hamileliğin balayı dedikleri haftaları hızla tüketmekle meşgulüm bu aralar. mide bulantısı yok, rahatsızlık seviyesinde reflü yok, enerjim yerinde, eh pek hasta da olmuyorum gibi (son kan sayımında lenfositler düşük çıktı gerçi, herhangi bir virüs, bakteri çok kolay hasta edebilir beni ama üzerinden durmuyorum:)) tamam biraz da bel ağrıları başladı ama genelde ısrarla ayakta durduğum zaman oluyor.
evde çok istediğim tadilatı yaptırdım. yepyeni bir mutfağım, banyom ve misafir tuvaletim oldu. bir taraftan da yatılı bakıcıya hazırlık çalışmaları diyelim. he ev mi? yok benim hala evim yok. ben kirada oturduğu evi de benimseyip, "otururum ben burda yaa" diye masraf yapabilen, büyüklerimizin "cık cık cık, kiralık eve masraf mı yapılır, hatta kira mı ödenir, kira ödeyeceğine kredi öde" diye bilip bilmeden attığı akılsız genç kuşaktanım ;)
Alisa ile 24 haftayı devirdik. kendisi ile sadece Kasım ayında iki yurtdışına seyahat ettik. yani iş güç tam gaz devam. he ağustos ayında o kız kıza tatil diye kendisini Sakız'a götürmüşlüğüm de var tabi. Gerçi artık annesinin gezgeçliğinden sıkılmış olacak ki, biraz fazla yürüyünce şikayetlenmeye başladı karnımın içinde, ille biraz otur diyor yani :)
Detaylı ultrason işini de hayırlısı ile atlattım. valla kimse perinatologlara verilen paradan şikayet etmesin. tıp bilimine saygım arttı yeniden, bebeğin kalbinin odacıklarında gezinen temiz kan kirli kana kadar görebildik. Çok şükür gözlemlenebilen bir sıkıntı yok. Doktorumun yönlendirmesi ile Şişli Mariott binasındaki Recep Has'ın muayanesine gittim. Oldukça ciddi bir adam, yani ultrasonda bebeği görür görmez "ayyy çok tatlı, canımm, ay şimdi uyuyor mu, ay babasına mı benziyor" diye başlayanlardansanız, adam size pek ciddi gelebilir (burda iğneleme yoktur, sonuçta evlat bu, ilk tepki bu olabilir, herkes benim gibi olacak diye bir şey yok, ben nedense ekranda yazanlara, ölçülere vs takılıyorum ve her şeyin yolunda olduğunu anlayınca sevgi faslına geçebiliyorum). Muayanesi beni ciddi tatmin etti. o muayanesini yaparken ve asistanına notlarını aldırırken susup en son "sormak istediğiniz bir şey var mı" dendiği an sorularınızı sıralarsanız hepsini dikkatle cevaplıyor.
Tüm bunları atlattık ama benim için asıl "challenge" 4 Aralık günü Ebru Saraç randevusu idi. yani kadın doğum doktorum :) ilk 20 haftada 7 ayda almam gereken miktarda kilo aldığım için çok kızmıştı. napıyım ilk aylar bulantıdan dolayı somon somon ekmek (aç kalmam yani kalamam), sonra da tadilat yüzünden hep dışardan söylenince böyle oldu. tamam mide bulantılarının geçmesi ile birlikte kendimi çikolata bisküviye de vermiş olabilirdim ama geçici bir durumdu. 20. hafta kontrolünde diyabet yatkınlığım, aile hikayem ve Ebru hanımın "kızının diyabet, obez olma ihtimalini arttırırsın, bu konuda makaleler var epigenetik üzerine, aç oku" uyarısı ile kendime geldim. ne de olsa işi gereği sürekli tıbbi literatür okuyan biriyim, doktor beni doğru yerden yakaladı. işte o muayaneden kulağıma küpe bu hikayeler, günde tüketmem gereken 4 porsiyon süt ürünü, baklagil, ceviz, ekmek, et, meyve miktarları ile çıkmıştım. sonrasında yeni mutfağımın da etkisi ile başladım sağlıklı beslenmeye. hayatımın hiçbir döneminde bu kadar sağlıklı beslenmemiş olabilirim. yoğurt, süt, kırmızı et, baklagil, ceviz, badem, pekmez, tahin, meyveyi mutlaka proteinle tüketmece, litre litre su tüketimi derken 1 ayı tamamladım. şekerli ve hamurlu gıdalardan uzak dur demişti. ama 3-4 tatlı kaçamağım ve bir mantı vukuatım oldu 