Gelinlik alma aşamasına geldiğimde, içimden resmen bir alien çıkmıştı. O kadar çok hevesliydim ki o bembeyaz elbiseyi giymek, bana en çok yakışanını giymek için.
Doğsuru Pronovias'tan aldığım gelinliğim içime sindi. Arkadaşımla gelinlik bakarken de hem kendiminkine yakın modellere gidiyorum, demek ki doğru karar vermişim :)
Yalnız geçen sene içimde kalan bir marka vardı : Aire Barcelona. BU markayı Beyaz Butik'in sattığını öğrenmiş ve aşağıdaki siteden not edivermiştim bir sürü model. sonuç mu? tabii ki hiçbiri gelmiyordu Türkiye'ye.
http://www.airebarcelona.es/
Ama yeni gelin adayları için süper bir haber: Bu markanın distribütörü artık Beymen Bridal ve oldukça fazla modelini getirdiklerini gördüm, arkadaşım için provaya gittiğimizde. Aynı zamanda Rosa Clara da getiriyorlar ve sade modelleri seven gelin adayları için biçilmiş kaftan bu marka da.
Ben derim ki, çok pahalı olduğunu düşünüp Beymen'i görmeden elemeyin. Evet büyük bir grup 10.000 üstü fiyatlarda ama Aire Barcelona ve Rosa Clara kataloglarından Pronovias, Beyaz Butik fiyat aralığında beğendiğiniz modellerin çıkma olasılığı yüksek.
Herkese iyi haftalar...
gelinlik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
gelinlik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
13 Şubat 2012 Pazartesi
4 Ocak 2012 Çarşamba
gelinlik telaşı volume 3 ve yılbaşından birkaç kare :)
cumartesi yoğun bir gündü.
cuma akşamından gelen Umut ve Çanka ile sıkı bir kahvaltının ve akşam için sofrayı genel hatları ile hazırlamamasın ardından, kocaları bırakıp, diğer kızları da yanımıza alıp kendimizi Nişantaşı'na attık.
hedef Pronovias ve Beyaz Butik :) Şero giydi, biz baktık, bir ara hatun gelinliğin içinde sıkılıp eteklerini tekmeliyordu, kopuyorum bu kızın bu daralmalarına.
aslında Pronovias'ta iki model beğendik, Beyaz Butik'te de.
ama bu sene evlenecek gelin adaylarına can sıkıcı bir haberim var, Pronovias ciddi zam yapmış gelinliklere. Şöyle ki, 2010 yılında Umut aldığındaki € fiyatı biliyorum, kendim aldığımda € kurundan dolayı bir fark ödedim (aslında ciddi fark, € %20 civarı artmıştı) ben, ama benzer tarzda modellerin € fiyatları yakındı (hatta rakamı da vereyim 1250-1550 € arası). bahsettiğim tarz, danteli, pırıltısı, işi olmayan; ipek gibi özel kumaşlardan yapılmayan (yoksa Pronovias'ta tamamen ipek olduğunu, "pek beğenmedim ama aklımda bulunsun" dediğim bir modelin fiyatını görünce anlamışlığım var) modeller. Şero'nun tarzı bana epeyce yakın. neyse özet geçiyorum, € fiyatlarında ciddi artma var. baktığımız en ucuz gelinlik 2000 € idi, beğendiğimiz modeller arasında en içimize sinen ise 2500 € gibi bir rakamdı. biraz moralimiz bozuk çıktık ama Beyaz Butik'te beğendiğimiz bir modeli kafamıza yazmıştık, bakacağımız yerler de vardı, e en kötü ihtimalle parayı basıp alacağı Pronovias modeli de mevcuttu :)
gelinlik bakmayı özlemişim valla. bana kalsa, gelin olacağım yine diyip mağazalarda deneyesim var ama herkes bana deli gibi bakıyor böyle diyince. şero için Türkiye'ye 2011'de giriş yapan Beymen Bridal'den, oldukça güzel markaları Türkiye'ye getiren Weddies'e kadar bir araştırma yaptım ve gidilecek yerleri çıkardım:)
gelinlik macerası ardından kendimizi Nişantaşı'nın süslü sokaklarına attık, zamana kahvesinde çilekli milföy yiyip, yılbaşı için ışıklandırılan caddede fotoğraflar çektirdik.
