5 Ekim 2011 Çarşamba

Evet demeden hemen önce...

İstanbul'daki nikahımızda profesyonel fotoğraf çekimi yaptırmadık...

daha doğrusu ben öyle sanmışım :)

düğünüme gerçekten geçerli bir mazeretle katılamayacak olan canım Selin'im bir öneri ile geldi bana nikahtan birkaç hafta önce : kuzeni çekebilirdi bizi profesyonel makinesi ile.

Ebru IFSAK'lıydı, inanılmaz pozitif enerjisi olan, rakı balık sofrasında bulunup, yılbaşı kutlamışlığımız olan bir arkadaşım aslında, sadece Selin'in kuzeni değil...

fikre elbette balıklama atladım. izmir'de yağmur yağabilirdi, bişi olabilirdi, hepsinden önemlisi ilk kez gelinlik giyecektim, düğünümde Selin ve Nil olmayacaktı vs vs.

O gün Ebru ve arkadaşı Özge evime geldiler. baba evinde giyinişimi, çıkışımı, nikahı beklerken salak hallerimizi, her şeyi çektiler.

bugün fotoğraflardan geldi elime, Ebru'ya ve Özge'ye ne kadar teşekkür etsem az. sayelerinde her anım karelendi, benim gibi fotoğraf delisi birisi için ne önemli bir şey bilemezsiniz.

bu arada İstanbul'daki saçımı ve makyajımı daha çok beğendim ben, o yüzden sevindim yakından fotoğraflarım olduğuna.

Aylincimin "köy" çekimlerini yayınlamadan önce, haydi nikah gününe dönelim :)

iştee gelinliğim vee giyiniyorum odamda :)







 Biliyorsunuz duvağımı arkadaşlarım takmıştı :)

ve evden kareler (aslında annemle de kareler var ama çok birpaspaldı, bu halimi ona buna gösterme demişti ) :)

beeeen :)

 canlarım:)


Esra seni evlendireceğim, and içtim :)



canım kardeşim :)

muccck :)

canım, şahidim :)

ne diyorsun? :)

yine ben :)

Nagiş, müstakbel gelinimiz:)

ve yine biz:)
işteee evden çıkıyoruz :)

 

çiçeğim geldii :) sarı kırmızım benim...
 








gidiyoruz :)

 








Vee geldik:) Ihlamur kasrını denedik ama olmadı, kapısı sağolsun :)

 


karşı park ne güne duruyor ;) dostlarımızla kareler... damat bey kızlarla bayağı mutlu ;)






işte biz :)


Nikah dairesi içi çekim pek mümkün değil ne yazık ki, onları bilare gidip oranın fotoğrafçısından alacağız.


ve yine ben :) bu fotoğrafımı çok beğendim, saç ve makyaj için doğru seçim yaptığıma yine inandım...


bizim için kıymetli zaman ve emeklerini ayıran Ebru ve Özge'ye, ve de zaten o gün benle olmak zorunda olan arkadaşlarıma sonsuz teşekkürler :)

4 Ekim 2011 Salı

biri eski kafalılık mı dedi?? :)

gerçekten ve gerçekten modern olamayacağım bir konu var benim:

basılı fotoğraftan vazgeçemem, hayır yapamam bunu.

yıllar önce Yunanistan'a gitmiştim, İspanya, Fransa vs vs.. hiçbirini bastıramadım fotoğrafların.

sonra ne oldu?

kardeşimin safton arkadaşımın hard diskini kendi PC kasamın üzerinde denerken, onu ona, diğerini buna takayım derken, hard diski yaktım!!!

yıllarca kurtarmaya çalıştım, gittim yeni bir hard disk aldım, üzerine data yazmadım ama nafile, giden gitti.

elektronikle aram iyidir, yani iyiydi, eski PC'lerdeki kasayı sökmemden anlarsınız bunu sanırım :)

ama yine de bin pişman oldum, yahu bari 10-20 tane basaydım dedim.

haftasonu annemlerin evine gittiğimde (yaa banane orası hala benim evim, benim odam :( sadece ayrımı yapabilmek için bu tanımı kullanıyorum dostlar) çekmecelerimi boşalttım, yani birkaç tanesini.

sanırım 1000 tane fotoğraf çıktı, baktım baktım, bazılarını yırttım attım, bazılarını gülümseyerek okşadım, hepsini toparladım ama.

resme dokunmak başka bir şey, kim ne derse desin.

Ayçi bazı fotoğraflarımı basmıştı, bazılarını da evdeki çerçeveleri vs doldurmak için ben basmıştım.

yetmez dedim ve dün flaş diskimle bir fotoğrafçının yolunu tuttum ben.

bastırdım bir sürü mat 10*15 cm fotoğraf kağıdına.

akşam emre ile elimize alarak baktık, oh bee!

hiçbir şey fotoğrafa dokunmanın yerini tutamaz.

çerçevelerimin aldığı kadarını çerçevelerim, geri kalanına cici cici albumler alırım dedim.

hiç mi olmadı, bir gün çocuklarım çekmecelerde bulurlar belki anne babalarının evlilik fotoğraflarını, kim bilir?

benim annemle babamın hiç evlendikleri zamandan fotoğrafları yok mesela. eh köyde evlenmişler, fotoğraf ne gezer.

ama bizim çocuklarımızın çekmeceler dolusu ata anısı olacak.

yaşasın "basılmış" fotoğraf!!

