bizim damada dün saat bakmaya gittik, hatta bakmakla da kalmadık aldık bile.
damatlık saat için genelde seiko'dan, armani'den alışveriş yapılırmış, bu markalara guess, guess collection vs vs hepsine baktık.
çok ama çok zor beğenen tatlı sevgilim bu saati görür görmez vuruldu resmen ve hemencecik alıverdik biz de. eminönü'nde olmanın dayanılmaz pazarlık gücü ile indirim de yaptırdık epeyce.
saat bakanlara önemli tavsiye, markası, fiyatı, modeli ne olursa olsun adres, doğu bankın arkasındaki, bir ucu da mısır çarşısının başladığı meydana uzanan sokak olmalı. aradığınız modeli bulamamanız imkansız gibi.
7 Ağustos 2011 Pazar
sanırım gidiyorum bu evden...
artık "düğün ne zaman?" diye soranlara, "gelecek ay" diyorum.
evet çok az kaldı, aklıma gelince kalbim küt küt atıyor, bazen ağzına kadar dolu bir mutluluk, bazen hafiften bir hüzün, bazen endişe, bazen huzur hissediyorum, tüm duyguları aynı anda yaşayabiliyormuş insan bunu anladım.
dönüp dönüp evin her bir karesine bakıyorum şu an. bir süre sonra buradan bahsederken baba evi diyeceğim muhtemelen, evim derken kendi oturduğum evden bahsedeceğim.
özgürlüğe düşkün birisiyim, ama hep de insanları kıramayan biri oldum ben. bu evde yaşadığım müddetçe, ailesinden oldukça farklı bir birey olarak, hem kendi alanımı yaratmaya çalıştım, hem de beni bugünlere getirmek için maddi manevi hiçbir şeyi esirgemeyen annemi babamı kırmamaya, elimden geldiğince onların da gönüllerini hoş tutmaya çalıştım. akşamları dışardayken, genelde tek benim telefonum çalardı, her evden çıkışımda "geç kalma" öğütünü duydum ben. bazen kızdım, bazen üzüldüm, hatta bazen ağladım, bazen hee deyip geçtim ama bunca seneyi bir şekilde geçirdik işte.
gelecek ay taşınıyorum bu evden. üniversite yılları sırasında yunanistan'da yaptığım 2.5 aylık bir staj ve bir yıllık iznimi harcadığım 3 haftalık bir italyanca kursu dışında, 10 günden fazla uzaklaşmadım ben bu evden.
1998 yılından beri bu evdeyiz. sanki her bir karesi ayaklanacak da anıları anlatacak gibi geliyor şu an. üzerinde oturduğumuz şu koltukları annecimle aldığımız gün geldi aklıma. hele şu çamaşır makinesini, 5 sene önce işe girdiğimde, daha ilk maaşımı bile almadan almış ve anneme hediye etmiştim; gri modeller çok yeniydi, bir havası vardı o zaman, "anne gri olsun, 3 kuruş fazla verelim be" demiştim. yıllar sonra, kendi çamaşır makinemi alırken, diğer eşyalardan ayrı bir yerde duracağını düşünerek, aradaki farka değmez deyip beyaz almam gülümsetiyor şu an beni.
bu evde yalnız kaldığım çok oldu, annemler antalya'da yaz aylarını geçirirken, ben pek hakkını veremesem de çekip çevirdim bu evi.
şu an annemin ıvır zıvırı ile dolu balkonumuzu aktif kullandığımız yıllar oldu. o balkonda üniversite sınavı hazırlığı için çok test çözdüm.
banyomuzu değiştirme hevesimiz de dün gibi aklımda.
odama hiç hoşlanmadığım bu pembe-mavi renkte mobilyaları, öğrenci harçlığımla uygun fiyata bulduğum için aldığım günü de anımsadım, eşyalar geldiğinde duyduğum mutluluğu. babamın daha sonra hem kocaman bir çalışma masası, hem de emektar pc için masa yaptırdığını da. odada iki masa, şifonyer, gardrop, komidinler, ıvır zıvır bir sürü şey var.
