Dün milli takımın maçı vardı Azeybaycan ile biliyorsunuz.
Akşam annemlere gittik, oturduk izliyoruz tabii.
Yenmemiz şart, iddaa 1.02 vermiş Türkiye galibiyetine, şaka gibi, 1.02 ne demek yahu?
Ama zar zor yendik sanki, 1-0 ın üzerine yatar gibi bir halimiz vardı, izlerken sinir oldum.
Selçuk Şahin oyuna dahil olup, o muhteşem pası atmasa, bence yeneceğimiz de yoktu ya.
Diğer yanda Almanya, birçok as oyuncusundan eksik çıkmış, zaten çoktan grup liderliğini garantilemiş hale Belçika ile karşılaşıyor. Bizim play off lara kalmamız için Almanya'nın yenmesi gerekiyor tabii.
Maçlardan önce "yaa biz yeneriz de, Almanlar ne yapacak acaba, hiçbir önemi yok bu maçın onlar için, zaten yedeklerle çıkıyorlar" lafları dolanıyor.
Almanya rahaat rahaaat 3 tane attı Belçika'ya. Biz 1 taneyi zor attık. Halbuki bizim maçı rahatlatıp, Almanya maçına konsantre olmamız gerekirdi dün.
Defansımızı gördükçe dellendim dün, sinir oldum.
Kardeşim o an bir laf etti, aslında sanırım ünlü birinden duymuş ama kimdi hatırlayamadım şu an:
"Almanlar 3 milyon Türk'ten 3 tane Real Madrid oyuncusu çıkardı, Türkiye 70 Milyon'dan 1 Atletico Madridliyi zor çıkardı"
doğru söze ne denir?
12 Ekim 2011 Çarşamba
11 Ekim 2011 Salı
hamam böceği Hulusi
bizim Özlem'in bir kedisi var. adı Hulusi, severim kendisini epeyce :)
Özlem gözü gibi baktı ona, ama bu aralar hayatını değiştirme peşinde, bu yüzden çok sevdiği Hulusi'ye yuva arıyor, ona bakabilecek, kedi delisi birini, hem Hulusi'nin hem Özlem'in ihtiyacı var buna.
bu konuyu da burda yazmış olayım ama benim konum başka.
bizde bir hastalık oldu. hangi hayvanı görsek, Hulusi diye severiz Emre'yle :) aramızda bir espri konusu işte.
eve yeni taşındığımızda ama henüz ben taşınmadığımda, ortalığı toplarken bir hamamböceği gördüm, o kadar hızlı yürüyüverdi ki salonun ortasına, bastım çığlığı, aslında normalde korkmam.
sonra operasyon planı geliştirdim, öldürmeden atacaktım camdan aşağı. elimde peçete ile sinsice yaklaştım. Emre napıyor ? sadece seyrediyor tabiii.
kendisini tam tuttum peçete ile, ama hoop düştü ve daha yüksek bir hızla koltuğun altına girdi.
sinirlerim bozuldu, bir böcekle baş edememiştim. Emre de beni kızdırmak için "adını Hulusi koyalım" diyip duruyordu.
ben Emre'ye koltuğu çektirdim ama nafile... bakmadığım yer kalmadı, bulamadım. en son Emre'ye patladım:
- ya ne dikiliyorsun orda, bir şeyler yapsana?
- ya benim fikrimi sordun mu? belki ben beslemek istiyorum evde
demez mi?
neyse ben bu konuyu unutmuştum aslında.
dün sevgili kocam, "ya bizim Hulusi nerelerde?" deyince aklıma geldi.
benim evimde böcek var yaa...
böcek yemi almam lazım.
kendisine insanca muamele ettim, ortaya çık dedim, zarar vermeyeceğimi söyledim ama anlamadı.
üzgünüm...
