Bugünü herkes bilir aslında... Kadınlar günü...
Ama ben daha iyi bilirim sanki :)
Aslında sayfalarca doldurmak isterdim bugün için, ne yazık ki acılı, yaslı zamanımıza rastladı bu sene.
peki geçen sene bugün nerdeydik? Rumeli Hisarında, karlı bir günde sevgilim bana evlenme teklif etmişti.
he önceki sene nerdeydik? o İzmir'de ben İstanbul'da, ama ikimiz de ekrana bakıyorduk gülümseyerek. o gün anlamıştık, birbirimiz için özel olduğumuzu, artık bir yola girdiğimizi.
Hayat sana teşekkür ederim, bana biricik eşimi verdiğin için...
aşk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
aşk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
8 Mart 2012 Perşembe
11 Kasım 2011 Cuma
11.11
tam iki yıl olmuş gözlerine bakalı
tam iki yıl olmuş ellerine dokunalı
herkes 11.11.11 uğuruna inanadursun sevgilim
benim uğur denilince aklıma sen gelirsin
11.11 denilince de 2009 yılı...
tam iki yıl olmuş ellerine dokunalı
herkes 11.11.11 uğuruna inanadursun sevgilim
benim uğur denilince aklıma sen gelirsin
11.11 denilince de 2009 yılı...
18 Ekim 2011 Salı
nişanımız var :)
birini Kasım 2006, diğerini Mart 2007'den beri tanıyorum.
bir tanesi ile yol arkadaşıyız, ucundan kıyısından hemşeriyiz.
çilli olan ise benim canım, iş hayatımızın ilk yıllarında ördüğümüz dostluğu ömür boyu taşıyacağımıza taa gönülden inandığım kuzum.
açıkcası, "aa artık düğün hazırlığım yok, aman tanrım" dediğim anda, şimdi canım arkadaşım için hazırlanmaya başlıyoruz.
ne denilebilir ki? sizi seviyorum...
not : sağ üstteki Şero oluyor :)
18 Ağustos 2011 Perşembe
hayaldi gerçek oluyor :)
ben seninle ilk başlarda, havalimanlarında değil iş çıkışlarında istiklal'de buluşma ihtimalimizi sevmiştim, hayaldi gerçek oldu :)


ben seninle galatasaray gol attığında telefonda değil, tribünde birlikte sevinme ihtimalimizi sevmiştim, hayaldi gerçek oldu :) birlikte kombine alma ihtimalimizi sevmiştim, hayaldi gerçek oldu :)

ben seninle akşamları farklı vasıtalara binmeyip, aynı yoldan aynı eve gitme ihtimalimizi sevmiştim, hayaldi gerçek oluyor :)
ben fotoğraf çekmecesi'ne seninle eklenme ihtimalimizi sevmiştim, hayaldi gerçek oluyor :)
ben seninle evimizin salonunda biralarımızı açmış cips yerken, galatasaray'ın deplasman maçını LCD tvmizden birlikte izleme ihtimalimizi sevmiştim. en güzel hayallerimden biri, gerçek oluyor :)
ben seninle, birkaç gün sonra başka şehire gideceğin hüznünü yaşamadan, samatya'da denizi seyrederken rakı kadehlerimizi tokuşturma ihtimalimizi sevmiştim, hayaldi gerçek oldu :)

ben seninle galatasaray gol attığında telefonda değil, tribünde birlikte sevinme ihtimalimizi sevmiştim, hayaldi gerçek oldu :) birlikte kombine alma ihtimalimizi sevmiştim, hayaldi gerçek oldu :)

ben seninle akşamları farklı vasıtalara binmeyip, aynı yoldan aynı eve gitme ihtimalimizi sevmiştim, hayaldi gerçek oluyor :)
ben fotoğraf çekmecesi'ne seninle eklenme ihtimalimizi sevmiştim, hayaldi gerçek oluyor :)
ben seninle evimizin salonunda biralarımızı açmış cips yerken, galatasaray'ın deplasman maçını LCD tvmizden birlikte izleme ihtimalimizi sevmiştim. en güzel hayallerimden biri, gerçek oluyor :)
12 Ağustos 2011 Cuma
biz...
herkesin bir tanışma hikayesi var, ama yıllar önce, ama yeni. bizim tanışıklığımızın rengi sarı-kırmızı.
biz yıllardır tanışmıyoruz aslında, emre'yi ilk defa kasım 2009'da gördüm ben. ama aralık 2008'den beri de tanıyorum:)
internette tanışmıştık desem, belki basit algılanır, klasik gelir ama bizimkisi biraz farklı. bir arkadaşlık sitesi değildi, bir forum da değildi, facebook hiç değildi.
