düğün etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
düğün etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Ekim 2011 Salı

Dış mekan çekimimiz ve ekoseli hayallerimiz :)

fotoğraflarla devam ediyorum, son postum bu.

Aylin, yayınlarken şöyle not düşmüş o gün için:

Benim ekoseli hayallerim vardı, Emrenin yoktu. Ama Ayşe ve benim el birliğim ile birlikte hayallerimi gerçekleştirdik. Mutlu olduk. Çok acıkıncada tahinle ve cevizli gözleme yedik. Ve sarının içine mutlulugu gizledik. Kimisi bu mutluluğu Emrenin gözlerinde, kimiside Ayşenin gülüşünde tekrar gördü. Ben ise herşeyi kavunlara yoruyorum :)

ben ise her şeyi onun o güzel bakış açısına ve enerjisine yoruyorum :)


 



Alsancak-Karşıyaka-Yeni Foça Hattı ile karşınızdayım.

Ne yalan söyleyeyim resimlerimizi İzmir'de çektireceğimiz için biraz tereddütlüydüm, pek bilmediğim gezmediğim bir şehir.

evet denizi var, güneşi var, yeşili de var ama ben hep salaş bir çekim hayal etmiştim, sokak çekimi...

emre asansörün ordaki sokağa götürmüştü bayramda gittiğimizde, ama orası da çok kalabalık geldi bana.

sonra düğünümüze günler kala aklıma geliverdi, düğün yerini (yeri Emre'nin gönderdiği fotoğraflar ile onaylamıştım, sonradan gördüm de) görmeye giderken, bir "dibek kahvesi" molası vermiştik bir köyde. güzel evler, sıcak insanlar vardı.

"orası olmaz mı ki?" dedim Emre'ye, o da emin olmadan "hmm" filan dedi.

düğünden bir gün önce, kuaför provamın çıkışında, gittik ve keşif yaptık köyde. hani gelinliğe acımasam, çekim düğünden sonra olsa, ne harabeler vardı:)

hemen ok verdim, tam istediğim gibiydi her şey.

ben bu çekimi çoook önemsedim. ayakkabılarımı yaptırırken aklımda hep bu fotoğraflar vardı. zavallı Emre'yi Eminönü'nde "sarı şemsiye bulacağız huleynn" diye dolaştırırken de, napıyım çok seviyordum şemsiyeli fotoları. şemsiyeyi oldukça zor bulduk, eh biraz da ederinden çok verdik ama sağlam şemsiye valla, bugün bizzat kullandım. Emre şimdi neyin fiyatını sorsak "ooo o paraya 5 şemsiye alırız, aaa olmaz valla 2 şemsiye alırım o parayla" modunda :)

Aylin Emre'ye de "sarı ekoseli çorap bulsak" dedi, hemen araştırmalara koyuldum, yoktu, yoktu ve yoktu. her çorap mağazası "sarı ekoseli erkek çorabı" dediğimde anlamaz gözlerle baktı bana. çözümü gs store'da ve Aylin'in yeteneğinde buldum.

duvağım uzun olmalıydı ki, fotoğraflarda uçsun, rüzgar yoktu pek ama Aylin halletti :)

bu çekimde içimde kalan tek şey, arkadaşlarımla pozlar istemiştim, hani şu ayakkabı altı yazarken, tüm grupla beraber vs vs. zamanı onun için ayarlayamadık ama Aylin akşam düğünde bişiler yapmaya çalıştı.

Aylin'in ekoseli hayalleri, benim sarı mutluluk hayallerim gerçek oldu.

