geçen senenin baharı getiren günü bana : 16 Nisan
Söz verdiğimiz ve alyansları parmağımıza geçirdiğimiz günün üzerinden tam 1 sene geçmiş.
o alyanslar bir ömür bizlerle kalsın...
Bahar geldi mi, geliyor mu derken; yağan yağmurlar gösterdi ki, yok anacım gelmemiş bu mevsim sanki. yağmur yağmasından öte, bahar yağmuru gibi yağmadı ki mübarek...
Hafta sonu güzel havada bir İzmir planlamıştık, hmm tur güzel oldu ama hava için aynı şeyi söyleyemem doğrusu.
Olduça zor gittik İzmir'e. 2 hafta önce, babacığımın ameliyat durumunu öğrenince, üzerine bir sürü para bayılıp değiştirdiğimiz biletlerden bana ait olanı yine kullanılamadı, niye mi? ofisten çıkamadım, iş fenaydı ve Cuma akşamı kaldım ofiste. Kocamı İzmir'e gönderip, ben baba evine gittim. Sanırım özlemişim eski yatağımda uyumayı, gidemeyişim sinirlendirse de eski yatağımda bir gece ve aprtman arkadaşımla eski günlerdeki gibi muhabbet iyi geldi. e Cumartesi ilk uçakla (kargalar kahvaltı etmeden) yetiştim İzmir'e ben de.
Kahvaltı diyince.. benim dukan hafta sonu azcık yalan oldu yahu. her iki sabah da yarım simit (aa gevrek o gevrek :)) yedim, ne kepeğim vardı ne ekmeğim, ne yapayım :(
he bir de akşam sofrasında balığa eşlik eden sarmalardan da azcık kaçırdım, ya sanırım pişmen değilim:s
Salon tam bir derbi tasarımında, masanın yeri değiştirlmiş, büyük televizyon buraya alınmış, hatta elektrikçi çağırılmış ki şöyle ailecek maç seyredelim. evet yağmura takıldık işte, ailecek survivor izlemek durumunda kaldık yani :)
Pazar nispeten daha iyi bir havayı İzmir'de bırakıp, 2 saat rötar yapan uçağımızla döndük şehrimize.
artık kaldığımız yerden, iş güç, koşturmaca devam edeceğiz.
dukanı da nasıl olsa bozuldu diye bırakmadım vallahi, sabah yoğurt, yumurta, peynir üçgenimi kurdum yine. ben istediğim kiloya ineceğim, kaçarı yok.
akşam da İnönü deplasmanından 2-0 galip çıkınca değmeyin keyfime vallahi...
çalışmak lazım tabii. amaan çalışırız, ne yapalım di mi? Sağlık olsun da...
izmir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
izmir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
17 Nisan 2012 Salı
17 Ocak 2012 Salı
İzmir'den...
Cuma akşamı, rötar yapmadığını iddia eden ama bizi kapalı uçak içerisinde 1.5 saat kıpırdamadan bekleten bir Onur Air uçuşu ile İzmir'e gittik.
Amaç büyüklerimizi görmek ve hasta ziyareti idi. Yine de küçük kaçamaklarla Bostanlı'ya uzanıp bir Türk kahvesi içmeyi, denizi seyretmeyi ihmal etmedik.
İzmir'e kocamaan bir Medical Park açılmış biz görmeyeli.