şu an taşındığım ev benim bu odamı almaz sanırım. bakıyorum bakıyorum, çekmeceler, dolaplar, benim ıvır zıvırlarımla dolu. şu altına şimdi götüreceğim nevresimlerimi koyduğum masa, eskiden kimya mühendisliği ders kitapları ile dolar taşardı. son yıllarda onların yerini puzzle aldı.
şu an üzerinde ıvır zıvır tabak çanak bulunan masa ise, hep romanlarımla, yabancı dil kitaplarımla doluydu. duvarda asılı kitaplığıma bakıyorum da onu da mı bırakacağım ne? resmen bir hayatı bırakıp, diğerine geçiyorum ve şu an idrak ediyorum bunu.
peki odam ne olacak? çekmecelerimde doldurma kasetler bile var. filmli makine ile çekilmiş fotoğraflar, cdler, bildiğin bir tarih var o odada.
sanırım 1 sene daha bu oda aynen kalacak. ama seneye kardeşim evleniyor ve bu evde yaşayacaklar, o zaman anılarımı kaldırmak zorunda kalacağım ve bu evden benim izim silinecek. şimdilik ailemden odamı tutmalarını istedim, annemle babam yeni evine geçene kadar. bu şekilde alışmam daha kolay olacak, yavaş yavaş gidiyormuşum gibi. geldiğimde odamı bulacağım, garipsemeyeceğim bir süre daha. eh 1 sene içinde de kendi evime alışmış olurum, şu an kadar acıtmaz canımı diye düşünüyorum.
biz 4 kişilik bir aileyiz şu an. 1 ay sonra ben, 1 yıl sonra kardeşim ayrı bir aile olacak. evler değişecek, yerler değişecek. resmen hayatın gerçeklerinin ispatı gibi, çocuklar büyüyor ve yaşamlar değişiyor işte.
canım evim, gidiyorum ama gözlerim doluyor mu şu an doluyor. canım annem, babam ve kardeşim; sizinle geçirdiğim her dakika değerliydi benim için, belki hissettiremedim, belki evin hep aykırı çocuğu oldum. beni okuttuğunuz, eğittiğiniz, iyi bir insan olmam için, kendi ayaklarım üzerimde durmam için yaptığınız tüm fedakarlıklar için size minnettarım. bu evin bir bireyi olmaktan hep gurur duydum ve duymaya da devam edeceğim.
allah hiçbirinizi yanımdan eksik etmesin...
evet çok az kaldı, aklıma gelince kalbim küt küt atıyor, bazen ağzına kadar dolu bir mutluluk, bazen hafiften bir hüzün, bazen endişe, bazen huzur hissediyorum, tüm duyguları aynı anda yaşayabiliyormuş insan bunu anladım.
dönüp dönüp evin her bir karesine bakıyorum şu an. bir süre sonra buradan bahsederken baba evi diyeceğim muhtemelen, evim derken kendi oturduğum evden bahsedeceğim.
özgürlüğe düşkün birisiyim, ama hep de insanları kıramayan biri oldum ben. bu evde yaşadığım müddetçe, ailesinden oldukça farklı bir birey olarak, hem kendi alanımı yaratmaya çalıştım, hem de beni bugünlere getirmek için maddi manevi hiçbir şeyi esirgemeyen annemi babamı kırmamaya, elimden geldiğince onların da gönüllerini hoş tutmaya çalıştım. akşamları dışardayken, genelde tek benim telefonum çalardı, her evden çıkışımda "geç kalma" öğütünü duydum ben. bazen kızdım, bazen üzüldüm, hatta bazen ağladım, bazen hee deyip geçtim ama bunca seneyi bir şekilde geçirdik işte.
gelecek ay taşınıyorum bu evden. üniversite yılları sırasında yunanistan'da yaptığım 2.5 aylık bir staj ve bir yıllık iznimi harcadığım 3 haftalık bir italyanca kursu dışında, 10 günden fazla uzaklaşmadım ben bu evden.