taa ki Çanka arayıp "biz iki balta yeni yıla girmek üzereyiz ve karılarımız yanımızda yok" diyene kadar. aa evet evliyiz biz ya, artık eve gidip akşam için hazırlıklara devam etmek lazımdı :)
çook güzel bir soframız vardı, küçük evimiz tam 9 kişi için yeni yıla merhaba mekanı oldu. sofranın resimleri makinemde kaldı, artık ayrı bir post yaparım onu:)
yine de elimde olan birkaç foto ile bitireyim yazımı.
Nişantaşıı :)
Yeni yıl pastamız :)
taçlı kızlar. Selin'in kafasındaki biraz hafıza zorlaması ile hatırlayabiliriz :)
düşünen adamlar :)
az önce düşünen adamlar :)
cuma akşamından gelen Umut ve Çanka ile sıkı bir kahvaltının ve akşam için sofrayı genel hatları ile hazırlamamasın ardından, kocaları bırakıp, diğer kızları da yanımıza alıp kendimizi Nişantaşı'na attık.
hedef Pronovias ve Beyaz Butik :) Şero giydi, biz baktık, bir ara hatun gelinliğin içinde sıkılıp eteklerini tekmeliyordu, kopuyorum bu kızın bu daralmalarına.
aslında Pronovias'ta iki model beğendik, Beyaz Butik'te de.
ama bu sene evlenecek gelin adaylarına can sıkıcı bir haberim var, Pronovias ciddi zam yapmış gelinliklere. Şöyle ki, 2010 yılında Umut aldığındaki € fiyatı biliyorum, kendim aldığımda € kurundan dolayı bir fark ödedim (aslında ciddi fark, € %20 civarı artmıştı) ben, ama benzer tarzda modellerin € fiyatları yakındı (hatta rakamı da vereyim 1250-1550 € arası). bahsettiğim tarz, danteli, pırıltısı, işi olmayan; ipek gibi özel kumaşlardan yapılmayan (yoksa Pronovias'ta tamamen ipek olduğunu, "pek beğenmedim ama aklımda bulunsun" dediğim bir modelin fiyatını görünce anlamışlığım var) modeller. Şero'nun tarzı bana epeyce yakın. neyse özet geçiyorum, € fiyatlarında ciddi artma var. baktığımız en ucuz gelinlik 2000 € idi, beğendiğimiz modeller arasında en içimize sinen ise 2500 € gibi bir rakamdı. biraz moralimiz bozuk çıktık ama Beyaz Butik'te beğendiğimiz bir modeli kafamıza yazmıştık, bakacağımız yerler de vardı, e en kötü ihtimalle parayı basıp alacağı Pronovias modeli de mevcuttu :)
gelinlik bakmayı özlemişim valla. bana kalsa, gelin olacağım yine diyip mağazalarda deneyesim var ama herkes bana deli gibi bakıyor böyle diyince. şero için Türkiye'ye 2011'de giriş yapan Beymen Bridal'den, oldukça güzel markaları Türkiye'ye getiren Weddies'e kadar bir araştırma yaptım ve gidilecek yerleri çıkardım:)
gelinlik macerası ardından kendimizi Nişantaşı'nın süslü sokaklarına attık, zamana kahvesinde çilekli milföy yiyip, yılbaşı için ışıklandırılan caddede fotoğraflar çektirdik.
taa ki Çanka arayıp "biz iki balta yeni yıla girmek üzereyiz ve karılarımız yanımızda yok" diyene kadar. aa evet evliyiz biz ya, artık eve gidip akşam için hazırlıklara devam etmek lazımdı :)
çook güzel bir soframız vardı, küçük evimiz tam 9 kişi için yeni yıla merhaba mekanı oldu. sofranın resimleri makinemde kaldı, artık ayrı bir post yaparım onu:)
yine de elimde olan birkaç foto ile bitireyim yazımı.