İstanbul'u son 10 yıldır deli gibi saran kentsel dönüşüm, İzmir'de de artık tam gaz bir de. Soyak Mavişehir'e pahalı, Mavişehir'in tepe kısımlarına daha uygun fiyatlı (ne kadar uygun denirse buna) dairelerini dizmiş. İstanbul ile kira farklarından yola çıkarak ( Emre'nin ablası, bizim sokak binasına verdiğimiz paranın aynısını verip, deniz kenarı ve havuzlu bir sitede oturuyor da), herhalde daireler satılık için daha uygundur, ileriyi düşünerek bir kredi hesabı mı yapsak dedik ama kiralanırken ucuzlar ama satış fiyatları İstanbul ile aynı!! Yok artık bu memlekette, taksitle ev alma, güzel bir yerde ve sitede oturma hakkı zenginlere ait. bizler ancak zenginlerin yatırım amaçlı aldıkları 10. dairesinde belki kiracı olarak takılabiliriz :)
İstanbul'a kar yağmış, iletilerde gördüm face ve twitter'da. İzmir'de ise sağanak vardı, feci yağıyordu yağmur. karı kaçırdım diye üzülürken, dün akşam yakalandık kara. sanırım hafta sonu iletilerde yazdığı gibi "huzur yağmadı" ama olsun, kar kardır. Şu an plazanın camından, beyaz manzaramı izliyorum işte :) Şu plaza camlarını da bir garip yapıyorlar, oysa resimler adam gibi çıksa, dört mevsim boyunca manzaramı ekleyebilirdim bloğuma.
güzel bir hafta mı bu hafta? öyle diyelim öyle olsun!
Amaç büyüklerimizi görmek ve hasta ziyareti idi. Yine de küçük kaçamaklarla Bostanlı'ya uzanıp bir Türk kahvesi içmeyi, denizi seyretmeyi ihmal etmedik.
İzmir'e kocamaan bir Medical Park açılmış biz görmeyeli.
İstanbul'u son 10 yıldır deli gibi saran kentsel dönüşüm, İzmir'de de artık tam gaz bir de. Soyak Mavişehir'e pahalı, Mavişehir'in tepe kısımlarına daha uygun fiyatlı (ne kadar uygun denirse buna) dairelerini dizmiş. İstanbul ile kira farklarından yola çıkarak ( Emre'nin ablası, bizim sokak binasına verdiğimiz paranın aynısını verip, deniz kenarı ve havuzlu bir sitede oturuyor da), herhalde daireler satılık için daha uygundur, ileriyi düşünerek bir kredi hesabı mı yapsak dedik ama kiralanırken ucuzlar ama satış fiyatları İstanbul ile aynı!! Yok artık bu memlekette, taksitle ev alma, güzel bir yerde ve sitede oturma hakkı zenginlere ait. bizler ancak zenginlerin yatırım amaçlı aldıkları 10. dairesinde belki kiracı olarak takılabiliriz :)
İstanbul'a kar yağmış, iletilerde gördüm face ve twitter'da. İzmir'de ise sağanak vardı, feci yağıyordu yağmur. karı kaçırdım diye üzülürken, dün akşam yakalandık kara. sanırım hafta sonu iletilerde yazdığı gibi "huzur yağmadı" ama olsun, kar kardır. Şu an plazanın camından, beyaz manzaramı izliyorum işte :) Şu plaza camlarını da bir garip yapıyorlar, oysa resimler adam gibi çıksa, dört mevsim boyunca manzaramı ekleyebilirdim bloğuma.
güzel bir hafta mı bu hafta? öyle diyelim öyle olsun!
4 Kasım 2011 Cuma
İzmir yolcuları...
Annemler İstanbul'da yaşıyor. Gerçi yazın, bayramlarda ve de bazen kışın belli dönemlerinde Antalya'dalar ama 1. adresleri İstanbul:)
Salı günü gitti annemler Antalya'daki köyümüze. Valla hayalimiz, önce İzmir'e ordan Antalya'ya geçmekti, hem Emre'nin aileyi görecek hem de Emre artık bizim köyü görecekti.
Başka bahara kaldı. tatil sadece 5 gün...
O yüzden biz, İzmirdekileri çok az görme şansımız olduğunu göz önüne alarak, İzmir'e gitmeye karar verdik.
Bu bayram İzmir'deyiz dostlar.
Kordon'da bir kahve de sizin için içer, tavlada bir düşeş de size atarım ;)
Dilerim bu bayram ülkemizin üzerindeki kara bulutlar bir nebze olsun azalır.
he bir de hazır dilek dilemişken, dilerim bu hafta Galatasaray kazanır, yine maçı kaçırıyorum, bu sene şu kombinenin hayrını görmedim yaa!!