1998 yılından beri bu evdeyiz. sanki her bir karesi ayaklanacak da anıları anlatacak gibi geliyor şu an. üzerinde oturduğumuz şu koltukları annecimle aldığımız gün geldi aklıma. hele şu çamaşır makinesini, 5 sene önce işe girdiğimde, daha ilk maaşımı bile almadan almış ve anneme hediye etmiştim; gri modeller çok yeniydi, bir havası vardı o zaman, "anne gri olsun, 3 kuruş fazla verelim be" demiştim. yıllar sonra, kendi çamaşır makinemi alırken, diğer eşyalardan ayrı bir yerde duracağını düşünerek, aradaki farka değmez deyip beyaz almam gülümsetiyor şu an beni.
bu evde yalnız kaldığım çok oldu, annemler antalya'da yaz aylarını geçirirken, ben pek hakkını veremesem de çekip çevirdim bu evi.
şu an annemin ıvır zıvırı ile dolu balkonumuzu aktif kullandığımız yıllar oldu. o balkonda üniversite sınavı hazırlığı için çok test çözdüm.
banyomuzu değiştirme hevesimiz de dün gibi aklımda.
odama hiç hoşlanmadığım bu pembe-mavi renkte mobilyaları, öğrenci harçlığımla uygun fiyata bulduğum için aldığım günü de anımsadım, eşyalar geldiğinde duyduğum mutluluğu. babamın daha sonra hem kocaman bir çalışma masası, hem de emektar pc için masa yaptırdığını da. odada iki masa, şifonyer, gardrop, komidinler, ıvır zıvır bir sürü şey var.
şu an taşındığım ev benim bu odamı almaz sanırım. bakıyorum bakıyorum, çekmeceler, dolaplar, benim ıvır zıvırlarımla dolu. şu altına şimdi götüreceğim nevresimlerimi koyduğum masa, eskiden kimya mühendisliği ders kitapları ile dolar taşardı. son yıllarda onların yerini puzzle aldı.
şu an üzerinde ıvır zıvır tabak çanak bulunan masa ise, hep romanlarımla, yabancı dil kitaplarımla doluydu. duvarda asılı kitaplığıma bakıyorum da onu da mı bırakacağım ne? resmen bir hayatı bırakıp, diğerine geçiyorum ve şu an idrak ediyorum bunu.
peki odam ne olacak? çekmecelerimde doldurma kasetler bile var. filmli makine ile çekilmiş fotoğraflar, cdler, bildiğin bir tarih var o odada.
sanırım 1 sene daha bu oda aynen kalacak. ama seneye kardeşim evleniyor ve bu evde yaşayacaklar, o zaman anılarımı kaldırmak zorunda kalacağım ve bu evden benim izim silinecek. şimdilik ailemden odamı tutmalarını istedim, annemle babam yeni evine geçene kadar. bu şekilde alışmam daha kolay olacak, yavaş yavaş gidiyormuşum gibi. geldiğimde odamı bulacağım, garipsemeyeceğim bir süre daha. eh 1 sene içinde de kendi evime alışmış olurum, şu an kadar acıtmaz canımı diye düşünüyorum.
biz 4 kişilik bir aileyiz şu an. 1 ay sonra ben, 1 yıl sonra kardeşim ayrı bir aile olacak. evler değişecek, yerler değişecek. resmen hayatın gerçeklerinin ispatı gibi, çocuklar büyüyor ve yaşamlar değişiyor işte.
canım evim, gidiyorum ama gözlerim doluyor mu şu an doluyor. canım annem, babam ve kardeşim; sizinle geçirdiğim her dakika değerliydi benim için, belki hissettiremedim, belki evin hep aykırı çocuğu oldum. beni okuttuğunuz, eğittiğiniz, iyi bir insan olmam için, kendi ayaklarım üzerimde durmam için yaptığınız tüm fedakarlıklar için size minnettarım. bu evin bir bireyi olmaktan hep gurur duydum ve duymaya da devam edeceğim.
allah hiçbirinizi yanımdan eksik etmesin...