Nişantaşıı :)
Yeni yıl pastamız :)
taçlı kızlar. Selin'in kafasındaki biraz hafıza zorlaması ile hatırlayabiliriz :)
düşünen adamlar :)
az önce düşünen adamlar :)
bu arada resimlerde gördüğünüz evime SJ Home'dan şu yastık ne hoş olur değil mi? merak ediyorsanız ve çekilişe katılmak isterseniz TIK TIK !
6 Eylül 2011 Salı
gelinliğim artık odamda :)
eveeet dün omuzladık geldik Emre ile onu. odamın köşesine asılmış halde, giyilmeyi bekliyor şu an gelinliğim :)
dün malum doğum günümdü. iş yerinde ufak bir kutlama yapıldı, facebook mesajları aldım epeyce, telefonlar aldım, sevgilim güller gönderdi, çok çok güzeldi elbet ama akşama gelinliğimi alacağım duygusunu bastırmadı hiçbiri.
biraz buruk gittim gelinlikçiye, birkaç arkadaşıma demiştim, gelinliğimin son provası diye, ama kimse ilgilenmez görünmüştü, oysa orası burası eğri mi diye bir baksınlar istemiştim. yine de hiçbir şey hevesimi kıramazdı elbet :)
Emre'ye de provadan sonra gelmesini söyleyip- bu kadar başardık, artık nikahta görsün ilk beni gelinlik içinde- gittim Pronovias'a.
Dilek gelinliğimi getirdi, nasıl giyeceğimi gösterdi, giydirdi. soyunma odasında askılardan biri bol göründü gözüme, durun bir dışarı aynalara gidelim deyip perdeyi açtı ve tüm gün provama kayıtsız kalan 3 tane çılgın arkadaşım elinde minik bir starbucks pastası ile beni bekliyordu, başladılar doğum günü şarkısı söylemeye.
Allam zaten duygusalım, başladım ağlamaya, çok salak bir andı gerçekten :) Ankara'da yaşayan Umutumla, Emre ile organize olup ayarlamışlardı bunu. ellerinde bir de aysho hediye paketi vardı, içindekini söylemeyelim neyse :p
pasta mumu da ayarlayıverdi pronovias, üfledim, eşimle güzel bir hayat diledim. sevdiklerim yanımda olduğu için bir kez daha şükrettim.
sonra Emre de geldi, Alfa'mı aldık ve eve getirdik; ikinci bir emre kadar odaya girişleri yasakladım :) hele kına günü direk kilitleyeceğim odamın kapısını.
ay mutluyum yaaaaa...
dün malum doğum günümdü. iş yerinde ufak bir kutlama yapıldı, facebook mesajları aldım epeyce, telefonlar aldım, sevgilim güller gönderdi, çok çok güzeldi elbet ama akşama gelinliğimi alacağım duygusunu bastırmadı hiçbiri.
biraz buruk gittim gelinlikçiye, birkaç arkadaşıma demiştim, gelinliğimin son provası diye, ama kimse ilgilenmez görünmüştü, oysa orası burası eğri mi diye bir baksınlar istemiştim. yine de hiçbir şey hevesimi kıramazdı elbet :)
Emre'ye de provadan sonra gelmesini söyleyip- bu kadar başardık, artık nikahta görsün ilk beni gelinlik içinde- gittim Pronovias'a.
Dilek gelinliğimi getirdi, nasıl giyeceğimi gösterdi, giydirdi. soyunma odasında askılardan biri bol göründü gözüme, durun bir dışarı aynalara gidelim deyip perdeyi açtı ve tüm gün provama kayıtsız kalan 3 tane çılgın arkadaşım elinde minik bir starbucks pastası ile beni bekliyordu, başladılar doğum günü şarkısı söylemeye.