2008 yılının eylül ayında facebook'ta galatasaray sözlük açıldı diye bir duyuru gördüm, bugünlerde üye olmadığım bir facebook taraftar grubunun duvarında. nasıl bir yermiş bir bakayım dedim, az yazarlı, sade ve benim renklerimde bu sözlüğü seviverdim, hemen 10 tane entry yazıp gönderdim, üyeliğim birkaç gün içinde onaylandı.
sayımız çok azdı, o sene galatasaray futbol takımı şampiyon olmuştu (bu sözlük açıldı açılalı gün yüzü görmedik ama uğursuzluğumuza inanmaya başladık), yazılar kaliteliydi, bir kadın yazar imla/küfür vs denetlemesi yapıyordu, birkaç zaman içinde ben de bu göreve layık bulundum. o zamanlar yazar sayısı da çok olmadığından neredeyse tüm entryleri okuyor, özen gösteriyordum. [Not: bu sözlükte halen moderatörlük yapıyorum ve orda tanıdığım herkesi ayrı ayrı çok seviyorum :) ]
bir taraftan da sözlük içinde, başka bir takıma sevdalı olup da muzipçe bizleri kızdırmak için yazı yazan yazarları ayıklamaya çalışıyorduk. işte emre ilk önce bana bunlardan biri gibi geldi, kendisini takibe aldım, sadece basketbol ile ilgili yazıyordu, varsa yoksa nba. kısa zamanda yanıldığımı anladım, galatasaray'ın bir maçı ile ilgili ince bir detayı hatırladığını gördüm bir girisinde. o noktada bir özür borçlu olduğumu düşündüm ve diyaloğumuz başladı.
aylarca sürdü bu, hatta neredeyse yıl. zaman geçtikçe yazışmalarımızın arkadaş gibi olmadığını hissettim, ama izmir'deydi emre ve askere gitmek üzereydi. gitti de, birkaç defa aradı ama aramıza ayrılık giriverdi yine de, hem de başlamadan bitmiş gibiydi.
eylül 2009'da askerden geldi, aradı. burda bahsedemeyeceğim engellerimiz vardı, olamayacak gibiydi ama oldu işte. kasım ayında buluştuk, bir daha ise ayrılık kelimesini ağzımıza bile almadık. ben hissetmiştim onun hayatımda kalıcı olduğunu.
izmir-istanbul mesafesini kısaltmak istedik hep, önümüze çok tatsız durumlar çıktı ama biz direndik. bazen o geldi, bazen ben gittim; ne yazık ki gidip gelmek çok kolay değildi bizim için. beni görenler şaşırıyordu, bu şartlarda ilişkinin gitmesi tuhaf geliyordu ama biz hiçbir zaman "bizim" yüzümüzden tartışmadık.
çok sevdiğim bir ablam "amaaan derdiniz bunlar olsun" demişti. kulağıma küpe ettim hep, bizim bizimle ilgili derdimiz yoktu, bugünler geçecekti.
bazen hüzünle bazen sevgiyle yoğurduk geçen zamanları. emre istanbul'a temelli geldi sonunda, mutluyduk. ama uzun sürmedi, yine dertler geldi ve buldu bizi, ama biz inanmaya devam ettik. çok üzüldük ama asla ben onu üzmedim, ya da o beni üzmedi, sadece hayat bizi üzüyordu hepsi bu.
2011 yılının başlaması ile sihirli bir değnek değdi bize, sanki her şey birden bire düzeliverdi sırayla. etrafımızdaki sevenlerimiz bile şaşırıyordu her şeyin yoluna girmesine.
mart ayında evlenme teklif etti bana, rumelihisarı üstünde, karlı ve fırtınalı bir günde, deli gibi üşürken içimi ısıtan bir akşam yemeğinde. hani yazışırken bir şeylerin özel olduğunu fark ettiğimiz gün var ya, işte o günün üzerinden tam 2 yıl geçmişti :)
nisan ayında aile arasında isteme, söz ve nişanı yaptık. beyaz sadece düğünde giyilir tezinin aksine bembeyaz bir elbise aldım o gün için. bizim duruluğumuza inanmıştım ve "sonunda" demiştim, beyaz giymek istedim.
her şey fazla güzel derken, annecim hastalandı, yine hüzünlere sürüklendik, ama hiç yalnız bırakmadı beni emre. bir taraftan ev ararken, diğer taraftan annemle ilgilendik.
zaten gelinlik, balayı ve fotoğraf olayını daha nişan bile yapmadan anında yoluna koymuştuk.
ben karşılıklı aşk, sevgi ve saygının eninde sonunda galip geleceğine onunla inandım.
işte bu, biz eylül'de evleniyoruz.
biz yıllardır tanışmıyoruz aslında, emre'yi ilk defa kasım 2009'da gördüm ben. ama aralık 2008'den beri de tanıyorum:)
internette tanışmıştık desem, belki basit algılanır, klasik gelir ama bizimkisi biraz farklı. bir arkadaşlık sitesi değildi, bir forum da değildi, facebook hiç değildi.