3 Ekim 2011 Pazartesi

Mimlendim : Blogger Dedikodusu

Sevgili taze gelin Hamide mimlemiş beni :)

cevap vermek boynumuzun borcudur o halde ;)

İlk okuduğunuz blog ve hissettikleriniz:

Valla benim ilk okuduğum blog biraz klasik olacak ama : "Aceto Balsamico", malum futbol aşığıyız.

sonrasında da Umutcum bana blog yapmıştı 2 sene önce, o zaman beni takibe alan Özlemcimi (sanal alemden değil, bizzat tanırım :p)  izliyordum "ben eğlenicem izninizle" bloğu ile.

e sonra ne oldu, bir gün Taranis'i, "Gelin Oldum Gidiyorum" u keşfettim, ona ayrı bir parantez açmak isterim, evlilikle ilgili anılarımı yazmaya başlamamda bir kıvılcım oldu kendisi :)

Sanal alemden tanışıp görüştüğünüz bloggerlar:

Şimdilik yüz yüze kimseyle görüşmedim, inşallah önümüzdeki zamanlarda :)

Blog dünyasına adım attığınızda, gökyüzündeki yıldızlar kadar parlak gelen, asla onun gibi olamam diye düşündüğünüz bloggerlar:

bana en ışıltılı gelen blog "gelinyolu" idi, ne yazsam, nasıl yazsam onun gibi akıcı anlatamam sanırım.

futbol bloglarından da elbette, Aceto Balsamico

Kendinize yakın bulduğunuz bloggerlar: birini atlamaktan çok korkarak yazıyorum :)

taranis, hamide, gülümse, tubitos, hestia, çeyiz kız, gelinyolu, pembe mor alg ve tabii ki "ayçi".


Sürekli sayfasını açtığınız, okuyup yorum bırakmadan çıktığınız bloglar:

tamamen vaktime bağlı, izlediğim bloglarda eğer söyleyecek sözüm varsa, yorum bırakmadan geçmem.


Moda blogları arasında en sevdiğiniz bloggerlar:

anlamadığım bir konu, üzgünüm :(

Yazılarını okurken keyiflendiğiniz bloggerlar:

Taranis, Gelinyolu, Tubitos, Pembe Mor Alg, Gülümse ve Ayçi (Sinekleniyoruz)

Blogger dediğiniz an aklınıza ilk gelen isimleri yazıyoruz, burada link vermiyoruz, aklımıza gelenleri patır patır yazıyoruz sadece. Bakalım kimler aklımıza gelmiş ve nicklerini ezberlemişiz:

Gülümse, Taranis, Tubitos, Ayçi, Çeyiz Kız, Gelinyolu, Wear a smile, Thisisthebesttillwedobetter, Aceto Balsamico, Hamide, Oz, Giz'li Teras, S&A, Balon Düşkünü, Hestia, Gözde'nin Gözünden, Ankara Düşleri, Lamina, Pembe Mor Alg


ismi geçen herkesi mimlemiş olayım, tabii vakti olanları :)

bilek hakkıyla!!

geçen sene bazı çabaları vardı Galatasaray'ın, hani bir takımın yerine Euroleague'e dahil edilse Galatasaray Basketbol Takımı diye, şu an o takımın adını unuttum.

çok içimize sinen bir durum değildi ama yine de güzel olur diye düşünmüştüm, şu ligde biz de bir boy göstersek diye. olmadı, kabul edilmedi veya başvurulmadı, evlilik telaşımdan kaçırdım valla ayrıntıları.

ama bir eleme maçını kıran kırana izledik, ikinciye geçtik sonra, bunu biliyordum, o maçı kalbim küt küt atarak seyrettim.

ama dün akşamkini unuttum. yani maçı biliyordum ama gününü ve saatini takip edememişim işte. yeni bir eve alışmaya çalışmak, evin işleri, ofis işlerine yeniden adaptasyon derken feleğim kaymış halde işte.

dün futbol maçımızın (Ankaragücü deplasmanı) sanırım sadece son 20 dakikasını izleyebildim. mutfakta yemek hazırlamakla, bulaşık toplamakla meşguldüm. emre sonra beraber toplarız dese de çok zordu bu, saat gecikiyordu, misafir vardı vs vs, izleyemedim işte. işim bitince kıvrıldım bir köşeye son 20 dakikayı izledim, penaltıyı gördüm filan en azından.

ama o da ne, galatasaray erkek basketbol takımı euroleague'de diyordu. hay.... dedim, unuttuk yahu, tamamen unuttuk. yoksa ben futbolu filan kapatın, şu maçı açın yahu derdim.

takip etmediğim için, edemediğim için sevinmeye hakkım yok gibi geliyor. ama özrüm vardı bu aylarda benim. yeni hayatımı bir oturtayım, hem futbol izlemeye hem de basketbolu, kaldığım yerden devam.

yenilmez armada'ya helal olsun. avrupa'da olmayan bir futbol takımımız olduğunu düşününce, buna çoook ihtiyacımız vardı doğrusu.