24-28 hafta arasında (ay hamileyim ben ya diye isyan edesim var ama Ebru hanımın buna cevabı "hamilelik bir kadının en özenmesi, dikkat etmesi gereken ay, başka bir candan da sorumlusun" olur). he bir de kural olarak koyduğu 3 porsiyon meyveyi geçmeme kısmı çok zordu. evet ben akşamları çeşit çeşit meyvelerden meyve salatası yapan bir insandım, ne demek bir mandaline ya da bir yarım muz 1 porsiyon :) daha fazla uzatmadan özet geçeyim, 4 Aralık'da tırsa tırsa Ebru hanımın odasındaki tartıya çıktım ve o da ne gram almamıştım gram. Ebru hanım sevinçli ama bende bir panik, "ay her şeyi yedim, süt yoğurt kefir ceviz et balık; nasıl olur, bebek de mi kilo almadı yani" modundaydım ki, kadın kendinden emin "büyümüştür o" dedi. gerçekten de Alisa 300 gramdan 700 grama çıkmış. matematiksel olarak ben bu durumda kilo bile vermiş oluyorum ki bu iş bu menü ile nasıl oldu, hiç anlam veremedim. neyse doktorum mutlu, ben mutlu çıktım Fulya Teras'dan :)
ertesi gün yani Cumartesi günü ise annemi diyabet hastanesine götürmüştüm. kendim de aç gittim ki şeker yüklememi yaptırayım, sonuçta şeker konusunda içi çok rahat olmayan bir hamile için doğru adresti burası. yüklemeyi yaptrdım, gebelik şekerim yokmuş:) doktor açlık şekerimin yüksek seyretmesinin genetik olabileceğini, bebeğimi korumak için mümkün mertebe basit şekerden uzak durmamı önerdi (Perinatologdan sonra endrokronolog da aynı yorumu yapınca, bizim Ebru hocanın eli kolu uzun diye düşündüm, ya da gerçek her yerde gerçekti :)).
ben yine de kilo almayışımın ve şeker yüklemesini atlatmış olmamın şerefine, haftasonu şekerli bir sahlep, kazandibi, çikolatalı muffin ve kahvaltıda bal kaymak götürdüm. hafta sonunun günahı olmaz bence :)
hamileliğin sağlık dışındaki işlerine gelince, daha yavruya Chakra'da indirime giren havlu dışında bir çöp bile almadım. ama çekirdek arkadaş grubunda son doğum yapacaklardan biri olarak yakınlarımdan bayağı bir nevale topladım. bebek arabasını da Emre'nin ablasından alacağız. Açıkcası bu tarz "geçici demirbaş"ları eğer mümkünse almama taraftarıyım. içme sinecek şekilde tedarik olmayıp aldıklarımı ise yine can ciğer dostlarımın çocukları kulansın isterim. tüketim, tüketim, tüketim üzerine kurulu bu düzene az da olsa baş kaldırmak gerekli bence. zaten bebek öyle bir şey ki (yaşamadım ama eminim), insan onun için tüketmekten, seçmekten hiç nefes alınmıyor bence, azaltmakta ve halen kullanılabilir eşyaları çöp yapmamakta fayda var diye düşünüyorum.
tüketmek dedim de bir post da hamilelik kıyafeti üzerine yazayım bak. onları çalışan kadın olarak genelde almak gerekiyor çünkü, elbette onda da dikkat edilerek ve doğru seçimlerle şık bir hamile olmanın yolları var.
havalar da soğumasa iyiydi di mi ? :)
diyet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
diyet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
7 Aralık 2015 Pazartesi
20 Mart 2012 Salı
Dukanıma dokunma...
hepiniz biliyorsunuz, dukan diyeti yapıyorum bir süredir.
takvime bakıyorum : bugün 16. gün
işyerinde irademi ve zayıflamamı gören iki arkadaşım daha katıldı bana.
ancak meyve veren ağacı taşlarlar misali başladı eleştiriler :
- sağlıksız
- verdiğinizden fazlasını alacaksınız
- kas kaybı olur
- ani verilen kilolar tehlikelidir
en komiği de, protein diyeti değil mi bu? e o zaman nohut da ye, onda da protein var yorumları...
ya bir kere bu vücut benim. ikincisi, herkes eğitimli de ben mi cahilim anacım, hayır susayım diyorum ama kapı gibi Gıda Müh. diplomasını da seresim geliyor önlerine.