2008 yılının eylül ayında facebook'ta galatasaray sözlük açıldı diye bir duyuru gördüm, bugünlerde üye olmadığım bir facebook taraftar grubunun duvarında. nasıl bir yermiş bir bakayım dedim, az yazarlı, sade ve benim renklerimde bu sözlüğü seviverdim, hemen 10 tane entry yazıp gönderdim, üyeliğim birkaç gün içinde onaylandı.
sayımız çok azdı, o sene galatasaray futbol takımı şampiyon olmuştu (bu sözlük açıldı açılalı gün yüzü görmedik ama uğursuzluğumuza inanmaya başladık), yazılar kaliteliydi, bir kadın yazar imla/küfür vs denetlemesi yapıyordu, birkaç zaman içinde ben de bu göreve layık bulundum. o zamanlar yazar sayısı da çok olmadığından neredeyse tüm entryleri okuyor, özen gösteriyordum. [Not: bu sözlükte halen moderatörlük yapıyorum ve orda tanıdığım herkesi ayrı ayrı çok seviyorum :) ]
bir taraftan da sözlük içinde, başka bir takıma sevdalı olup da muzipçe bizleri kızdırmak için yazı yazan yazarları ayıklamaya çalışıyorduk. işte emre ilk önce bana bunlardan biri gibi geldi, kendisini takibe aldım, sadece basketbol ile ilgili yazıyordu, varsa yoksa nba. kısa zamanda yanıldığımı anladım, galatasaray'ın bir maçı ile ilgili ince bir detayı hatırladığını gördüm bir girisinde. o noktada bir özür borçlu olduğumu düşündüm ve diyaloğumuz başladı.
aylarca sürdü bu, hatta neredeyse yıl. zaman geçtikçe yazışmalarımızın arkadaş gibi olmadığını hissettim, ama izmir'deydi emre ve askere gitmek üzereydi. gitti de, birkaç defa aradı ama aramıza ayrılık giriverdi yine de, hem de başlamadan bitmiş gibiydi.
eylül 2009'da askerden geldi, aradı. burda bahsedemeyeceğim engellerimiz vardı, olamayacak gibiydi ama oldu işte. kasım ayında buluştuk, bir daha ise ayrılık kelimesini ağzımıza bile almadık. ben hissetmiştim onun hayatımda kalıcı olduğunu.
izmir-istanbul mesafesini kısaltmak istedik hep, önümüze çok tatsız durumlar çıktı ama biz direndik. bazen o geldi, bazen ben gittim; ne yazık ki gidip gelmek çok kolay değildi bizim için. beni görenler şaşırıyordu, bu şartlarda ilişkinin gitmesi tuhaf geliyordu ama biz hiçbir zaman "bizim" yüzümüzden tartışmadık.
çok sevdiğim bir ablam "amaaan derdiniz bunlar olsun" demişti. kulağıma küpe ettim hep, bizim bizimle ilgili derdimiz yoktu, bugünler geçecekti.
bazen hüzünle bazen sevgiyle yoğurduk geçen zamanları. emre istanbul'a temelli geldi sonunda, mutluyduk. ama uzun sürmedi, yine dertler geldi ve buldu bizi, ama biz inanmaya devam ettik. çok üzüldük ama asla ben onu üzmedim, ya da o beni üzmedi, sadece hayat bizi üzüyordu hepsi bu.
2011 yılının başlaması ile sihirli bir değnek değdi bize, sanki her şey birden bire düzeliverdi sırayla. etrafımızdaki sevenlerimiz bile şaşırıyordu her şeyin yoluna girmesine.
mart ayında evlenme teklif etti bana, rumelihisarı üstünde, karlı ve fırtınalı bir günde, deli gibi üşürken içimi ısıtan bir akşam yemeğinde. hani yazışırken bir şeylerin özel olduğunu fark ettiğimiz gün var ya, işte o günün üzerinden tam 2 yıl geçmişti :)
nisan ayında aile arasında isteme, söz ve nişanı yaptık. beyaz sadece düğünde giyilir tezinin aksine bembeyaz bir elbise aldım o gün için. bizim duruluğumuza inanmıştım ve "sonunda" demiştim, beyaz giymek istedim.
her şey fazla güzel derken, annecim hastalandı, yine hüzünlere sürüklendik, ama hiç yalnız bırakmadı beni emre. bir taraftan ev ararken, diğer taraftan annemle ilgilendik.
zaten gelinlik, balayı ve fotoğraf olayını daha nişan bile yapmadan anında yoluna koymuştuk.
ben karşılıklı aşk, sevgi ve saygının eninde sonunda galip geleceğine onunla inandım.
işte bu, biz eylül'de evleniyoruz.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