Mavişehir'deki bir iskele bizim için özeldi, burda birkaç poz çekilme önerim dışında her şeyi Aylin seçti, iyi ki seçti:) gerçi iskelede başka gelin-damat vardı ama biz kıyısından köşesinden çekildik işte.

swiss otelin bahçesi de dış çekimler için muhteşem bir yeşil, akıllarda bulunsun.

ve Yeni Foça'nın Kozbeyli Köyü... şiddetle tavsiye olunur, he dibek kahvesi içmek hem de resim çekmek için. teyzeler e-mail adreslerini verdi, fotoğraf yollayın diye:)

Aşağı birkaç resim ekledim, o kadar fazla var ki:) Ama Aylin'in seçip, üzerinde çalışıp, yayınladıkları, için, zamanı olanları şu linke beklerim :)

http://www.fotografcekmecesi.com/2011/10/ayse-bozkurt-emre-ozguven-izmir-dugun.html

Swiss'te :





İskelede'de :) - Mavişehir

ve Kozbeyli :)



düğünden de ekleyelim :)







Linktekiler çok daha güzel, bakın yahu onlara :)


Ayçi, seni seviyoruz :)



10 Ekim 2011 Pazartesi

Düğünümüze hazırlanıyoruz ( Grand Efes Swiss Otel- İzmir)

Gelinler bilirler, ya kuaförde saçın başın yapılır, gelinliğini giyer ve gelin olarak çıkarsın,

ya daaa, bir otelde giyinirsin, kuaför vs oraya gelir.

ya da benim gibi yaptırırsın saçını başını ve rahat mutlu bir yerde giyinirsin.

evet ben hem nikahımda hem düğünümde 3.yü seçtim. zaten nikahımda mecburdum ama şu postuma yeniden , yıllarımın geçtiği odamda gelin olduğuma çoook mutlu oluyorum.

izmir'de ise, Swiss'te hazırlandık biz. hem sabah ordan yola çıkacaktık, eşyaların orda toplanması mantıklı idi. hem fotoğraf çekimi için oda daha müsaitti, hem de otelin yine çekim için güzel bir bahçesi vardı :)

zaten demiştim, bizim damat trafikte kaldı, biz otele kendi imkanlarımızla geldik :) sonra lobide azcık bekledik.


Bu arada Emre, gelin şoförümüz ve kardeşim de geldi, çiçekleri arabada bırakmışlardı, bizim Umut dayanamadı, gitti ve getirdi çiçekleri. biliyorum bu sahneler genelde damadın geline çiçek vermesi şeklinde olur, ama bizim damat şaşkın işte. Umut seni seviyorum :)




lobide oldukça bekledik. aslında şimdi düşündüğümde, bu beklememiz sebebi ile gündüz gözü ile düğün yerine uğrayıp fotoğraf çekilemedik. hatta annemlerin yanlışlıkla biraz arkada kalan masasına müdahele edemedim, falan filan... bir de kızların bir an önce dönüp hazırlanmaları gerekiyordu filan, epeyce beklettiler doğrusu beni lobide, kafamda duvağımla, erken check in'den vazgeçtim, bir saat de geç aldılar. neyse ki o gün çok neşeliydim de, takılmadım buna :)

işte odamızda hazırlanırken birkaç kare daha, yine elimden geldiğince Aylin'in yayınladıklarından değil, CD'deki yüzlercesinden seçiyorum :)


 
davetiyelerimiz her yerde :) Serpili anmak istedim yine, kaç akşamını verdi şu fiyonklara :)
bakalım kimler yazılmış ayakkabı altına ? dikkatli bakalım ama :)


damadı da giydirelim :) canım kardeşim de yardım için burda ;)






veee birkaç detay fotosu:)



o zaman artık fotoğraf çekimine, ordan da düğünümüze gidebiliriz :)

26 Eylül 2011 Pazartesi

işte geldim burdayım :) düğünüm...

eveeet ben ve AGEP kabarcıklarım yeniden burdayız işte. Evdeki internetimiz sorunlu, bu sebeple ofisten yazabiliyorum bu postu.

düğünümüz çok güzel oldu. ufak tefek aksilikleri çok takmadım açıkcası.

sabah erkenden Aylinle Alsancak Ayka Kuaförde buluştuk. Aylincim, makinesi elinde başladı çekmeye beni.

bir gün önceden prova yaptırmıştım, ve onca kararsızlıkların ardından saçımı yarım toplatmaya karar vermiştim. saolsun, kuaför istediğime çok yakın bir şeyi yaptı saçıma.

kuaförde üstümde gelin tshirtüm ve bir de kotum vardı. ben hazırlıklarımı yaparken kız arkadaşlarım uğradılar yanıma.