Özlem gözü gibi baktı ona, ama bu aralar hayatını değiştirme peşinde, bu yüzden çok sevdiği Hulusi'ye yuva arıyor, ona bakabilecek, kedi delisi birini, hem Hulusi'nin hem Özlem'in ihtiyacı var buna.
bu konuyu da burda yazmış olayım ama benim konum başka.
bizde bir hastalık oldu. hangi hayvanı görsek, Hulusi diye severiz Emre'yle :) aramızda bir espri konusu işte.
eve yeni taşındığımızda ama henüz ben taşınmadığımda, ortalığı toplarken bir hamamböceği gördüm, o kadar hızlı yürüyüverdi ki salonun ortasına, bastım çığlığı, aslında normalde korkmam.
sonra operasyon planı geliştirdim, öldürmeden atacaktım camdan aşağı. elimde peçete ile sinsice yaklaştım. Emre napıyor ? sadece seyrediyor tabiii.
kendisini tam tuttum peçete ile, ama hoop düştü ve daha yüksek bir hızla koltuğun altına girdi.
sinirlerim bozuldu, bir böcekle baş edememiştim. Emre de beni kızdırmak için "adını Hulusi koyalım" diyip duruyordu.
ben Emre'ye koltuğu çektirdim ama nafile... bakmadığım yer kalmadı, bulamadım. en son Emre'ye patladım:
- ya ne dikiliyorsun orda, bir şeyler yapsana?
- ya benim fikrimi sordun mu? belki ben beslemek istiyorum evde
demez mi?
neyse ben bu konuyu unutmuştum aslında.
dün sevgili kocam, "ya bizim Hulusi nerelerde?" deyince aklıma geldi.
benim evimde böcek var yaa...
böcek yemi almam lazım.
kendisine insanca muamele ettim, ortaya çık dedim, zarar vermeyeceğimi söyledim ama anlamadı.
üzgünüm...
Dış mekan çekimimiz ve ekoseli hayallerimiz :)
fotoğraflarla devam ediyorum, son postum bu.
Aylin, yayınlarken şöyle not düşmüş o gün için:
Benim ekoseli hayallerim vardı, Emrenin yoktu. Ama Ayşe ve benim el birliğim ile birlikte hayallerimi gerçekleştirdik. Mutlu olduk. Çok acıkıncada tahinle ve cevizli gözleme yedik. Ve sarının içine mutlulugu gizledik. Kimisi bu mutluluğu Emrenin gözlerinde, kimiside Ayşenin gülüşünde tekrar gördü. Ben ise herşeyi kavunlara yoruyorum :)
ben ise her şeyi onun o güzel bakış açısına ve enerjisine yoruyorum :)

Alsancak-Karşıyaka-Yeni Foça Hattı ile karşınızdayım.
Ne yalan söyleyeyim resimlerimizi İzmir'de çektireceğimiz için biraz tereddütlüydüm, pek bilmediğim gezmediğim bir şehir.
evet denizi var, güneşi var, yeşili de var ama ben hep salaş bir çekim hayal etmiştim, sokak çekimi...
emre asansörün ordaki sokağa götürmüştü bayramda gittiğimizde, ama orası da çok kalabalık geldi bana.
sonra düğünümüze günler kala aklıma geliverdi, düğün yerini (yeri Emre'nin gönderdiği fotoğraflar ile onaylamıştım, sonradan gördüm de) görmeye giderken, bir "dibek kahvesi" molası vermiştik bir köyde. güzel evler, sıcak insanlar vardı.
"orası olmaz mı ki?" dedim Emre'ye, o da emin olmadan "hmm" filan dedi.
düğünden bir gün önce, kuaför provamın çıkışında, gittik ve keşif yaptık köyde. hani gelinliğe acımasam, çekim düğünden sonra olsa, ne harabeler vardı:)
hemen ok verdim, tam istediğim gibiydi her şey.
ben bu çekimi çoook önemsedim. ayakkabılarımı yaptırırken aklımda hep bu fotoğraflar vardı. zavallı Emre'yi Eminönü'nde "sarı şemsiye bulacağız huleynn" diye dolaştırırken de, napıyım çok seviyordum şemsiyeli fotoları. şemsiyeyi oldukça zor bulduk, eh biraz da ederinden çok verdik ama sağlam şemsiye valla, bugün bizzat kullandım. Emre şimdi neyin fiyatını sorsak "ooo o paraya 5 şemsiye alırız, aaa olmaz valla 2 şemsiye alırım o parayla" modunda :)
Aylin Emre'ye de "sarı ekoseli çorap bulsak" dedi, hemen araştırmalara koyuldum, yoktu, yoktu ve yoktu. her çorap mağazası "sarı ekoseli erkek çorabı" dediğimde anlamaz gözlerle baktı bana. çözümü gs store'da ve Aylin'in yeteneğinde buldum.
duvağım uzun olmalıydı ki, fotoğraflarda uçsun, rüzgar yoktu pek ama Aylin halletti :)
bu çekimde içimde kalan tek şey, arkadaşlarımla pozlar istemiştim, hani şu ayakkabı altı yazarken, tüm grupla beraber vs vs. zamanı onun için ayarlayamadık ama Aylin akşam düğünde bişiler yapmaya çalıştı.