Mutlu bayramlar :)
Salı günü gitti annemler Antalya'daki köyümüze. Valla hayalimiz, önce İzmir'e ordan Antalya'ya geçmekti, hem Emre'nin aileyi görecek hem de Emre artık bizim köyü görecekti.
Başka bahara kaldı. tatil sadece 5 gün...
O yüzden biz, İzmirdekileri çok az görme şansımız olduğunu göz önüne alarak, İzmir'e gitmeye karar verdik.
Bu bayram İzmir'deyiz dostlar.
Kordon'da bir kahve de sizin için içer, tavlada bir düşeş de size atarım ;)
Dilerim bu bayram ülkemizin üzerindeki kara bulutlar bir nebze olsun azalır.
he bir de hazır dilek dilemişken, dilerim bu hafta Galatasaray kazanır, yine maçı kaçırıyorum, bu sene şu kombinenin hayrını görmedim yaa!!
Mutlu bayramlar :)
7 Ekim 2011 Cuma
kuafördeyiz ;)
Fotoğraf çekmecesinde yerimi aldım. artık fotoğraflarla anlatıma geçebilirim :)
dipnot düşmek istiyorum, Aylin'in yayınladığı, rötuşladığı fotolardan seçmemeye çalıştım, bunlar bana cd'de verdiği ham fotolarımdan, şimdilik :)
sabahleyin kuaförüme bıraktılar beni, yalnızdım, sadece 5 dakika için, sonra Aylin geldi ve taktı kamerasına kartını başladı çekmeye.
not düşelim: bu arada ailem ve akrabalarımız yolda ve gelmek üzereler, düğüne yakın bir yerde hazırlanacaklar.
Aylin fotoğraf makinesinin tuşuna bastığı her an ben heyecanlandım :)
anlatmıştım, Emre bey trafikte kaldı, biz Swiss otele yürüyerek gittik :) ay İstanbul'da da beni damat kuaförden almadı, yok içimde kaldı, yine evlenmek istiyorum ben :)


dipnot düşmek istiyorum, Aylin'in yayınladığı, rötuşladığı fotolardan seçmemeye çalıştım, bunlar bana cd'de verdiği ham fotolarımdan, şimdilik :)
sabahleyin kuaförüme bıraktılar beni, yalnızdım, sadece 5 dakika için, sonra Aylin geldi ve taktı kamerasına kartını başladı çekmeye.
Kuaförüm için not düşmek isterim, çok nazik ve kibar insanlardı. saçımı yapan kişi, bir gün önce saçıma 10-15 tane topuz, yarım toplu, düz, dalgalı, kıvırcık modeller denedi, kafamdakini az çok bilse de "içinde kalmasın, gör" dedi. herkese lazım böyle kuaför valla.
kuaförüm Alsancak'ta, Fenerium'un olduğu, köşede Sevinç pastanesi olan bulvardaydı (Allahım, sokağın adını unuttum, bir de tarif için Fenerium'u kullandım, cık cık cık :))
gelen giden arkadaşlarım oldu yanıma, nasıl güzel bir duygu, hepsi İstanbullu- aa pardon Umutcum artık Ankaralı- ama hepsi bir Cumartesi sabahında İzmir'de benimle. liseden beri canım olmuş Nadirem, aynı apartmanda acı tatlı tüm gençlik anılarıma imzasını atmış Serpilim, üniversitenin başından beri kahrımı çeken Burcu ve Yaseminim, hatta üniversitenin üstüne bir de iş hayatında beni çekmiş olan Baharım... iş hayatının başından beri yanımda olan, belli yaştan sonra arkadaş bulunmazmış yahu diyenlere kapak olarak takmak istediğim Umutum ve Şehribanım... hepsi ordaydı. Biri başka ülkede, diğeri ise lise arkadaşının düğününde olmak zorunda olan Nilcimi ve Selinimi de andım, eminim imkanlar elverse koşa koşa orda olurlardı. bazıları başka kuaförlere dağıldı, bazıları gitti Kordon'da bira içti, ikisi gelinliğimi giydirip koşa koşa geri döndü hazırlanmak için. onların yanımda olduklarını bilmek çok güzeldi.
not düşelim: bu arada ailem ve akrabalarımız yolda ve gelmek üzereler, düğüne yakın bir yerde hazırlanacaklar.