5 Ağustos 2011 Cuma
Faturalardaki isim telaşı...
meğersem evlenmek sadece gelinlik, damatlık almak, evi döşemek, düğün yapmak ve balayına gitmek değilmiş, insan işin içine girince anlıyor.
böyle ıvır zıvır bir sürü iş çıkıyor. mesela eğer ev kiralamışsanız ya da yeni bir ev almışsanız, bir an önce gidip faturaları üzerinize almanız gerekiyor, yasal zorunluluk.
bunun da tabii maddi ve manevi (zaman anlamında) bir bedeli var.
peki ne yapmamız gerekiyor?
elektrik faturasını üzerinize almak istiyorsanız:
- kira kontratının (veya ev tapusunun) bir fotokopisi
- kimlik fotokopisi
- 70 TL depozito
- tesisat no veya eski bir fatura
eğer ikametiniz, yaşayacağınız şehirde değilse, bir ikametgah taşımak da faydalı olabilir, memura da ikametinizi taşınır taşınmaz alacağınızı söylersiniz.
sakın ha, en büyüğü diye taksimdeki bedaş'a gitmeyin, hepsinin bir şube müdürlüğü var, faturanın sağ üstünde yazıyor. mesela bizim ev fatih semti içinde ve buradaki evlere beyazıt meydanına yakın yerde bulunan (vezneciler) bedaş bakıyor.
su faturasını üzerinize almak istiyorsanız:
- kira kontratının (veya ev tapusunun) bir fotokopisi
- kimlik fotokopisi
- 135 TL depozito
- tesisat no veya eski bir fatura
ben bunun için aksaray'daki iski binasına gittim. yine evin bağlı olduğu yere gitmek lazım, iski nin sitesinden bakılabilir.
doğalgaz faturasını üzerinize almak istiyorsanız:
- kira kontratının (veya ev tapusunun) bir fotokopisi
- kimlik fotokopisi
- 311 TL depozito (iki taksit halinde faturaya yansıyor)
- tesisat no veya eski bir fatura
ben vatan caddesindeki igdaş'a gittim, yine evin bağlı olduğu igdaş'a gidilmesi gerekiyor.
doğalgazın bir de gaz açma randevusu olayı var, belgeleri teslim ettikten sonra telefonunuza randevu mesajı geliyor ve bir görevli gelerek gazın kontrolünü yapıyor (bu arada bizim randevu bugündü, annem 3 saattir bekliyor ama gelen giden yokmuş )
en önemlisi, bu fatura olaylarında sizden önceki borcu reddedebiliyorsunuz, bir önceki kiracının içerideki teminatından (depozito) düşebiliyorlar.
bir işi daha halletmiş olmanın dayanılmaz hafifliğini yaşıyorum şu an.
böyle ıvır zıvır bir sürü iş çıkıyor. mesela eğer ev kiralamışsanız ya da yeni bir ev almışsanız, bir an önce gidip faturaları üzerinize almanız gerekiyor, yasal zorunluluk.
bunun da tabii maddi ve manevi (zaman anlamında) bir bedeli var.
peki ne yapmamız gerekiyor?
elektrik faturasını üzerinize almak istiyorsanız:
- kira kontratının (veya ev tapusunun) bir fotokopisi
- kimlik fotokopisi
- 70 TL depozito
- tesisat no veya eski bir fatura
eğer ikametiniz, yaşayacağınız şehirde değilse, bir ikametgah taşımak da faydalı olabilir, memura da ikametinizi taşınır taşınmaz alacağınızı söylersiniz.
sakın ha, en büyüğü diye taksimdeki bedaş'a gitmeyin, hepsinin bir şube müdürlüğü var, faturanın sağ üstünde yazıyor. mesela bizim ev fatih semti içinde ve buradaki evlere beyazıt meydanına yakın yerde bulunan (vezneciler) bedaş bakıyor.
su faturasını üzerinize almak istiyorsanız:
- kira kontratının (veya ev tapusunun) bir fotokopisi
- kimlik fotokopisi
- 135 TL depozito
- tesisat no veya eski bir fatura
ben bunun için aksaray'daki iski binasına gittim. yine evin bağlı olduğu yere gitmek lazım, iski nin sitesinden bakılabilir.