Allam zaten duygusalım, başladım ağlamaya, çok salak bir andı gerçekten :) Ankara'da yaşayan Umutumla, Emre ile organize olup ayarlamışlardı bunu. ellerinde bir de aysho hediye paketi vardı, içindekini söylemeyelim neyse :p
pasta mumu da ayarlayıverdi pronovias, üfledim, eşimle güzel bir hayat diledim. sevdiklerim yanımda olduğu için bir kez daha şükrettim.
sonra Emre de geldi, Alfa'mı aldık ve eve getirdik; ikinci bir emre kadar odaya girişleri yasakladım :) hele kına günü direk kilitleyeceğim odamın kapısını.
ay mutluyum yaaaaa...
22 Ağustos 2011 Pazartesi
vee gelinliğim geldi :)
biraz önce pronovias'ı aradım yine. gelinliğim aslında 10 gün kadar önce gelmiş, tam tahmin ettiğim gibi :)
bana satışı gerçekleştiren personel izinli olduğu için bu bilgiyi alamamışım geçen hafta. kendisi öncesinde de aramış olması gerektiğini söyledi ama beni kimse arayıp sormadı, çok eminim. açıkcası kırıldım biraz, bu kıza bir de referansla gitmiştim ben, ilgi alakası açısından. düşünsenize resmen atlanmış yani- kendileri kabul etmese bile- ben aramasam bu haftayı da es geçebilirdik, iyi ki didiklemişim. apar topar yarına randevu verdiler, tabii tüm randevu saatleri dolmuştu mesai saati dışı, malum son aranan (pardon arayan) eylül gelini olduğum için:)
neyse önemli olan sonuç: gelinliğim sonunda geldiiiii, yarın giderek (işten nasıl izin alacağım bakalım, ben biraz şehir dışında çalışıyorum da) deneyeceğim üstüme, tek başıma bir prova olacak ama ne yapalım, kimse bana eşlik edemez yarın o saatte.
nisandan beri süren bekleyiş sona erdi, nihayet kavuşuyoruz alfa'm ile yarın :)
bana satışı gerçekleştiren personel izinli olduğu için bu bilgiyi alamamışım geçen hafta. kendisi öncesinde de aramış olması gerektiğini söyledi ama beni kimse arayıp sormadı, çok eminim. açıkcası kırıldım biraz, bu kıza bir de referansla gitmiştim ben, ilgi alakası açısından. düşünsenize resmen atlanmış yani- kendileri kabul etmese bile- ben aramasam bu haftayı da es geçebilirdik, iyi ki didiklemişim. apar topar yarına randevu verdiler, tabii tüm randevu saatleri dolmuştu mesai saati dışı, malum son aranan (pardon arayan) eylül gelini olduğum için:)
neyse önemli olan sonuç: gelinliğim sonunda geldiiiii, yarın giderek (işten nasıl izin alacağım bakalım, ben biraz şehir dışında çalışıyorum da) deneyeceğim üstüme, tek başıma bir prova olacak ama ne yapalım, kimse bana eşlik edemez yarın o saatte.
nisandan beri süren bekleyiş sona erdi, nihayet kavuşuyoruz alfa'm ile yarın :)
21 Ağustos 2011 Pazar
bir kabus vakası :)
cuma akşamı damat beye cicilerini bakmak için, geçen yıldan tecrübeli iki arkadaşımızla birlikte metrocity, istinye park dolaştık. smokin olayı için ayrı bir post yapacağım zaten :) tüm gezme boyunca "hahaha bak benim kıyafetimi 2 günde teslim ediyorlar, senin gelinlik hala yok ortada" diye dalga geçti. gece yorgun argın eve geldim ve uyumam fazla vakit almadı.