Aylin'in ekoseli hayalleri, benim sarı mutluluk hayallerim gerçek oldu.
Mavişehir'deki bir iskele bizim için özeldi, burda birkaç poz çekilme önerim dışında her şeyi Aylin seçti, iyi ki seçti:) gerçi iskelede başka gelin-damat vardı ama biz kıyısından köşesinden çekildik işte.
swiss otelin bahçesi de dış çekimler için muhteşem bir yeşil, akıllarda bulunsun.
ve Yeni Foça'nın Kozbeyli Köyü... şiddetle tavsiye olunur, he dibek kahvesi içmek hem de resim çekmek için. teyzeler e-mail adreslerini verdi, fotoğraf yollayın diye:)
Aşağı birkaç resim ekledim, o kadar fazla var ki:) Ama Aylin'in seçip, üzerinde çalışıp, yayınladıkları, için, zamanı olanları şu linke beklerim :)
http://www.fotografcekmecesi.com/2011/10/ayse-bozkurt-emre-ozguven-izmir-dugun.html
Swiss'te :
İskelede'de :) - Mavişehir
ve Kozbeyli :)
Aylin, yayınlarken şöyle not düşmüş o gün için:
Benim ekoseli hayallerim vardı, Emrenin yoktu. Ama Ayşe ve benim el birliğim ile birlikte hayallerimi gerçekleştirdik. Mutlu olduk. Çok acıkıncada tahinle ve cevizli gözleme yedik. Ve sarının içine mutlulugu gizledik. Kimisi bu mutluluğu Emrenin gözlerinde, kimiside Ayşenin gülüşünde tekrar gördü. Ben ise herşeyi kavunlara yoruyorum :)
ben ise her şeyi onun o güzel bakış açısına ve enerjisine yoruyorum :)
Alsancak-Karşıyaka-Yeni Foça Hattı ile karşınızdayım.
Ne yalan söyleyeyim resimlerimizi İzmir'de çektireceğimiz için biraz tereddütlüydüm, pek bilmediğim gezmediğim bir şehir.
evet denizi var, güneşi var, yeşili de var ama ben hep salaş bir çekim hayal etmiştim, sokak çekimi...
emre asansörün ordaki sokağa götürmüştü bayramda gittiğimizde, ama orası da çok kalabalık geldi bana.
sonra düğünümüze günler kala aklıma geliverdi, düğün yerini (yeri Emre'nin gönderdiği fotoğraflar ile onaylamıştım, sonradan gördüm de) görmeye giderken, bir "dibek kahvesi" molası vermiştik bir köyde. güzel evler, sıcak insanlar vardı.
"orası olmaz mı ki?" dedim Emre'ye, o da emin olmadan "hmm" filan dedi.
düğünden bir gün önce, kuaför provamın çıkışında, gittik ve keşif yaptık köyde. hani gelinliğe acımasam, çekim düğünden sonra olsa, ne harabeler vardı:)
hemen ok verdim, tam istediğim gibiydi her şey.
ben bu çekimi çoook önemsedim. ayakkabılarımı yaptırırken aklımda hep bu fotoğraflar vardı. zavallı Emre'yi Eminönü'nde "sarı şemsiye bulacağız huleynn" diye dolaştırırken de, napıyım çok seviyordum şemsiyeli fotoları. şemsiyeyi oldukça zor bulduk, eh biraz da ederinden çok verdik ama sağlam şemsiye valla, bugün bizzat kullandım. Emre şimdi neyin fiyatını sorsak "ooo o paraya 5 şemsiye alırız, aaa olmaz valla 2 şemsiye alırım o parayla" modunda :)
Aylin Emre'ye de "sarı ekoseli çorap bulsak" dedi, hemen araştırmalara koyuldum, yoktu, yoktu ve yoktu. her çorap mağazası "sarı ekoseli erkek çorabı" dediğimde anlamaz gözlerle baktı bana. çözümü gs store'da ve Aylin'in yeteneğinde buldum.
duvağım uzun olmalıydı ki, fotoğraflarda uçsun, rüzgar yoktu pek ama Aylin halletti :)
bu çekimde içimde kalan tek şey, arkadaşlarımla pozlar istemiştim, hani şu ayakkabı altı yazarken, tüm grupla beraber vs vs. zamanı onun için ayarlayamadık ama Aylin akşam düğünde bişiler yapmaya çalıştı.
