6 Eylül 2011 Salı

gelinliğim artık odamda :)

eveeet dün omuzladık geldik Emre ile onu. odamın köşesine asılmış halde, giyilmeyi bekliyor şu an gelinliğim :)

dün malum doğum günümdü. iş yerinde ufak bir kutlama yapıldı, facebook mesajları aldım epeyce, telefonlar aldım, sevgilim güller gönderdi, çok çok güzeldi elbet ama akşama gelinliğimi alacağım duygusunu bastırmadı hiçbiri.

biraz buruk gittim gelinlikçiye, birkaç arkadaşıma demiştim, gelinliğimin son provası diye, ama kimse ilgilenmez görünmüştü, oysa orası burası eğri mi diye bir baksınlar istemiştim. yine de hiçbir şey hevesimi kıramazdı elbet :)

Emre'ye de provadan sonra gelmesini söyleyip- bu kadar başardık, artık nikahta görsün ilk beni gelinlik içinde- gittim Pronovias'a.

Dilek gelinliğimi getirdi, nasıl giyeceğimi gösterdi, giydirdi. soyunma odasında askılardan biri bol göründü gözüme, durun bir dışarı aynalara gidelim deyip perdeyi açtı ve tüm gün provama kayıtsız kalan 3 tane çılgın arkadaşım elinde minik bir starbucks pastası ile beni bekliyordu, başladılar doğum günü şarkısı söylemeye.

Allam zaten duygusalım, başladım ağlamaya, çok salak bir andı gerçekten :) Ankara'da yaşayan Umutumla, Emre ile organize olup ayarlamışlardı bunu. ellerinde bir de aysho hediye paketi vardı, içindekini söylemeyelim neyse :p

pasta mumu da ayarlayıverdi pronovias, üfledim, eşimle güzel bir hayat diledim. sevdiklerim yanımda olduğu için bir kez daha şükrettim.

sonra Emre de geldi, Alfa'mı aldık ve eve getirdik; ikinci bir emre kadar odaya girişleri yasakladım :) hele kına günü direk kilitleyeceğim odamın kapısını.

ay mutluyum yaaaaa...

5 Eylül 2011 Pazartesi

haberler haberler haberler...

günü gününe yazmayı çok istesem de olmuyor, olamıyor :) o kadar büyük bir koşturmadayım ki, malum...

peki ben ne yaptım bu bayramda?

cumartesi sabah erkenden düştük yola ve İzmir'e gittik, Forum Bornova'da dolanıp, Alsancak'daki şık butiklere girdik. ve İzmir'deki ilk günümüzde, Emre'nin İstanbul'da beğenip bedenini bulamadığı gömleği ve de benim İstanbul'da çok beğenip numarasını bulamadığım ayakkabıyı bulduk.

Nine west'i seviyorum, bir kere buçuklu numaraları var, ve de "bride" diye koleksiyon da yapmış. şahsen İnci, Hotiç, Kemal Tanca'da pek seçenek göremedim ben. neyse burda bir ayakkabıyı çok beğendik ama ne yazık ki ayağıma uyan numarası yoktu İstanbul'da, eh ayakkabı sezon sonu, indirimli filan, bırakmamışlar tabii. ama ne oldu? Alsancak'ta kalabalık olmayan, sessiz sakin bir pazar günü (sevgilim herkesin Çeşme'de olduğunu, bu yüzden boş olduğunu söyledi :)) buluverdim ayakkabımı.

resmi aşağıda, bu ayakkabıyı nikahımda kullanacağım. düğünüm için ise hemen yanında görülen sarı ayakkabılarımı yaptırdım ve geçen hafta teslim aldım :)