rüyamda pronovias arıyordu ( koskoca bir 9 günlük bayram tatilini çıkarınca geriye 9 iş günü gibi bir şey kalıyor nikaha, ama gelinlikten haber bile yok hala) ve gelinliğimin geldiğini söylüyordu, tabii rüyamda bile hoplaya zıplaya gittim hemen. çalışan bayan gelinliği getiriyor ama benim sipariş ettiğim gelinlikle ilgisi bile yok. benim zarif askılı, drapeli gelinliğim yerine, uzun kollu, tamamen dantelle kaplı bir üstten oluşan (gelinlikte danteli pek sevmiyorum da ) ve de etek kısmı basma etek gibi düşük duran bir gelinlik getirdi. attığım çığlık inanılmaz gerçekti, "bu neee", "ben alfa'yı sipariş ettim" diye bağırdım. kız formu inceliyor ve yapacak bir şey olmadığını söylüyordu. formda alfa yerine alga yazılmıştı. bunda bile altta kalmadım "bir kere bu alga değil, o güzel bir gelinlik, benim tarzımda bir şeydi, bu ne alaka" diye basıyorum yaygarayı. birkaç yakın arkadaşım yanımda ve teselli etmeye çalışıyorlar, bir tanesi benim gelinliğin aynısını 3 günde diktirebileceğini iddia ediyor (ki aynı arkadaş model taklitlerini başarılı bulmadığını söyleyen biridir hep) ama ben öyle hıçkırarak öyle içten ağlıyorum ki anlatamam, resmen nefes alamaz hale geliyorum ağlamaktan. o salak gelinliği de giyiyorum ama üstüme. gelinlikçi bu gelinliğin ağır dantelinden dolayı daha pahalı olduğunu ama yapılan hatadan dolayı farkı almayacaklarını söylüyor, daha da delleniyorum. püskül gelinliğimle yollara düşüyorum, kendi tarzımda bir gelinlik bulabilmek için.
uyandığımda rüya olmasına çok sevindim, derin bir nefes aldım. evdekilere de anlatmadım, çünkü benden sonra evleneceklerin ve aynı yerden gelinlik alanların gelinliklerinin teslim edildiğini bildiklerinden bana yanlış seçim yaptığımı vurguluyorlar sürekli, uğraşmak istemedim. açıkçası gelinliğimin Türkiye'de olduğuna inanıyorum, aradığımda benimle ilgilenen bayan yıllık izindeydi çünkü ve diğerleri bilgi vermedi, muhtemelen bu pazartesi aranacağım, zaten beklemem ben ararım artık :)
sabah babam kahvaltı sırasında "kızım sen git bir gelinlik bul, yedeğin olsun, bu gelinlikte bir arıza çıkacak" dedi. rüyamdan habersiz babamın bu yorumu karşısında bir şey demedim, diyemedim :)
rüyamda pronovias arıyordu ( koskoca bir 9 günlük bayram tatilini çıkarınca geriye 9 iş günü gibi bir şey kalıyor nikaha, ama gelinlikten haber bile yok hala) ve gelinliğimin geldiğini söylüyordu, tabii rüyamda bile hoplaya zıplaya gittim hemen. çalışan bayan gelinliği getiriyor ama benim sipariş ettiğim gelinlikle ilgisi bile yok. benim zarif askılı, drapeli gelinliğim yerine, uzun kollu, tamamen dantelle kaplı bir üstten oluşan (gelinlikte danteli pek sevmiyorum da ) ve de etek kısmı basma etek gibi düşük duran bir gelinlik getirdi. attığım çığlık inanılmaz gerçekti, "bu neee", "ben alfa'yı sipariş ettim" diye bağırdım. kız formu inceliyor ve yapacak bir şey olmadığını söylüyordu. formda alfa yerine alga yazılmıştı. bunda bile altta kalmadım "bir kere bu alga değil, o güzel bir gelinlik, benim tarzımda bir şeydi, bu ne alaka" diye basıyorum yaygarayı. birkaç yakın arkadaşım yanımda ve teselli etmeye çalışıyorlar, bir tanesi benim gelinliğin aynısını 3 günde diktirebileceğini iddia ediyor (ki aynı arkadaş model taklitlerini başarılı bulmadığını söyleyen biridir hep) ama ben öyle hıçkırarak öyle içten ağlıyorum ki anlatamam, resmen nefes alamaz hale geliyorum ağlamaktan. o salak gelinliği de giyiyorum ama üstüme. gelinlikçi bu gelinliğin ağır dantelinden dolayı daha pahalı olduğunu ama yapılan hatadan dolayı farkı almayacaklarını söylüyor, daha da delleniyorum. püskül gelinliğimle yollara düşüyorum, kendi tarzımda bir gelinlik bulabilmek için.