he biri de faceden yorum yapmış, Dukan tehlikeli, Karatay yapıyorum ben, bir ayda 3,5 kilo verdim. he Dukan diyetinden zeytinyağını çıkarıp tereyağı koyunca sağlıklı oluyor di mi?
ben de her türlü tek taraflı beslenmeye karşıyımdır elbette. ama bir şeyleri iddia ederken altını da doldurmak lazım. nasıl kas kaybı olacak pardon? protein alıyoruz sürekli. bakın en önemli tez böbrek olayı, bu kısım doğru ama günde en az 2 lt su içerek zaten o da çözülüyor. he bir de ani kilo vermeymiş. ne anisi arkadaşım ben dukanla birlikte (öncesi bir diyetim de var) toplam 1.5 aydır kasıyorum kilo vereceğim diye, emek bu emek :)
gelelim benim dukanın tek taraflı olmadığı iddiama:
- şimdi kilo vermek için yağları yakmak zorundayız, bu kesin mi? kesin.. zaten hiçbir diyet sana yağ ye demez. he dukanda istediğin kadar ye diyor, ben bunu kolesterol, damar sağlığı açısından çok uygun bulmadım kendimce. genelde tavuk ve balık tercih ettim. 2-3 kere de kırmızı et yemişimdir. kimse bana hiç yağ almıyorsun diyemez, en kral yağsız etin %10'u yağdır.
- şekere izin veren bir diyet bileniniz var mı? ben bilmiyorum da. en fazla haftada bir yiyin der. eh dukan da ödül öğünü demiş işte buna, sadece biraz sabır diyor. karbonhidrat desteği olarak yulaf kepeğini de eklemiş, valla dün fırında kekini bile yaptım, bugün diğer dukancılara verdim, mideleri bayram etti :)
- geriye kalıyor? vitaminler... bakın bu doğru, eğer her gün düzenli olarak meyve tüketen biriyseniz, haklısınız sağlıksız demekte. ama bu atıp tutanların çoğu pizza ile, pide ile beslenip yaptığım rejime çamur atan insanlar. neyse dukan zaten vitamin alın diyor. hatta bağırsak sorunuz varsa kayısı yiyin bir tane diyor.
pekii ben diyeti nasıl uyguluyorum :
- etleri yağsız alıyorum, ama eğer öğlen restauranda yiyorsam açıkcası yoğurt ve et çok yağsız olsun diye kasmıyorum, akşamına telafi ediyorum.
- haftasonu yağsız peynire ek olarak azcık kaşar, örgü peynir filan da tüketiyorum.
- kesinlikle her gün tartıya çıkmıyorum. düşünün cumartesi günü 60.4 e inen kilomun 60.9 olduğunun görünce nasıl dellendim, gerek yok sürekli çıkmaya. zaten dukan sebzeler girince alıyor gibi olursunuz dedi.
bu arada bu hafta sonu kiloma bakıp, diğer arkadaşlarla birlikte, Dukan'ın 2/0 diyetine geçeceğiz. Dukan buna sadece bacak/basen çevresindeki yağlar için, üst tarafı ile problemi olmayan kişilerin diyeti diyor. 5 gün, abartmadan istediğinizi yiyerek, iki gün de protein tüketilerek uygulanıyor diyet.
biz yine de o 5 günü Dukan'ın sebzeli formülüne, sadece bir porsiyon meyve ve iki dilim ekmek/müsli ekleyerek geçireceğiz. ama tabii haftaya pazara kadar verdiğim kilolar ve spora başlamış olmam çok önemli buna geçiş yapmam için.
inşallah Temmuz ayına, 56 kilo ile ve de sıkı bir vücut ile gireceğim :)
takvime bakıyorum : bugün 16. gün
işyerinde irademi ve zayıflamamı gören iki arkadaşım daha katıldı bana.
ancak meyve veren ağacı taşlarlar misali başladı eleştiriler :
- sağlıksız
- verdiğinizden fazlasını alacaksınız
- kas kaybı olur
- ani verilen kilolar tehlikelidir
en komiği de, protein diyeti değil mi bu? e o zaman nohut da ye, onda da protein var yorumları...
ya bir kere bu vücut benim. ikincisi, herkes eğitimli de ben mi cahilim anacım, hayır susayım diyorum ama kapı gibi Gıda Müh. diplomasını da seresim geliyor önlerine.
