumuz :)




küçük kırmızı odamız :)


vee annemin kokoş örtüsü ile süslü odamız, bu örtüyü bir ara yok edeceğim :)



bunların dışında ufak bir tuvaletimiz ve bir de ütü/ardiye odamız var, onların resmini çekememişim.

işte ben bayramda evi bu hale getirdim, çook yorucu oldu ama değdi :)

akşam gelinliğimi teslim alacağım, yarın saç provam var, perşembe günü kına gecemiz. bugünler ne çabuk geçti de zaman geldi, inanamıyorum şu an, çook heyecanlıyım :)

18 Ağustos 2011 Perşembe

sadece 22 gün kaldı ama...

evet sadece 22 gün kaldı.

ama ben çok yorgunum.

artık sabahları yataktan kazıyarak kaldırıyorum kendimi, sanki her tarafım ağrıyor.

fiziksel yorgunluğum üzerine, aksilikler ekleniyor, enerjim düşüyor.

kendimi toplamak ve enerjik olmak istiyorum, mutluyum çünkü ama elimde değil bu.

cumartesi çeyiz yerleştireceğim ama yemek odasının da parçalarını unutmuşlar, tamamlanamadı, konsol yarım yamalak duruyor ortada.

10 günde gelir denilen bulaşık makinesi ortalarda yok, cumartesi kullanmamız lazım ama.

ocağımızı servis takmadığı için, ev sahibi bir adam yolladı, bozuk bu dedi ama açıldığı için değiştiremezdik artık, canım sıkıldı, neyse Emre bir yolunu buldu ve halletti.

gelinliğim de gelmedi, aynı yerden (Pronovias), benden sonra alanlar provalarına bile gittiler, üstelik düğünleri benden sonra.

sadece 22 gün kaldı ama benim tahammül düzeyim düştü sanki. ailemi, emre'yi, arkadaşlarımı kırmaktan ve üzmekten çok korkuyorum :(

sanırım işyeri ile konuşup extra izin isteyeceğim, gerekirse seneye sadece 3-4 gün izin yaparım ama şu an ihtiyacım var benim buna.

kendimi toplamak ve pozitif olmak istiyorum yine.

ve umarım bugün bunu başarabilirim :)

15 Ağustos 2011 Pazartesi

evimizde ilk yaşam izleri :)

cumartesi günü digiturk, tv sephası geldi ve televizyonumuz kuruldu, evde tv sesi olunca gülümseme yayıldı ikimizin de yüzüne. sevgilim evdeki tek koltuğun bir parçasını şimdilik salona aldı, salon koltuğumuz gelene kadar tv izleyebilmek için.

cuma günü ise perdelerimiz gelmişti. birden o bomboş ev sıcacık bir hal aldı. gerçi salon tülünün bir parçasını uzun ve bir parçasını kısa yapmışlardı ama pazar günü düzeltilmiş halde getireceklerini söyleyerek gittiler.

pazar günü ise oldukça yoğun geçti. sevgili kardeşim ve ben bizim işyerinin kamyoneti ile sevgilimin evine gittik ve onun eşyalarını yüklendik. oldukça sıcak olan havada, sinirler gerildi doğrusu, hele oruçlu olan kardeşimin hali daha da acıydı. bunlar tatlı gerginlikler deyip geçtim sonra. eşyaları yeni evimize taşıma kısmında ise daha şanslıydık. bizim perdeciler yamuk yaptıkları tülü getirmişlerdi aynı saatlerde, büyük parça eşyaların da ucundan tuttular, sağolsunlar.

ev şu an dağınık, sadece emre'nin yatacağı odaya yatağını attık ve bu gece o evimizde kaldı. sabah doğalgazı çalıştıramamış, götürdüğüm ütüyü kurup gömleğini ütüleyememiş filan, daha çoook iş var evde :)

evimizde yaşam başladı ama çok güzel bir duygu bu. market alışverişi yaptık, buzdolabımızı sildim ve içine yiyecek yerleştirdim.

hafta içi ise yemek odamız, koltuğumuz ve cuma günü yatak odamız gelecek.

artık bu evde yaşamama az kaldığını iyiden iyiye hissediyorum.