 

sonraaaaa, İzmir'de gezerken, kınaya giyeceğim elbiseyi de buldum. tamam annem uzun, kırmızı bir şeyler dedi ama ben gittim ve siyah, straplez ve mini bir elbise aldım, napıyım :) artık elbise, nikah sonrası huzurlarınızda;)

izmir turumuzda eski foça'da balık, yeni foça'da dibek kahvesi de vardı tabii. hafiften dinlenerekten geldim geri. hemen evin işlerine koyuldum. küçük evimizde, ikea ve koçtaş dokunuşları yaptık, fonksiyonellik kazandırdık. mesela mutfağımıza bir bıçak kaşık askılığı, açılır kapanır bir masa ve iki minik tabure, havlu askısı filan ekledik, gözüme çok şirin görünüyor şu an :)


sonra banyoya da bir dokunduk, ikea dolap, raf (tamam burda raf henüz yok, kesilmeyi bekliyor ama dolabın hemen altında yeri mevcut), aynalar, koçtaştan sabunluk, etajer, diş fırçalık; eminönü'nde saç kurutma makinesini asmak için zımbırtı, her şeyi monte ettik. lavabonun altında deterjanlar için bir sepet, aynı hasırdan bir kirli sepeti ve makine üstü süs havlusu sepeti ve yine hasır kutu yerleştirdim. küçük bir alan daha verimli kullnılamazdı doğrusu. burda gözü tırmalayan tek şey şu sarı- kırmızı havlular, napalım serde fanatiklik var :)


gelelim yemek masası ve konsolumuza:) bunları Lazzoni'de görür görmez vurulmuştum, artık bizimler. montajında ufak tefek sorun çıktı ama düğün sonrası eğileceğim bu konuya :)



salon koltuğumuz :)




küçük kırmızı odamız :)


vee annemin kokoş örtüsü ile süslü odamız, bu örtüyü bir ara yok edeceğim :)



bunların dışında ufak bir tuvaletimiz ve bir de ütü/ardiye odamız var, onların resmini çekememişim.

işte ben bayramda evi bu hale getirdim, çook yorucu oldu ama değdi :)

akşam gelinliğimi teslim alacağım, yarın saç provam var, perşembe günü kına gecemiz. bugünler ne çabuk geçti de zaman geldi, inanamıyorum şu an, çook heyecanlıyım :)

Prenses oldum ben!!

Sevgili Gülümse beni mimlemiş.

Sanırım aynı gün içinde yapmalıydık, aman Tanrım daha fazla geç kalmayayım, gazap filan istemiyorum düğün arefesi :)

veee ben prensesler arasında "Pamuk Prenses" çıktım.

Tubitos'un dediği gibi, hepimiz kendi masalımızın prensesiyiz bence de :)

http://gulumseninblogu.blogspot.com/2011/08/prenses-oldum-ben.html

bugün benim doğum günüm, hem yorgunum hem mutluyum :)

tam 29 sene olmuş, Cerrahpaşa'da gözlerimi açtım açalı.

ismimi Ayşe koymuşlar, annemin doyamadığı annesinin adı. şimdi bir yerlerden görüyorsa anneannem beni, bilsin ki en mutlu doğum günümdür bugün.

yıllarca hikayelerini dinlesem de, yine de doyamadığım dedeciğim de gideli 9 ay oldu nerdeyse, şimdi anneannemle el ele durup, ilk torunlarının en mutlu doğum gününü izliyorlardır, eminim. ah be dedeciğim, 9 ay daha beklesen ne olurdu sanki, görseydin beni beyazlar içinde, hiçbir torununu evlendirmeden neden gittin ki hiç anlamam.

bugün benim doğum günüm.

pek kimse hatırlamadı, o kadar yoğun zamanlarımıza geldi ki bu doğum günü.

blogger'ın N'leri postunu yazamadım, hatta hiç post yazamadım bayramda, çok üzgünüm :( ama izmir- istanbul, baba evim, kendi evim, cilt bakımı, gelinlik provası, ayakkabı, saç aksesuarı, nikah şekeri, oturma düzeni ayrıntılarından elimi bilgisayara atamadım bile.

bu sene güzel bir sene, bugün güzel bir 5 eylül.

doğum günüme girerken, hala vakit ayırıp bitiremediğim nikah şekerlerime fiyonk atıyordum. bundan sonraki doğum günlerimde de, o bonibonlar kadar renkli ve tatlı bir hayat dileyerek.