he biri de faceden yorum yapmış, Dukan tehlikeli, Karatay yapıyorum ben, bir ayda 3,5 kilo verdim. he Dukan diyetinden zeytinyağını çıkarıp tereyağı koyunca sağlıklı oluyor di mi?
ben de her türlü tek taraflı beslenmeye karşıyımdır elbette. ama bir şeyleri iddia ederken altını da doldurmak lazım. nasıl kas kaybı olacak pardon? protein alıyoruz sürekli. bakın en önemli tez böbrek olayı, bu kısım doğru ama günde en az 2 lt su içerek zaten o da çözülüyor. he bir de ani kilo vermeymiş. ne anisi arkadaşım ben dukanla birlikte (öncesi bir diyetim de var) toplam 1.5 aydır kasıyorum kilo vereceğim diye, emek bu emek :)
gelelim benim dukanın tek taraflı olmadığı iddiama:
- şimdi kilo vermek için yağları yakmak zorundayız, bu kesin mi? kesin.. zaten hiçbir diyet sana yağ ye demez. he dukanda istediğin kadar ye diyor, ben bunu kolesterol, damar sağlığı açısından çok uygun bulmadım kendimce. genelde tavuk ve balık tercih ettim. 2-3 kere de kırmızı et yemişimdir. kimse bana hiç yağ almıyorsun diyemez, en kral yağsız etin %10'u yağdır.
- şekere izin veren bir diyet bileniniz var mı? ben bilmiyorum da. en fazla haftada bir yiyin der. eh dukan da ödül öğünü demiş işte buna, sadece biraz sabır diyor. karbonhidrat desteği olarak yulaf kepeğini de eklemiş, valla dün fırında kekini bile yaptım, bugün diğer dukancılara verdim, mideleri bayram etti :)
- geriye kalıyor? vitaminler... bakın bu doğru, eğer her gün düzenli olarak meyve tüketen biriyseniz, haklısınız sağlıksız demekte. ama bu atıp tutanların çoğu pizza ile, pide ile beslenip yaptığım rejime çamur atan insanlar. neyse dukan zaten vitamin alın diyor. hatta bağırsak sorunuz varsa kayısı yiyin bir tane diyor.
pekii ben diyeti nasıl uyguluyorum :
- etleri yağsız alıyorum, ama eğer öğlen restauranda yiyorsam açıkcası yoğurt ve et çok yağsız olsun diye kasmıyorum, akşamına telafi ediyorum.
- haftasonu yağsız peynire ek olarak azcık kaşar, örgü peynir filan da tüketiyorum.
- kesinlikle her gün tartıya çıkmıyorum. düşünün cumartesi günü 60.4 e inen kilomun 60.9 olduğunun görünce nasıl dellendim, gerek yok sürekli çıkmaya. zaten dukan sebzeler girince alıyor gibi olursunuz dedi.
bu arada bu hafta sonu kiloma bakıp, diğer arkadaşlarla birlikte, Dukan'ın 2/0 diyetine geçeceğiz. Dukan buna sadece bacak/basen çevresindeki yağlar için, üst tarafı ile problemi olmayan kişilerin diyeti diyor. 5 gün, abartmadan istediğinizi yiyerek, iki gün de protein tüketilerek uygulanıyor diyet.
biz yine de o 5 günü Dukan'ın sebzeli formülüne, sadece bir porsiyon meyve ve iki dilim ekmek/müsli ekleyerek geçireceğiz. ama tabii haftaya pazara kadar verdiğim kilolar ve spora başlamış olmam çok önemli buna geçiş yapmam için.
inşallah Temmuz ayına, 56 kilo ile ve de sıkı bir vücut ile gireceğim :)
9 Mart 2012 Cuma
Dukan sınavı 1. round
Eveet bugün Cuma...
ve ben dün itibari ile, Dukan diyetinin, ümit ediyorum ki en eziyetli kısmı olan (tamam aylar sürecek, sıkılma riski var biliyorum, ama olumlu tarafından bakıyorum) atak evresini bitirdim.
gıdaklamaktan ciddi korkuyorum...
sabah yumurta ye, öğlen tavuk ye, akşam tavuk ye, olmadı balık bul derken tam 5 gün geride kaldı işte.
e bugün tabii sebze iznim de var azcık. öğlen hayde dediler, İstanbul Forum'a gidiyoruz, iyi dedim, ızgara yerim ben. sofrayı kokoreçlerle, tantınilerle donattılar. tantuninin yağı kıpkırmızı peçetelerdeydi vallahi.