9 Ağustos 2011 Salı

itina ile dolap yerleştirilir :)

bakmayın güldüğüme, öldük dün yorgunluktan...

biz iki alık, kıç kadar mutfağımıza siemens'in kocaman boyutlarındaki buzdolabını almıştık, ama yerini ölçmüştük, sıkıntı yok demiştik, napalım kira burası, varsın tüm mutfağı kaplasın, bir daha ne zaman değiştireceğiz filan...

dün adamlar dolabı getirmişler, hesap etmediğimiz şeyler sebebi ile mutfak kapısından ucu bile geçmemiş valla.

- sol taraftaki mutfak dolabından geçmesi imkansız
- kapı üste doğru kemer yapıyor, üst taraftan geçmiyor buzdolabı

adamlar, dolabı sökerseniz, alttan yatırarak geçirirsiniz muhtemelen demiş.

akşam geçen sene evlenmiş iki arkadaşımız takımlarla, matkapla geldi, üstelik oruçlulardı, çok mahcup oldum :(

dolabı söktük sol duvardan, ama buzdolabını yatıracak bir alan ne holde var, ne de mutfakta, 4 kişi öldük, bittik ve olmadı geçmiyor, anca kenarları çiziliyor buzdolabının.

aklımdan iki seçenek geçti, ya o kemerleri kırcam ve yeniden yapcam, ya da buzdolabını başka bir yerde kullancam. değiştirmeyi katiyen düşünmüyorum, kiralık eve göre buzdolabı seçemezdim zaten.

bunları düşünürken, tezgah altındaki dolabın geniş olduğunu fark ettim, o dolabın da kapaklarını sökersek, dolabı oranın içine yatırır gibi yapıp, içeri çeker çekmez dikebiliriz diye düşündüm, hepimiz o kadar hırs yapmıştık ki kimse itiraz etmedi, o dolabın da kapakları söktük. önden iki kişi kaldırır gibi yaptı, dolabın içindeki alana uzattı, yukarıyı kurtarıp hoop dik hale getirdik:)

dolap mutfağa sığdı, ama geri çıkabileceğini sanmıyorum :) mutfak dolabı kapaklarını geri taktık ama sol duvardan söktüğümüz dolabı emre istemedi geri takmak, kocaman buzdolabı mutfağımızı iyice miniltmişti çünkü. biz de aldık o dolabı şimdilik balkona atıverdik, napalım:)

nacizane tavsiye; beyaz eşya için sadece duracağı alanı değil, petekler, dolapları, kirişleri, kemerleri her yeri hesaba katın, sonra kucağınızda kilolarca ağırlıkta biz buzdolabı ile kalabilirsiniz bizim gibi :)

dün evimizde ilk yemeği de yedik, dışardan söylediğimiz çorba/dürümler ile. eh çorba için kaşık yoktu, biz de plastik bardağa koyup içtik :)



bizim atletle dolaşan damat yok fotoğrafta ama ben yine de ekleyeyim bunu :)




26 Temmuz 2011 Salı

evime gitmek istiyorum

yeni kuracağım eve yani, habire gitmek istiyorum, elimde değil...

evde hiç eşya yok, bir L koltuk haricinde, ama ben gitmek istiyorum yine de. 1 haftayı geçti görmedim, hatta o koltuğu bile göremedim henüz.

insanın kendi evinin olması ayrı bir duygu imiş, çok farklı bir şey bir evin çocuğu olmaktan, bir evin sahibi olmaya geçmek.

bu akşam bir uğrayacağım, bahane bulunur elbet :)

21 Temmuz 2011 Perşembe

ilk eşyamız geliyoooor

biraz önce Yataş'tan aradılar. geçen hafta içerideki bir oda (aslında bizim mutfak devamı olarak kullanmayı planladığımız keyif odası bu) için aldığımız L koltuk yarın geliyormuş.