doğalgaz faturasını üzerinize almak istiyorsanız:
- kira kontratının (veya ev tapusunun) bir fotokopisi
- kimlik fotokopisi
- 311 TL depozito (iki taksit halinde faturaya yansıyor)
- tesisat no veya eski bir fatura
ben vatan caddesindeki igdaş'a gittim, yine evin bağlı olduğu igdaş'a gidilmesi gerekiyor.
doğalgazın bir de gaz açma randevusu olayı var, belgeleri teslim ettikten sonra telefonunuza randevu mesajı geliyor ve bir görevli gelerek gazın kontrolünü yapıyor (bu arada bizim randevu bugündü, annem 3 saattir bekliyor ama gelen giden yokmuş )
en önemlisi, bu fatura olaylarında sizden önceki borcu reddedebiliyorsunuz, bir önceki kiracının içerideki teminatından (depozito) düşebiliyorlar.
bir işi daha halletmiş olmanın dayanılmaz hafifliğini yaşıyorum şu an.
3 Ağustos 2011 Çarşamba
beyaz eşya sendromu...
biraz gergin miyim? evet kabul ediyorum, gerginim...
annem o adeti uygulayacağım, şuna buna kırmızı kurdela takacağım dediğinde geriliyorum.
etrafımda çok bilmiş birisi "aaa böylesi münasip" dediğinde geriliyorum.
5 yıldır aynı işi yapmama rağmen, işime müdahale edildiğinde ve sırf bu yüzden vakit kaybettiğimde; ve de bu sayede birileri üzerimden prim yaptığında geriliyorum.
babamın davetlilerimiz en fazla şu kadar deyip, bana ona göre sayıda zarf alıdırıp, ekstra 100 kişi çıkarmasına da geriliyorum.
en son, taze gerginliğim ise dün beyaz eşya dükkanında oldu.
modelleri aylar önce seçmiştik, birkaç yerden fiyat da almıştık. ben sonra dedim ki, tuttuğumuz evin ordaki siemens'e gideyim de bitireyim bu işi (üşenmiyorum adres veriyorum: Şehremini'deki Siemens bayii).
görevliye ödeme şeklime göre fiyat soruyorum, pazarlık yapmaya çalışıyorum, en son yapabileceğiniz bu mu filan diye, tepki " işte şu olur ama siz de kafanızdaki parayı söyleyin". e ben kafamdaki parayı söylüyorum:
- "o paraya bulamazsınız"
- "e kardeşim sen bana olabileceği söyle"
- "ama hanfendi siz alıcı değilsiniz"
- "kardeşim gelecek ay evleniyorum"
- "böyle alışveriş yapılmaz, biz otururuz yazarız, siz almaya karar verirseniz son indirimimi yaparım ben"
- "iyi de ben vereceğim parayı bilmeden nasıl alayım"
- "siz başka yerlere de gitmişsiniz, gidiyorsunuz, zaten bu şekilde olmaz, doğru alışveriş yapmayı bilmiyorsunuz,birkaç yerden fiyat alarak bu iş olmaz"
- "allah allah sizden mi öğreneceğim"
- zaten siz alıcı değilsiniz, kafanızda fiyat bile yok"
- "kardeşim alıcıyım, bugün ya da yarın almam lazım"
- "belki alıyorum deseniz ben bir şeyler daha yapacaktım ama şu an almıyorsunuz"
- "gırrrrr"
çok netim, yarısına verse o paranın, adımımı atmam o dükkandan içeri. halbuki ilk girişimde yardımcı birine benziyordu. ama benim ordaki broşüre bakmamı engelleme, yaptığım piyasa araştırması ile dalga geçme, 20 gün önce başka fiyat almama karşılık "o 20 gün önceki fiyat" deme ve benim "haziran temmuz fiyatları aynı" demem üzerine beni bir şey bilmemekle suçlama, ben modelimi broşürden teyit etmeye çalışırken "ben anladım hanfendi bakmanıza gerek yok" demeler vs vs. ha bir de benim vereceğim para onun başını döndürmezmiş, o ne paralar kazanıyormuş, aferin her müşteriye böyle davranırsan gerçekten kaznamaya devam edersin.
