15 Haziran 2011 Çarşamba
son topa kadar...
diyecek bir şey yok, biz onlar kadar inanmadık. hatta taraftarlar son maçta tribünlere geri çağırdı takımı, adeta vedalaşma ve teşekkür etme adına. oyuncularımız gözyaşlarını tutamadı. ve onlar bizden çok inandılar, balonlarla süslenmiş, tamamen rakip taraftarla dolu ve de şampiyonluk kutlamaya hazırlanmış bir salonda kaan kural'ın da dediği gibi : işlerine baktılar
2010-2011 Play off final mücadelesi, 5. maçı 72-71 galatasaray lehine bitti. seri 3-2'ye geldi ve fenerbahçe'yi yeniden abdi ipekçi'ye çağırdılar.
bundan sonra ne olur? fenerbahçe abdi ipekçi'de, sinan erdem'de şampiyon olabilir; biz de olabiliriz. ama kendi adıma ben bu seride doyuma ulaştım ve galatasaraylı olmaktan bir kez daha gurur duydum.
9 Haziran 2011 Perşembe
onca zamandan sonra...
bir insanın hayatı bir sene içerisinde ne kadar değişebilirse, herhalde o kadar değişti hayatım bu sene.
ve ben ne yazık ki, yazmadım yazamadım, oysa ki 2010 ve 2011'de blog tutsam, süper bir arşivim olurdu ilerde çocuklarıma bile okutabileceğim. burdan anlıyoruz ki, çocuk doğurmayı planlıyorum, evet, elbet bir gün olacak :)
sevgilim oldu, İstanbul'a taşındı, iş buldu, iş değiştirdi, zor zamanlar da geçti, çok çok keyifliydi ama o zamanlar bile, insanın "işte bu" dediği adamla geçirdiği her dakika özelmiş. "yürüyelim" dedi, "evet" dedim, "söz" dedik.
bu arada bloglar kapandı ve açıldı. ben iş değiştirdim, kiralık ev bakıyoruz, düğün planlıyoruz, gelinliğimi aldım, o oldu bu oldu derken, kendimi yine blogların içinde buldum araştırma yaparken ve dedim ki, yeniden yazmaya başlamalıyım, en azından denemeliyim.
hayat zor geçiyor, keyifli olmasının yanında, hani her şeyin en kötüsündeyiz dediğimiz anlarda düze çıktık, ama her şey güzel gidiyor derken dün aldığım bir haber de tepetaklak etti beni.
sonra durdum ve düşündüm: plan yapmak güzel ama gelecek için karamsarlığa kapılmak çok kötü; çünkü aslında planı da "şimdi" yapıyoruz, karamsarlığa da "şimdi" kapılıyoruz. yani ne oluyorsa şimdi ye oluyor, iyi ya da kötü.
kim dediyse doğru demiş:
"ömür bir gündür ve de o gün bugündür" diye...
ve ben ne yazık ki, yazmadım yazamadım, oysa ki 2010 ve 2011'de blog tutsam, süper bir arşivim olurdu ilerde çocuklarıma bile okutabileceğim. burdan anlıyoruz ki, çocuk doğurmayı planlıyorum, evet, elbet bir gün olacak :)
sevgilim oldu, İstanbul'a taşındı, iş buldu, iş değiştirdi, zor zamanlar da geçti, çok çok keyifliydi ama o zamanlar bile, insanın "işte bu" dediği adamla geçirdiği her dakika özelmiş. "yürüyelim" dedi, "evet" dedim, "söz" dedik.
bu arada bloglar kapandı ve açıldı. ben iş değiştirdim, kiralık ev bakıyoruz, düğün planlıyoruz, gelinliğimi aldım, o oldu bu oldu derken, kendimi yine blogların içinde buldum araştırma yaparken ve dedim ki, yeniden yazmaya başlamalıyım, en azından denemeliyim.
hayat zor geçiyor, keyifli olmasının yanında, hani her şeyin en kötüsündeyiz dediğimiz anlarda düze çıktık, ama her şey güzel gidiyor derken dün aldığım bir haber de tepetaklak etti beni.
sonra durdum ve düşündüm: plan yapmak güzel ama gelecek için karamsarlığa kapılmak çok kötü; çünkü aslında planı da "şimdi" yapıyoruz, karamsarlığa da "şimdi" kapılıyoruz. yani ne oluyorsa şimdi ye oluyor, iyi ya da kötü.
kim dediyse doğru demiş:
"ömür bir gündür ve de o gün bugündür" diye...
18 Kasım 2009 Çarşamba
vertigo
hani bir pop grubu var bu isimde. yok ondan bahsetmeyeceğim.
hani bir de film var sanırım, korkularla ilgili, o da değil konumuz.
eğer bir gün kafanızı sağa sola oynattığınızda her şey dönüyor, gözünüz kararıyorsa... ayaklarınız birbirine dolanıyor ve yere basamıyorsanız... tansiyonunuz normal olsa bile kendinizi yerden kesiliyormuş gibi hissederseniz.
hemen aklınıza "beynimde bir şey var" diye gelmesin. bu vertigo olabilir. orta kulaktaki denge merkezinin sıvısında azalma, kristallerde yer değiştirme vb gibi sebeplerle dengede problem yaşanması durumu. ne yazık ki tedavisi çok çok etkin değil ama zamanla geçiyor bu hastalık.
bu şikayetler olduğunda, iyi bir kbb uzmanına görünmekte fayda var.
hani bir de film var sanırım, korkularla ilgili, o da değil konumuz.
eğer bir gün kafanızı sağa sola oynattığınızda her şey dönüyor, gözünüz kararıyorsa... ayaklarınız birbirine dolanıyor ve yere basamıyorsanız... tansiyonunuz normal olsa bile kendinizi yerden kesiliyormuş gibi hissederseniz.
hemen aklınıza "beynimde bir şey var" diye gelmesin. bu vertigo olabilir. orta kulaktaki denge merkezinin sıvısında azalma, kristallerde yer değiştirme vb gibi sebeplerle dengede problem yaşanması durumu. ne yazık ki tedavisi çok çok etkin değil ama zamanla geçiyor bu hastalık.
bu şikayetler olduğunda, iyi bir kbb uzmanına görünmekte fayda var.
15 Kasım 2009 Pazar
inanmak
Allah'a, aşka, hayata, umuta...
ama bir şeye inanmak tutabilir insanı ayakta.
en güzeli hayata inanmaktır, en garantisi çünkü...
hayat hepsine temeldir, diğerleri gelir gider ama hayat bakii; hayata inanmalı ki aşk da umut da gelsin ve bulsun sizi.
ama bir şeye inanmak tutabilir insanı ayakta.
en güzeli hayata inanmaktır, en garantisi çünkü...
hayat hepsine temeldir, diğerleri gelir gider ama hayat bakii; hayata inanmalı ki aşk da umut da gelsin ve bulsun sizi.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