bu arada elimde fotolarla bugünü anlatmayı isterdim ama sabırsızım işte, fotoğraflar elime geçmedi henüz, artık geçince ayrı post yaparım di mi :p

kuaförde işimiz bitince, umut ve şerocumla swiss otele giyinmeye gidecektik, ama damat bey takıldı trafiğe. çiçekçiden bu tarafa bir türlü gelemiyorlardı. bu arada çiçekçimizin de son akşam değiştiğini eklemeden geçemeyeceğim, her işimizde olduğu gibi :)

baktık ki gelin arabası yok ortada, Aylin, Umut, Şero, ben ve kocaman duvağım kordondan yürüye yürüye swiss otele gittik, evet yolda kafasında duvakla yürüyen ve tshirtünde "gelin" yazan kişi, ben :)

swiss biraz bekletti, o arada Emreler de geldi ve hazırlanmak üzere odamıza çıktık. hazırlıklarımızın ardından otel bahçesindeki birkaç kareden sonra, karşıyaka'daki iskeleye verdik rotamızı. o da ne? bizim salaş iskele, restauran olmuş, önünde de fotoğraf çekimi için bekleyen 2 gelin damat :) beklemeyi göze alamazdık, iskelenin dışından birkaç poz alıp, Yeni Foça'nın Kozbeyli köyüne gitttik.

İnanılmaz keyifli bir çekimden sonra, düğün yerine gittik. tabii ki girişte duvağım çalılara takıldı, ne bekliyordunuz benden :) ama giriş müziği doğruydu, Can Atilla'dan "Rumeli Hisarı'nın Yapılışı" çalıyordu.

vee ilk dansımız : "Sen Benim Şarkılarımsın"

düğünün gerisini pek hatırlamıyorum. hiç oturmadan, deliler gibi oynadım da oynadım. neyse ki uzun duvağımı  çıkarınca, yerine kullanabileceğim taç vualet arası bir şey bulmuştum İstanbul'daki son günümde;)

ayakkabılarımı çıkarmayı da unutunca, ve de gelinliğimin kuyruk toplama mekanizması (her açılışında bir kız arkadaşıma koşuyor ve toplatıyordum) da bozulunca, bir de üzerine halay çekince bildiğiniz düştüm. apar topar kaldırdılar beni ama sandalyeye oturmaya çalışırken bu defa da yere oturdum, ölüyordum yorgunluktan :) ama pes etmedim, ayakkabısız çıkıp oynamaya devam ettim.

bu arada Emre de zeybek oynadı, hep ekiple, hem arkadaşlarıyla hem de bizim Umut'la :)

pastamızı "Shantel-Disko Boy" eşliğinde kestik.

ve en sonunda "Bütün Kızlar Toplandık" eşliğinde, çiçeğimi fırlattım. çiçeğimi en küçük kuzenim kaptı, evet biraz terslik oldu ;) bu arada fırlatmak için hazırlattığım çiçek yerine asıl çiçeğimi fırlattım şaşkınlıktan, neyse ki nikahtan kuruttuğum sarı kırmızı çiçeğim duruyor :)

onca yorgunluktan sonra otele döndüğümüzde saat gece 1:00 i geçiyordu.

her şey çok güzeldi, çok içime sindi, hayatımın açık ara en güzel akşamı idi düğünüm.

Allah herkese bu kadar içine sinen bir düğün nasip etsin.

aşağıda ise Aylin'den elimde olan tek kare var. diğerleri ise eşin dostun çektiği fotoğraflar ;)













2 Ağustos 2011 Salı

dilek ağacı

geçenlerde eminönü'ne bir şeyler almaya gittiğimde, anı defteri de baktım. beğenemedim filan. sonra geldim, internette araştırırken, dilek ağacı şeklinde bir konsept olduğunu gördüm. ağacı süslüyorsun, minik minik kurdelalar ve not kağıtları bırakıyorsun, herkes yazacağını oraya yazıp ağaca asıyor, valla çok sevdim bu fikri :)

hatta direk mekanın ağaçlarından birini kullanmamıza mekan sahibi ne der acaba, sonradan sökeceğiz sonuçta :)