uyandığımda rüya olmasına çok sevindim, derin bir nefes aldım. evdekilere de anlatmadım, çünkü benden sonra evleneceklerin ve aynı yerden gelinlik alanların gelinliklerinin teslim edildiğini bildiklerinden bana yanlış seçim yaptığımı vurguluyorlar sürekli, uğraşmak istemedim. açıkçası gelinliğimin Türkiye'de olduğuna inanıyorum, aradığımda benimle ilgilenen bayan yıllık izindeydi çünkü ve diğerleri bilgi vermedi, muhtemelen bu pazartesi aranacağım, zaten beklemem ben ararım artık :)
sabah babam kahvaltı sırasında "kızım sen git bir gelinlik bul, yedeğin olsun, bu gelinlikte bir arıza çıkacak" dedi. rüyamdan habersiz babamın bu yorumu karşısında bir şey demedim, diyemedim :)
29 Haziran 2011 Çarşamba
gelinlik :)
Birisine evleneceğinizi söyler söylemez karşıdan gelen ilk soru "gelinliğini aldın mı?" olur. aslında sanıldığı kadar zahmetli bir iş değildir ama bazılarının dediği gibi "aman iki saatlik bir iş" hiç değildir.
işte bugün hem kafamı birazcık dağıtmak hem de güzel şeylerden bahsetmek için, gelinlik maceralarımdan bahsetmek isterim size.
bir nisan sabahı beyaz butik'in kapısını çaldık. ilk giydiğim gelinlik fiyasko idi, resmini paylaşmak bile istemiyorum. burada aklımda kalan tek model soldaki idi (aşağıda da arkadan görünüşü var), oysa ben beyaz butik mağazasına resmi web sayfalarında ayılıp ayılıp bayıldığım aire barcelona modelleri için gitmiştim. gelin adaylarına önemli tavsiye: öyle web sayfalarında beğenip beğenip gitmeyin, sade modeller, seviyorsanız, onların neredeyse hiçbiri türkiye'ye getirilmiyor. he ben beğenir diktiririm diyorsanız başka. şahsen ben dikilenlerin eninde sonunda bir yerlerinde oynama yapılması, uygun kumaş kullanılmaması gibi sebeplerle eğreti durduğuna inanıyorum. sonuçta bu modeli yazdım bir köşeye, aslında isteğime uygundu ama rengi çok beyaz, eteği ise biraz basit geldi bana.
buradan çıkarak pronoviasa gittik. gayet normal karşıladığım bir şekilde, beğendiğim modellerin bir çoğu türkiye'ye gelmiyormuş. yok şaşırmadım, zaten telefonda da bu elektriği almıştım. pronoviastan gerçekten çok çok beğendiğim aşağıdaki iki model cebimde çıktım.
kabarık olmayan model olan fragancia'ya (aşağıda sağdaki) bayıldım, tek sorun normal bir gelinlik gibi olmaması ve de nişanlımın çok sıcak bakmaması idi. alfa modeli (aşağıda solda) ise tam aradığım modeldi. organze, işi olmayan ama hareketli, hafif kuyruklu, kır düğününe uygun. yalnız eve gelince her şey değişti, resimlere bir baktım ki gelinlik üzerimde çok kalın duruyordu, ya da ben kalındım. arkadaşlarım ne dedilerse ikna edemediler, çok üzüldüm, gelinliğin bana yakışmadığı fikri beni çıldırtmaya yetti.