hiç istifimi bozmadım valla. kendime biftek ızgara sipariş ettim. etin yağlı kısımlarını özenle ayırdım bir tarafa. sonra peçete ile üste toplanan yağı da emdirdim ve afiyetle yedim bifteğimi. yanında mı? light ayran bulamayınca, mecburen cola zero içtim tabi. sonra birden beynimde ampul yandı, ahan da 5. gündeyim, şu yanında duran domatesi hüpletebilirim!!!
yarım domatesle yetindim, zira akşam sevgilimle Anadolu Kavağı'na gideceğiz (onun hala haberi yok, ama herhalde gelir :)). orda balığın yanına da azcık salata hakkım olsun de mi?
sanırım akşam rakıya karşı büyük bir sınav vereceğim, merakla bekliyoruz;)
kilo kaybı mı dediniz? efenim, atak evresinde 2,5 kg verdim efenim, 60 lı rakamları bırakacağım geride pek yakında inşallah.
o zaman, idolüm fuli'ye kocaman bir teşekkür gelsin :)
ve ben dün itibari ile, Dukan diyetinin, ümit ediyorum ki en eziyetli kısmı olan (tamam aylar sürecek, sıkılma riski var biliyorum, ama olumlu tarafından bakıyorum) atak evresini bitirdim.
gıdaklamaktan ciddi korkuyorum...
sabah yumurta ye, öğlen tavuk ye, akşam tavuk ye, olmadı balık bul derken tam 5 gün geride kaldı işte.
e bugün tabii sebze iznim de var azcık. öğlen hayde dediler, İstanbul Forum'a gidiyoruz, iyi dedim, ızgara yerim ben. sofrayı kokoreçlerle, tantınilerle donattılar. tantuninin yağı kıpkırmızı peçetelerdeydi vallahi.
hiç istifimi bozmadım valla. kendime biftek ızgara sipariş ettim. etin yağlı kısımlarını özenle ayırdım bir tarafa. sonra peçete ile üste toplanan yağı da emdirdim ve afiyetle yedim bifteğimi. yanında mı? light ayran bulamayınca, mecburen cola zero içtim tabi. sonra birden beynimde ampul yandı, ahan da 5. gündeyim, şu yanında duran domatesi hüpletebilirim!!!
yarım domatesle yetindim, zira akşam sevgilimle Anadolu Kavağı'na gideceğiz (onun hala haberi yok, ama herhalde gelir :)). orda balığın yanına da azcık salata hakkım olsun de mi?
sanırım akşam rakıya karşı büyük bir sınav vereceğim, merakla bekliyoruz;)
kilo kaybı mı dediniz? efenim, atak evresinde 2,5 kg verdim efenim, 60 lı rakamları bırakacağım geride pek yakında inşallah.
o zaman, idolüm fuli'ye kocaman bir teşekkür gelsin :)
27 Ocak 2012 Cuma
karlı bir günde, diyetin 5. günü
Dün akşam bir mail geldi. "Bilgisayarlarınızı yanınıza alın ve hava koşulları elvermezse evden çalışın". Akşam da Galatasaray'ın euroleuge maçını seyrederken (neyse ki uzadı muzadı ama 1 sayı ile aldık) "yarın işe gitmeyebilirim, yuppii" duygularındaydım.
Biliyorum içinizde, o zaman bu evdedir diyorsanız, yanılıyorsunuz, kalktım geldim, yollar açıktı, numara yapamadım. he gelmeyen bir sürü insan var, çok can sıkıcı ama napalım.
hava buz gibi, salep içesi var herkesin ama ben yine şiddetle karşı çıktım, irademi kullandım.
öğle yemeğinde de haydee, Foruma tantuni yemeye gidiyoruz dediler, istifimi bozmadım, aşağıdan salata söyledim :)
ama nereye kadar bilmiyorum :(
şu ana kadar mideme girenler : 1 bardak süt + mısır gevreği + ufak bir muz + 4 altınbaşak bisküvi + peynirli salata
bari servisler erken kalksa da gitsek...
Biliyorum içinizde, o zaman bu evdedir diyorsanız, yanılıyorsunuz, kalktım geldim, yollar açıktı, numara yapamadım. he gelmeyen bir sürü insan var, çok can sıkıcı ama napalım.
hava buz gibi, salep içesi var herkesin ama ben yine şiddetle karşı çıktım, irademi kullandım.