ukala satıcıları sevmiyorum. araştırıp gelen, bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmayan ve ne istediğini bilen müşterilerin de böyle satıcıların işine gelmediğini düşünüyorum. benim "öylesine" uğradığımı düşünen sevgili satıcı, elimde dükkanlarının yerini gösteren haritayı görünce ne düşündü merak ediyorum.
siemens yaptığı satışlardan dolayı ödül vermişti bayiiye, masalarında gördüm. içeri gelen müşteriye yapılan muamale bakımından da "yılın bidonu" ödülüne aday gösteriyorum bu bayiiyi. daha önce alışveriş merkezinde 3 kuruş bile indirim yapamayan ama kibarlığını da bir dakika elinden bırakmayan bayiiler gördüm ben.
bu arada beyaz eşyasını henüz almamış, almayı planlayanlar için bir bilgi. demirören saturn'de 4 gün önce %15 indirim kampanyası bitmiş, dün gittiğimde her şey kendi fiyatındaydı yine. yine de fiyatları şöyle bir topladım, beni kendince küçük görmeye çalışan bayiiden en fazla 150 tl fazlaydı, en azından başım ağrımaz, karşılıklı nezaketle bir alışveriş olur diyordum ki, ordaki bir çalışan 2-3 gün içinde yine %10-%15 indirime gireceklerini söyledi.
e bu durumda bayiilerle pazarlık etmeye bile değmez, 3-4 gün sonra saturn'e bir uğramak lazım, şahsen ben öyle yapacağım.
bu arada yoğun araştırmalarım sonucu karar verdiğim beyaz eşya modelleri:
Siemens'ten:
Buzdolabı: KG 57 NP 72 NE ( derin dondurucusu iki çekmeceli ve alt tarafta; çelik renkte)
Çamaşır makinesi : WM 10 S 461 TR (8kg kapasiteli, beyaz renkte. banyoya koayacağım için renk uyumunu boşverdim, aynı özelliklerde çelik renkte bir makine için ekstra 800-100 TL ödemek lazım)
Bulaşık Makinesi: SN 25 M 882 TR (su tüketimi ortalama seviyede, çelik renkte, en sevdiğim özelliği sie çatal/bıçak sepeti üstte ayrı incecik bir raf, bu rafa sahip ve çelik renkte normal bir fiyata bir tek bu vardı, diğerleri hem 2000 TL üzeri idi)
Ocak: valla çelik renkte, en basitinden set üstü bir tane alacağım, modelini bilmiyorum.
Bosh'tan fırın:
- midi fırın alacaksanız, gri renkte alınabilecek ve düzgün markaya sahip tek fırın : HKP110150F
annem o adeti uygulayacağım, şuna buna kırmızı kurdela takacağım dediğinde geriliyorum.
etrafımda çok bilmiş birisi "aaa böylesi münasip" dediğinde geriliyorum.
5 yıldır aynı işi yapmama rağmen, işime müdahale edildiğinde ve sırf bu yüzden vakit kaybettiğimde; ve de bu sayede birileri üzerimden prim yaptığında geriliyorum.
babamın davetlilerimiz en fazla şu kadar deyip, bana ona göre sayıda zarf alıdırıp, ekstra 100 kişi çıkarmasına da geriliyorum.
en son, taze gerginliğim ise dün beyaz eşya dükkanında oldu.
modelleri aylar önce seçmiştik, birkaç yerden fiyat da almıştık. ben sonra dedim ki, tuttuğumuz evin ordaki siemens'e gideyim de bitireyim bu işi (üşenmiyorum adres veriyorum: Şehremini'deki Siemens bayii).