şu anda evimiz bomboş, elimde sadece boş resimleri var. yarın kardeşim kapıyı açacak ve ilk eşyamız yerleşecek evimize. içim pırpır oldu, gözlerim doldu filan. aslında öyle duygusal, romantik birisi sayılmam ama yine de evimizin kurulmaya başladığı fikri kalbimi daha bir attırdı şu an.



 

 

17 Haziran 2011 Cuma

ev-lenmek...



ne demişler adına : evlenmek; yani aslında "ev" kökü var fiilde.

biz de bu aralar yollara düştük, nerde tutacağımızı bilmeden, ama nasıl bir ev istediğimizi az çok bilerek. aslında düzgün bir bütçe ayırmışız, hani uzaktan konuşanlar "ohoo o parayı verirseniz kral gibi ev bulursunuz" diyor. ilgisi yok efendim. baktık baktık, bulamadık hem kesemize hem de kafamıza göre. nihayetinde yeni evleniyorsun, eşyalar yeni, e gençsin şehir merkezinden kopamıyorsun vs vs sebepler var; hepsinin üzerine canım anneciğimin de hastalığı eklendi, iyice zorlaştı bu konu bizim için. yine de annemiz iyi olsun da, elbette biz ev buluruz.

işte ev arama maceramızdan birkaç çıktı:
  • eğer bir emlakçı elinde "temiz" ev var diyorsa, bilin ki en fazla sadece badanası yapılmıştır. mutfak dolapları eski, banyosu duşakabinsiz, parkeleri çizilmiş olabilir, camlarının pimapen olmama ihtimali yüksektir.
  • eğer bir emlakçı size "full yapılı" diyorsa, bilin ki mutfağı banyosu temiz ama eskidir, yani elden geçmiştir.
  • eğer ki emlakçı size "lüks" diyorsa, bilin ki mutfak dolapları laminant ve de banyosunda küvet/duşakabin olan normal bir evdir.
  • eğer bir emlakçı size " normal, idare eder, fena değil" diyorsa, evi görmenize gerek yok.
  • caddeye 5 dakika denilen evler, emlakçı yürüyüş mesafesidir, sizin adımlarınızla en az 15 dakika sürer.
  • daha önce duymadığınız merkezi lokasyon ise söz konusu olan, önünden en fazla bir otobüs geçiyordur. emin olun, istanbullu iseniz aşağı yukarı tüm merkezi yerleri bilirsiniz.
  • yıllardır oturduğunuz evin bir sokak aşağısındaki ev "deniz görüyor" diye 1500 TL'ye kiralık verilebilir şaşırmayın.
  • çocukken annenizin sizin oynamanıza izin vermediği "tehlikeli" yerler, bu aralar 2000 TL'lik evlere sahiplik yapabilir.
  • hayalinizde makul bir kirayla ankastre mutfaklı, hilton banyolu evde yaşamak varsa, Ispartakule'ye filan gitmeniz lazım; işyerlerinizin konumu uygun ise düşünün.
  • şehir merkezinde 2000 TL bile kira verseniz, sıfır; ankastre, tertemiz bir evde oturma şansınız yok. merkezden kasıt yerler, arabayla merkezi değil, bayağı metrosu, tramwayı, metrobüsü, otobüsü, vapuru vs olan yerlerdir.
  • aslında ev baktıkça hayalinizdeki eve yaklaşmıyorsunuz, bir süre sonra kafanızda olmayan tarzda evler bile aklınıza yatıyor.
  • internetteki fiyatlardan her zaman 100-200 aşağıda düşünün, şişirilmiş o fiyatlar.
  • etraftakiler "aa kira vermek yerine krediye girin ayol" diye akıl verebilirler ama o iş o kadar kolay değil, şehir merkezinde bir ev almak için ömür boyu kredi ödemek lazım hiç birikim yok ise eğer.

neyse umudumuzu yitirmiyoruz, elbet süper olmasa da istediğimize yakın bir şey olacak, yeter ki sağlık olsun demişler, bence doğru demişler :)