öğle yemeğinde de haydee, Foruma tantuni yemeye gidiyoruz dediler, istifimi bozmadım, aşağıdan salata söyledim :)
ama nereye kadar bilmiyorum :(
şu ana kadar mideme girenler : 1 bardak süt + mısır gevreği + ufak bir muz + 4 altınbaşak bisküvi + peynirli salata
bari servisler erken kalksa da gitsek...
25 Ocak 2012 Çarşamba
diyette 3. gün- iglo balık
sanırım en zoru ilk gündü. şu anda alıştım gibi :)
hele dünü oldukça az miktarda kalori ile kapattığımı görünce, çook mutlu oldum vallahi. gerçi yediklerim listesine bakınca, asıl yoğunluğun akşamda olduğunu gördüm. demek ki, ara öğün yapmam ve akşam yemeğine çok aç oturmamam lazım.
elimde yeşil çayımla size akşam menümüzü yazmak istiyorum.
malum obur bir kocam var, ben diyete girmişim, amacım ona da hafif yedirmekti. ancak bir yakınımıza kan vermeye gitti eşim, karnınızı doyurun gelin diye geri yollamışlar, dayanamadım ve ona aşağıdakilere extra olarak 2 avuç kuru üzüm, 2 tabak makarna ve 1 bardak vişne suyu verdim.
işte menümüz :
İglo, buharda Çupra, çıkan iki filetodan bir adet Emre'ye bir adet bana
Şehriye çorbası
Çoban salata
burda İglo Balık ürününe ayrı bir parantez açmak istiyorum. Bir Gıda Mühendisi olarak, çalışan hanımların, elbette doğallıktan pek de uzaklaşmayarak hazır gıda sektörünün onlara sunduğu nimetleri göz ardı etmemesi gerektiğini düşünüyorum. ve bilgilerime dayanarak, hazır gıdalar arasında katkı maddesi içerenler, konserveler, kurutulmuş gıdalar dahil olmak üzere, en sağlıklısının dondurulmuş ürünler olduğunu düşünüyorum. elbette saklama ve hazırlama koşullarına uyulduğu takdirde.
İglonun daha önce çıtır balıklarını denemiş, pek memnun kalmamıştım. ama bu taze halinde marine edilip dondurulmuşları hakkaten başka. daha önce Akdeniz Levreği'ni denemiştim, açıkcası o Çupra'dan da başarılı idi, ama Çupra da çok iyi.
Pişirmesi çok kolay, kalorisi az, katkı maddesi yok, kılçık yok, lezzeti de yerinde.
tek yapmanız gereken, vakumlu poşetteki balığı kaynayan su içerisine atmak ve 14 dakika beklemek. sonra poşeti alın, poşetin üst tarafını keserek, sosu ile birlikte tabağa alın. hepsi bu kadar. içerisinden iki adet fileto çıkıyor, tabağın yanına garnitür, spagetti vs gibi şeyler koyarak herbir filetoyu bir öğün haline getirebilirsiniz.
şu siteye bir göz atın derim :
http://www.igloturk.com/deniz_urunleri.asp
yaşasın pratiklik, yaşasın balık yemek :)
hele dünü oldukça az miktarda kalori ile kapattığımı görünce, çook mutlu oldum vallahi. gerçi yediklerim listesine bakınca, asıl yoğunluğun akşamda olduğunu gördüm. demek ki, ara öğün yapmam ve akşam yemeğine çok aç oturmamam lazım.
elimde yeşil çayımla size akşam menümüzü yazmak istiyorum.
malum obur bir kocam var, ben diyete girmişim, amacım ona da hafif yedirmekti. ancak bir yakınımıza kan vermeye gitti eşim, karnınızı doyurun gelin diye geri yollamışlar, dayanamadım ve ona aşağıdakilere extra olarak 2 avuç kuru üzüm, 2 tabak makarna ve 1 bardak vişne suyu verdim.
işte menümüz :
İglo, buharda Çupra, çıkan iki filetodan bir adet Emre'ye bir adet bana
Şehriye çorbası
Çoban salata
burda İglo Balık ürününe ayrı bir parantez açmak istiyorum. Bir Gıda Mühendisi olarak, çalışan hanımların, elbette doğallıktan pek de uzaklaşmayarak hazır gıda sektörünün onlara sunduğu nimetleri göz ardı etmemesi gerektiğini düşünüyorum. ve bilgilerime dayanarak, hazır gıdalar arasında katkı maddesi içerenler, konserveler, kurutulmuş gıdalar dahil olmak üzere, en sağlıklısının dondurulmuş ürünler olduğunu düşünüyorum. elbette saklama ve hazırlama koşullarına uyulduğu takdirde.