![]()
he bu gelinlik elemeleri nasıl mı olu? burası daha komik, bir excel sheet yaptım, kendi içime sinen gelinliklerden oluşan. arkadaşlarım ve nişanlım puanladı. gerçekten bu dönemdeki sabırları için kendilerine teşekkürü bir borç bilirim. olumlu olumsuz özellikleri not ettim, ölçtüm biçtim. aslında benim de çok içime sinen alfa en yüksek puanı da aldı, ama benim aklımdan bir türlü bu gelinliğin içinde kalın göründüğüm fikri gitmedi.
en son annemi (o gün alacağımı biliyordum ve annemi yanımda istedim) ve liseden beri benim alışveriş kaprislerimi çeken dostumu alarak pronovias nişantaşı'na götürdüm. ordaki görevli kıza (Dilekciğime burdan tekrar tekrar teşekkürler) durumu anlattım. alfa'yı çok sevdim ama dedim ben şişko oluyorum bu gelinlikte. kendisi sabırla diğer pronoviasta ellerindeki beden büyüktür dedi, 38 beden gelinliği giydirdi, arkadan sıkı sıkı mandalladı, gelinlikle koridorda yürüttü. arkadaşım resimimi de çekti (çünkü ben resimlerde şişman çıktığıma emindim), sonra resimlere de baktım tekrar tekrar. yok şişko filan değildim, gayet iyiydi. önce baktığımda askıları indirip straplez kullanırız diye düşünmüştüm ama askılı daha asildi, çünkü incecik drapeler askıda devam ediyordu, ayrıca sırt kısmının askı detayı da çok ince idi.
alfa gelinliğim, ağustos'ta geliyor, hem de 36 beden :) damat beye de beta damatlık bulduk mu tamamdır, evet bu iğrenç espriyi herkese yaptığım gibi buraya da yazıyorum.
bu sene evlenmeye karar verdiğimizi söyler söylemez, daha nişan vs bile yapmadan geçen seneden tecrübeli arkadaşım, Umutcum, hemencecik pronovias ve beyaz butik randevularını alıverdi. şimdilerde düşünüyorum da iyi ki bu olayı nisan ayında halletmişim, sonrasında ailemizde can sıkıcı şeyler yaşadık sağlık adına, hani bu aralara denk gelse çok daha stres olurdum ve hevesli bir şekilde alamazdım herhalde.
özet geçeyim, sadece iki gün mağaza gezerek ve de en son bir kez daha giyerek toplamda 8 saat gibi bir sürede halletmişim bu işi, yine de bana uzun geldi. allah aylarca arayıp arayıp bulamayanlara sabır versin.
gelinlik tercihim belli: dantelsiz olacak, çok çok sönük olmayacak ama kabarık da olmayacak. mümkünse organze olacak ama şart değil, ince saten de olabilir. boncuk, iş vs vs olmayacak. mümkünse kalçadan kabaracak ama çok çok ön yargılı değilim, belden kabaran modeller de deneyebilirim. mutlaka az da olsa bir kuyruğu olacak, kuyruksuz gelinlik olmaz.
bir nisan sabahı beyaz butik'in kapısını çaldık. ilk giydiğim gelinlik fiyasko idi, resmini paylaşmak bile istemiyorum. burada aklımda kalan tek model soldaki idi (aşağıda da arkadan görünüşü var), oysa ben beyaz butik mağazasına resmi web sayfalarında ayılıp ayılıp bayıldığım aire barcelona modelleri için gitmiştim. gelin adaylarına önemli tavsiye: öyle web sayfalarında beğenip beğenip gitmeyin, sade modeller, seviyorsanız, onların neredeyse hiçbiri türkiye'ye getirilmiyor. he ben beğenir diktiririm diyorsanız başka. şahsen ben dikilenlerin eninde sonunda bir yerlerinde oynama yapılması, uygun kumaş kullanılmaması gibi sebeplerle eğreti durduğuna inanıyorum. sonuçta bu modeli yazdım bir köşeye, aslında isteğime uygundu ama rengi çok beyaz, eteği ise biraz basit geldi bana.