Aylin fotoğraf makinesinin tuşuna bastığı her an ben heyecanlandım :)
babetlerimi hatırladınız mı?
anlatmıştım, Emre bey trafikte kaldı, biz Swiss otele yürüyerek gittik :) ay İstanbul'da da beni damat kuaförden almadı, yok içimde kaldı, yine evlenmek istiyorum ben :)

giyinme ve hazırlanma fotoğraflarında görüşmek üzere ;)
Etiketler:
fotoğraf,
fotoğraf çekmecesi,
fotoğrafçı,
izmir,
kuaför
5 Eylül 2011 Pazartesi
haberler haberler haberler...
günü gününe yazmayı çok istesem de olmuyor, olamıyor :) o kadar büyük bir koşturmadayım ki, malum...
peki ben ne yaptım bu bayramda?
cumartesi sabah erkenden düştük yola ve İzmir'e gittik, Forum Bornova'da dolanıp, Alsancak'daki şık butiklere girdik. ve İzmir'deki ilk günümüzde, Emre'nin İstanbul'da beğenip bedenini bulamadığı gömleği ve de benim İstanbul'da çok beğenip numarasını bulamadığım ayakkabıyı bulduk.
Nine west'i seviyorum, bir kere buçuklu numaraları var, ve de "bride" diye koleksiyon da yapmış. şahsen İnci, Hotiç, Kemal Tanca'da pek seçenek göremedim ben. neyse burda bir ayakkabıyı çok beğendik ama ne yazık ki ayağıma uyan numarası yoktu İstanbul'da, eh ayakkabı sezon sonu, indirimli filan, bırakmamışlar tabii. ama ne oldu? Alsancak'ta kalabalık olmayan, sessiz sakin bir pazar günü (sevgilim herkesin Çeşme'de olduğunu, bu yüzden boş olduğunu söyledi :)) buluverdim ayakkabımı.
resmi aşağıda, bu ayakkabıyı nikahımda kullanacağım. düğünüm için ise hemen yanında görülen sarı ayakkabılarımı yaptırdım ve geçen hafta teslim aldım :)

sonraaaaa, İzmir'de gezerken, kınaya giyeceğim elbiseyi de buldum. tamam annem uzun, kırmızı bir şeyler dedi ama ben gittim ve siyah, straplez ve mini bir elbise aldım, napıyım :) artık elbise, nikah sonrası huzurlarınızda;)
izmir turumuzda eski foça'da balık, yeni foça'da dibek kahvesi de vardı tabii. hafiften dinlenerekten geldim geri. hemen evin işlerine koyuldum. küçük evimizde, ikea ve koçtaş dokunuşları yaptık, fonksiyonellik kazandırdık. mesela mutfağımıza bir bıçak kaşık askılığı, açılır kapanır bir masa ve iki minik tabure, havlu askısı filan ekledik, gözüme çok şirin görünüyor şu an :)
gelelim yemek masası ve konsolumuza:) bunları Lazzoni'de görür görmez vurulmuştum, artık bizimler. montajında ufak tefek sorun çıktı ama düğün sonrası eğileceğim bu konuya :)
salon koltuğumuz :)
küçük kırmızı odamız :)
vee annemin kokoş örtüsü ile süslü odamız, bu örtüyü bir ara yok edeceğim :)
bunların dışında ufak bir tuvaletimiz ve bir de ütü/ardiye odamız var, onların resmini çekememişim.