Aylin'in ekoseli hayalleri, benim sarı mutluluk hayallerim gerçek oldu.
Mavişehir'deki bir iskele bizim için özeldi, burda birkaç poz çekilme önerim dışında her şeyi Aylin seçti, iyi ki seçti:) gerçi iskelede başka gelin-damat vardı ama biz kıyısından köşesinden çekildik işte.
swiss otelin bahçesi de dış çekimler için muhteşem bir yeşil, akıllarda bulunsun.
ve Yeni Foça'nın Kozbeyli Köyü... şiddetle tavsiye olunur, he dibek kahvesi içmek hem de resim çekmek için. teyzeler e-mail adreslerini verdi, fotoğraf yollayın diye:)
Aşağı birkaç resim ekledim, o kadar fazla var ki:) Ama Aylin'in seçip, üzerinde çalışıp, yayınladıkları, için, zamanı olanları şu linke beklerim :)
http://www.fotografcekmecesi.com/2011/10/ayse-bozkurt-emre-ozguven-izmir-dugun.html
Swiss'te :
İskelede'de :) - Mavişehir
ve Kozbeyli :)
düğünden de ekleyelim :)
Linktekiler çok daha güzel, bakın yahu onlara :)
Ayçi, seni seviyoruz :)
Etiketler:
ayçi,
düğün,
fotoğraf,
fotoğraf çekmecesi,
fotoğrafçı,
Kozbeyli
10 Ekim 2011 Pazartesi
Düğünümüze hazırlanıyoruz ( Grand Efes Swiss Otel- İzmir)
ya daaa, bir otelde giyinirsin, kuaför vs oraya gelir.
ya da benim gibi yaptırırsın saçını başını ve rahat mutlu bir yerde giyinirsin.
evet ben hem nikahımda hem düğünümde 3.yü seçtim. zaten nikahımda mecburdum ama şu postuma yeniden , yıllarımın geçtiği odamda gelin olduğuma çoook mutlu oluyorum.
izmir'de ise, Swiss'te hazırlandık biz. hem sabah ordan yola çıkacaktık, eşyaların orda toplanması mantıklı idi. hem fotoğraf çekimi için oda daha müsaitti, hem de otelin yine çekim için güzel bir bahçesi vardı :)
zaten demiştim, bizim damat trafikte kaldı, biz otele kendi imkanlarımızla geldik :) sonra lobide azcık bekledik.
Bu arada Emre, gelin şoförümüz ve kardeşim de geldi, çiçekleri arabada bırakmışlardı, bizim Umut dayanamadı, gitti ve getirdi çiçekleri. biliyorum bu sahneler genelde damadın geline çiçek vermesi şeklinde olur, ama bizim damat şaşkın işte. Umut seni seviyorum :)
lobide oldukça bekledik. aslında şimdi düşündüğümde, bu beklememiz sebebi ile gündüz gözü ile düğün yerine uğrayıp fotoğraf çekilemedik. hatta annemlerin yanlışlıkla biraz arkada kalan masasına müdahele edemedim, falan filan... bir de kızların bir an önce dönüp hazırlanmaları gerekiyordu filan, epeyce beklettiler doğrusu beni lobide, kafamda duvağımla, erken check in'den vazgeçtim, bir saat de geç aldılar. neyse ki o gün çok neşeliydim de, takılmadım buna :)
işte odamızda hazırlanırken birkaç kare daha, yine elimden geldiğince Aylin'in yayınladıklarından değil, CD'deki yüzlercesinden seçiyorum :)
veee birkaç detay fotosu:)
o zaman artık fotoğraf çekimine, ordan da düğünümüze gidebiliriz :)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)