kabarık olmayan model olan fragancia'ya (aşağıda sağdaki) bayıldım, tek sorun normal bir gelinlik gibi olmaması ve de nişanlımın çok sıcak bakmaması idi. alfa modeli (aşağıda solda) ise tam aradığım modeldi. organze, işi olmayan ama hareketli, hafif kuyruklu, kır düğününe uygun. yalnız eve gelince her şey değişti, resimlere bir baktım ki gelinlik üzerimde çok kalın duruyordu, ya da ben kalındım. arkadaşlarım ne dedilerse ikna edemediler, çok üzüldüm, gelinliğin bana yakışmadığı fikri beni çıldırtmaya yetti.
diğer cumartesi ise vakko wedding mağazasının bağdat caddesi şubesinin kapısını çaldım. not düşmek isterim, gelinliğimi burdan almayı çok isterdim, o kadar güzel bir ilgi ve alaka vardı ki. ne yazık ki ne san patrick de ne de la sposa'da benim beğendiğim modeller türkiye'ye geliyordu. yanımda yıllardır beni tanıyan iki arkadaşım vardı, sağolsunlar taa avrupa yakalarından asya yakalarına hem de yağmurlu bir günde benimle geldiler, fikir verdiler, hem de beni bildiklerinden istediğimi cuk diye anlamışlardı, böyle dostlar böyle zamanlarda hızır gibi yetişiyor. yine de aşağıdaki iki modeli not ederek çıktım. sonrasında ilki çok kabarık olduğu, diğeri de çok fazla balık olduğu için elendi. aslında aynı gün birkaç gelinlikçiye daha girdik ama aklımızda kalan bir model olmadı.
he bu gelinlik elemeleri nasıl mı olu? burası daha komik, bir excel sheet yaptım, kendi içime sinen gelinliklerden oluşan. arkadaşlarım ve nişanlım puanladı. gerçekten bu dönemdeki sabırları için kendilerine teşekkürü bir borç bilirim. olumlu olumsuz özellikleri not ettim, ölçtüm biçtim. aslında benim de çok içime sinen alfa en yüksek puanı da aldı, ama benim aklımdan bir türlü bu gelinliğin içinde kalın göründüğüm fikri gitmedi.
en son annemi (o gün alacağımı biliyordum ve annemi yanımda istedim) ve liseden beri benim alışveriş kaprislerimi çeken dostumu alarak pronovias nişantaşı'na götürdüm. ordaki görevli kıza (Dilekciğime burdan tekrar tekrar teşekkürler) durumu anlattım. alfa'yı çok sevdim ama dedim ben şişko oluyorum bu gelinlikte. kendisi sabırla diğer pronoviasta ellerindeki beden büyüktür dedi, 38 beden gelinliği giydirdi, arkadan sıkı sıkı mandalladı, gelinlikle koridorda yürüttü. arkadaşım resimimi de çekti (çünkü ben resimlerde şişman çıktığıma emindim), sonra resimlere de baktım tekrar tekrar. yok şişko filan değildim, gayet iyiydi. önce baktığımda askıları indirip straplez kullanırız diye düşünmüştüm ama askılı daha asildi, çünkü incecik drapeler askıda devam ediyordu, ayrıca sırt kısmının askı detayı da çok ince idi.
hemen akabinde ikinci vakko randevumu iptal ettim, gerek yoktu, gelinliğimi bulmuştum. aşağıda başka açılardan görüntüleri de var :)
alfa gelinliğim, ağustos'ta geliyor, hem de 36 beden :) damat beye de beta damatlık bulduk mu tamamdır, evet bu iğrenç espriyi herkese yaptığım gibi buraya da yazıyorum.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)