işte ben bayramda evi bu hale getirdim, çook yorucu oldu ama değdi :)
akşam gelinliğimi teslim alacağım, yarın saç provam var, perşembe günü kına gecemiz. bugünler ne çabuk geçti de zaman geldi, inanamıyorum şu an, çook heyecanlıyım :)
peki ben ne yaptım bu bayramda?
cumartesi sabah erkenden düştük yola ve İzmir'e gittik, Forum Bornova'da dolanıp, Alsancak'daki şık butiklere girdik. ve İzmir'deki ilk günümüzde, Emre'nin İstanbul'da beğenip bedenini bulamadığı gömleği ve de benim İstanbul'da çok beğenip numarasını bulamadığım ayakkabıyı bulduk.
Nine west'i seviyorum, bir kere buçuklu numaraları var, ve de "bride" diye koleksiyon da yapmış. şahsen İnci, Hotiç, Kemal Tanca'da pek seçenek göremedim ben. neyse burda bir ayakkabıyı çok beğendik ama ne yazık ki ayağıma uyan numarası yoktu İstanbul'da, eh ayakkabı sezon sonu, indirimli filan, bırakmamışlar tabii. ama ne oldu? Alsancak'ta kalabalık olmayan, sessiz sakin bir pazar günü (sevgilim herkesin Çeşme'de olduğunu, bu yüzden boş olduğunu söyledi :)) buluverdim ayakkabımı.
resmi aşağıda, bu ayakkabıyı nikahımda kullanacağım. düğünüm için ise hemen yanında görülen sarı ayakkabılarımı yaptırdım ve geçen hafta teslim aldım :)
sonraaaaa, İzmir'de gezerken, kınaya giyeceğim elbiseyi de buldum. tamam annem uzun, kırmızı bir şeyler dedi ama ben gittim ve siyah, straplez ve mini bir elbise aldım, napıyım :) artık elbise, nikah sonrası huzurlarınızda;)
izmir turumuzda eski foça'da balık, yeni foça'da dibek kahvesi de vardı tabii. hafiften dinlenerekten geldim geri. hemen evin işlerine koyuldum. küçük evimizde, ikea ve koçtaş dokunuşları yaptık, fonksiyonellik kazandırdık. mesela mutfağımıza bir bıçak kaşık askılığı, açılır kapanır bir masa ve iki minik tabure, havlu askısı filan ekledik, gözüme çok şirin görünüyor şu an :)
sonra banyoya da bir dokunduk, ikea dolap, raf (tamam burda raf henüz yok, kesilmeyi bekliyor ama dolabın hemen altında yeri mevcut), aynalar, koçtaştan sabunluk, etajer, diş fırçalık; eminönü'nde saç kurutma makinesini asmak için zımbırtı, her şeyi monte ettik. lavabonun altında deterjanlar için bir sepet, aynı hasırdan bir kirli sepeti ve makine üstü süs havlusu sepeti ve yine hasır kutu yerleştirdim. küçük bir alan daha verimli kullnılamazdı doğrusu. burda gözü tırmalayan tek şey şu sarı- kırmızı havlular, napalım serde fanatiklik var :)
gelelim yemek masası ve konsolumuza:) bunları Lazzoni'de görür görmez vurulmuştum, artık bizimler. montajında ufak tefek sorun çıktı ama düğün sonrası eğileceğim bu konuya :)
salon koltuğumuz :)
küçük kırmızı odamız :)
vee annemin kokoş örtüsü ile süslü odamız, bu örtüyü bir ara yok edeceğim :)
bunların dışında ufak bir tuvaletimiz ve bir de ütü/ardiye odamız var, onların resmini çekememişim.
işte ben bayramda evi bu hale getirdim, çook yorucu oldu ama değdi :)
akşam gelinliğimi teslim alacağım, yarın saç provam var, perşembe günü kına gecemiz. bugünler ne çabuk geçti de zaman geldi, inanamıyorum şu an, çook heyecanlıyım :)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