İglonun daha önce çıtır balıklarını denemiş, pek memnun kalmamıştım. ama bu taze halinde marine edilip dondurulmuşları hakkaten başka. daha önce Akdeniz Levreği'ni denemiştim, açıkcası o Çupra'dan da başarılı idi, ama Çupra da çok iyi.
Pişirmesi çok kolay, kalorisi az, katkı maddesi yok, kılçık yok, lezzeti de yerinde.
tek yapmanız gereken, vakumlu poşetteki balığı kaynayan su içerisine atmak ve 14 dakika beklemek. sonra poşeti alın, poşetin üst tarafını keserek, sosu ile birlikte tabağa alın. hepsi bu kadar. içerisinden iki adet fileto çıkıyor, tabağın yanına garnitür, spagetti vs gibi şeyler koyarak herbir filetoyu bir öğün haline getirebilirsiniz.
şu siteye bir göz atın derim :
http://www.igloturk.com/deniz_urunleri.asp
yaşasın pratiklik, yaşasın balık yemek :)
23 Ocak 2012 Pazartesi
yine mi kilo :(
daha önce bahsetmiştim bir yerlerde, geçen sene ekim ayından mart ayına kadar diyet yaptım ben. yani buna pek diyet denemez, artık iflah olamaz hale gelmiş midemi azıcık küçültmek diyelim.
peki nasıl karar vermiştim? elbette tartıda kilomu 65 nokta küsür görünce. sanırım 2010 yılı Ekim ayı idi. acaba bir gün boyunca ne yiyorum deidm kendi kendime, oldum olası oburum, asla paketi bitirmeden bırakmam, ikramları kaçırmam, ne yediğimi unutacak kadar çeşit yerim tüm gün.
neyse işte, ben oturdum ve yazdım yediklerimi. hazır gıdaların kalorilerini etiketlerinden, diğerlerini de internetten araştırıp ilk etapta yazdım. tablo dehşetti ! ihtiyacım olan enerjinin tam 1000 kalori fazlasını almıştım tüm gün. üstelik alkol almadığım, çok abur cubur yemeye fırsat bulamadığım hafta içi bir gün!
deidm Ayşe böyle olmayacak. yazmaya devam ettim, az az da yediklerimi azalttım. önce beyaz ekmek yerine kepek ekmeği, sonra mümkün olduğu kadar az beyaz ekmek, şekeri tamamen bırak vs izledi sırası ile. kaloriyi, almam gerekenin biraz altına, abartmadan ve aç kalmadan düşürdüm, bir taraftan da yeşil çay denilen iğrenç şeyi ve suyu ihmal etmedim tabii. tablo gayet iyi idi valla, yılbaşına tam 6 kilo vererek girdim.
sonraki süreçte de evlilik hazırlıkları vs olduğundan, koşturmaktan kilo almadım. bazıları kilo veriyor ama yok ben anca koruyabildim, çünkü rejimi bırakmıştım, yiyordum artık.
eylül ayında evlendiğimde, kilom oldukça muntazamdı. gelinlikli resimlerime baktıkça iyi ki kilo vermişim dedim.
sonra evlilik geldi çattı. Emre akşamları cips, jelibon, gazlı içecek, tatlı.. asla bunlarsız olmuyor. bence yemeyi çok sevdiğim dönemlerde bile pek yemezdim akşamları abur cubur. ama birisi yanımda yerse, olay bende o noktada kopar, önüme konulan şeyi yerim, affetmem.
kilo aldığımı fark ettim fark etmesine, kulak asmadım, yedim de yedim. etrafımda herkes çok kilo aldın deyip duruyordu, hafiften canım sıkılıyordu ama umursamayıp yiyordum yine. arada fuly'e özenip, dukan diyetimi yapsam acaba derken bile lahmacun yiyordum mesela.
peki dün ne oldu? annemlerdeki tartı 67.2 kg'ı gösterdi, yani geçen sene 65 çıktım diye ortalığı birbirine katıp rejime sokan tartı!!
evet kabus geri döndü. rejim yapmam lazım. üstelik bu sefer daha acı bu öyle 6 ay dikkat, 6 ay kiloları geri al, diğer 6 ay yine ver şeklinde olmayacak :(
allahım yemek yemeyi niye bu kadar çok seviyorum, niye ya niye?
biliyorum hayat tarzımı değiştirmedikçe, her geçen yıl en az 5 kiloyu sabitleyerek devam edeceğim. bir gün bebek filan düşünürsek, herhalde tüm arkadaşlarım beni yerde top niyetine yuvarlayacak.