görevliye ödeme şeklime göre fiyat soruyorum, pazarlık yapmaya çalışıyorum, en son yapabileceğiniz bu mu filan diye, tepki " işte şu olur ama siz de kafanızdaki parayı söyleyin". e ben kafamdaki parayı söylüyorum:
- "o paraya bulamazsınız"
- "e kardeşim sen bana olabileceği söyle"
- "ama hanfendi siz alıcı değilsiniz"
- "kardeşim gelecek ay evleniyorum"
- "böyle alışveriş yapılmaz, biz otururuz yazarız, siz almaya karar verirseniz son indirimimi yaparım ben"
- "iyi de ben vereceğim parayı bilmeden nasıl alayım"
- "siz başka yerlere de gitmişsiniz, gidiyorsunuz, zaten bu şekilde olmaz, doğru alışveriş yapmayı bilmiyorsunuz,birkaç yerden fiyat alarak bu iş olmaz"
- "allah allah sizden mi öğreneceğim"
- zaten siz alıcı değilsiniz, kafanızda fiyat bile yok"
- "kardeşim alıcıyım, bugün ya da yarın almam lazım"
- "belki alıyorum deseniz ben bir şeyler daha yapacaktım ama şu an almıyorsunuz"
- "gırrrrr"
çok netim, yarısına verse o paranın, adımımı atmam o dükkandan içeri. halbuki ilk girişimde yardımcı birine benziyordu. ama benim ordaki broşüre bakmamı engelleme, yaptığım piyasa araştırması ile dalga geçme, 20 gün önce başka fiyat almama karşılık "o 20 gün önceki fiyat" deme ve benim "haziran temmuz fiyatları aynı" demem üzerine beni bir şey bilmemekle suçlama, ben modelimi broşürden teyit etmeye çalışırken "ben anladım hanfendi bakmanıza gerek yok" demeler vs vs. ha bir de benim vereceğim para onun başını döndürmezmiş, o ne paralar kazanıyormuş, aferin her müşteriye böyle davranırsan gerçekten kaznamaya devam edersin.
ukala satıcıları sevmiyorum. araştırıp gelen, bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmayan ve ne istediğini bilen müşterilerin de böyle satıcıların işine gelmediğini düşünüyorum. benim "öylesine" uğradığımı düşünen sevgili satıcı, elimde dükkanlarının yerini gösteren haritayı görünce ne düşündü merak ediyorum.
siemens yaptığı satışlardan dolayı ödül vermişti bayiiye, masalarında gördüm. içeri gelen müşteriye yapılan muamale bakımından da "yılın bidonu" ödülüne aday gösteriyorum bu bayiiyi. daha önce alışveriş merkezinde 3 kuruş bile indirim yapamayan ama kibarlığını da bir dakika elinden bırakmayan bayiiler gördüm ben.
bu arada beyaz eşyasını henüz almamış, almayı planlayanlar için bir bilgi. demirören saturn'de 4 gün önce %15 indirim kampanyası bitmiş, dün gittiğimde her şey kendi fiyatındaydı yine. yine de fiyatları şöyle bir topladım, beni kendince küçük görmeye çalışan bayiiden en fazla 150 tl fazlaydı, en azından başım ağrımaz, karşılıklı nezaketle bir alışveriş olur diyordum ki, ordaki bir çalışan 2-3 gün içinde yine %10-%15 indirime gireceklerini söyledi.
e bu durumda bayiilerle pazarlık etmeye bile değmez, 3-4 gün sonra saturn'e bir uğramak lazım, şahsen ben öyle yapacağım.
bu arada yoğun araştırmalarım sonucu karar verdiğim beyaz eşya modelleri:
Siemens'ten:
Buzdolabı: KG 57 NP 72 NE ( derin dondurucusu iki çekmeceli ve alt tarafta; çelik renkte)
Çamaşır makinesi : WM 10 S 461 TR (8kg kapasiteli, beyaz renkte. banyoya koayacağım için renk uyumunu boşverdim, aynı özelliklerde çelik renkte bir makine için ekstra 800-100 TL ödemek lazım)
Bulaşık Makinesi: SN 25 M 882 TR (su tüketimi ortalama seviyede, çelik renkte, en sevdiğim özelliği sie çatal/bıçak sepeti üstte ayrı incecik bir raf, bu rafa sahip ve çelik renkte normal bir fiyata bir tek bu vardı, diğerleri hem 2000 TL üzeri idi)
Ocak: valla çelik renkte, en basitinden set üstü bir tane alacağım, modelini bilmiyorum.
Bosh'tan fırın:
- midi fırın alacaksanız, gri renkte alınabilecek ve düzgün markaya sahip tek fırın : HKP110150F
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