eveet ilk günü rejimimin, mutsuzum, karnım aç.
yediklerimi aha da yazdım :
nesfit, süt, kahve, şekersiz çay, çöp şiş (valla ekmeksiz, lavaşssız), mercimek çorbası, ayran, cracks bisküvi, portakal suyu
böyle diyet mi olur demeyin. normal zamanımda bunlara, bir paket biskrem, en az 5 dilim ekmek (kahvaltı ve öğlen), tatlı vs ekleniyor.
yine de şöyle bir baktım da, akşam az yemem lazım.
ooof offf..
peki nasıl karar vermiştim? elbette tartıda kilomu 65 nokta küsür görünce. sanırım 2010 yılı Ekim ayı idi. acaba bir gün boyunca ne yiyorum deidm kendi kendime, oldum olası oburum, asla paketi bitirmeden bırakmam, ikramları kaçırmam, ne yediğimi unutacak kadar çeşit yerim tüm gün.
neyse işte, ben oturdum ve yazdım yediklerimi. hazır gıdaların kalorilerini etiketlerinden, diğerlerini de internetten araştırıp ilk etapta yazdım. tablo dehşetti ! ihtiyacım olan enerjinin tam 1000 kalori fazlasını almıştım tüm gün. üstelik alkol almadığım, çok abur cubur yemeye fırsat bulamadığım hafta içi bir gün!
deidm Ayşe böyle olmayacak. yazmaya devam ettim, az az da yediklerimi azalttım. önce beyaz ekmek yerine kepek ekmeği, sonra mümkün olduğu kadar az beyaz ekmek, şekeri tamamen bırak vs izledi sırası ile. kaloriyi, almam gerekenin biraz altına, abartmadan ve aç kalmadan düşürdüm, bir taraftan da yeşil çay denilen iğrenç şeyi ve suyu ihmal etmedim tabii. tablo gayet iyi idi valla, yılbaşına tam 6 kilo vererek girdim.
sonraki süreçte de evlilik hazırlıkları vs olduğundan, koşturmaktan kilo almadım. bazıları kilo veriyor ama yok ben anca koruyabildim, çünkü rejimi bırakmıştım, yiyordum artık.
eylül ayında evlendiğimde, kilom oldukça muntazamdı. gelinlikli resimlerime baktıkça iyi ki kilo vermişim dedim.
sonra evlilik geldi çattı. Emre akşamları cips, jelibon, gazlı içecek, tatlı.. asla bunlarsız olmuyor. bence yemeyi çok sevdiğim dönemlerde bile pek yemezdim akşamları abur cubur. ama birisi yanımda yerse, olay bende o noktada kopar, önüme konulan şeyi yerim, affetmem.
kilo aldığımı fark ettim fark etmesine, kulak asmadım, yedim de yedim. etrafımda herkes çok kilo aldın deyip duruyordu, hafiften canım sıkılıyordu ama umursamayıp yiyordum yine. arada fuly'e özenip, dukan diyetimi yapsam acaba derken bile lahmacun yiyordum mesela.
peki dün ne oldu? annemlerdeki tartı 67.2 kg'ı gösterdi, yani geçen sene 65 çıktım diye ortalığı birbirine katıp rejime sokan tartı!!
evet kabus geri döndü. rejim yapmam lazım. üstelik bu sefer daha acı bu öyle 6 ay dikkat, 6 ay kiloları geri al, diğer 6 ay yine ver şeklinde olmayacak :(
allahım yemek yemeyi niye bu kadar çok seviyorum, niye ya niye?
biliyorum hayat tarzımı değiştirmedikçe, her geçen yıl en az 5 kiloyu sabitleyerek devam edeceğim. bir gün bebek filan düşünürsek, herhalde tüm arkadaşlarım beni yerde top niyetine yuvarlayacak.
eveet ilk günü rejimimin, mutsuzum, karnım aç.
yediklerimi aha da yazdım :
nesfit, süt, kahve, şekersiz çay, çöp şiş (valla ekmeksiz, lavaşssız), mercimek çorbası, ayran, cracks bisküvi, portakal suyu
böyle diyet mi olur demeyin. normal zamanımda bunlara, bir paket biskrem, en az 5 dilim ekmek (kahvaltı ve öğlen), tatlı vs ekleniyor.
yine de şöyle bir baktım da, akşam az yemem lazım.
ooof offf..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)