17 Eylül 2012 Pazartesi

17 Eylül...

İstanbul'u hatırlamıyorum geçen sene bugün, aslında burda yoktum, ondan hatırlamıyorum.

Ama İzmir'de güzeldi hava, oldukça.

Ben bu vakitlerde, kuaförümden çoktaan çıkmış, Kozbeyli köyüne doğru gidiyordum yanımda Emre'm ve Aylin'imle...

Düğüne gelenler rüzgardan oturamamışlar biz gelmedne önce, ama akşamın ilerleyen saatlerinde durdu o rüzgar, bana yaptığı tek yamuk duvağımı çalılara takması ve de benim upuuzun duvağımı yerlerde sürüyerek sahneye çakma hayalimin içine etmesiydi, duvağımı arkadan adamlar tuttu, yapacak bişi yoktu :)

Geçen sene bugün, sıkıcı bir iş günü değildi, hayatta en çok tepindiğim, en çok kahkahalar attığım, en mutlu olduğum gündü.

Üstelik ertesi günü de balayımız başlıyordu.

Şimdi, bulutlu ve iş günü bir 17 Eylül'den geçen seneki 17 Eylül'e selamlarımı iletirim.

Her şey ne de güzel ;) bakın bu da çiçeğim :))



10 Eylül 2012 Pazartesi

1 yıl nasıl da geçti?

Güzel günler çabuk geçiyor ama bitmiyor seninle.

Nasıl ve ne zaman bir seneyi doldurmuşuz, rüya gibi gerçekten.

Geçen sene bu saatlerde evden çıkmış nikah dairesine koştururken, gözümüzü açıp kapamışız ve zaman geçmiş.

Güzelse hayat çabuk akıyor ellerimizden sevgilim, biz inatla yakalayıp her anını yaşamak istedikçe.

Seviyorum zamanın seninle akmasını, seviyorum sağ yanımda kokunu duymayı, seviyorum apartmanın merdivenlerdeki adımlarını duymayı, seviyorum kapıdaki anahtar sesini.

Lüks tutkunu, tatlı atışmalarımızı, sevimli unutkanlığını.

Her bir detayını, her bir nefesini, herbir sözünü çok ama çok seviyorum.

Evliliğimizin 1. yılı kutlu olsun sevgilim, şerefine!

5 Eylül 2012 Çarşamba

yaş 30...

yazın başından beri kendimi alıştırmaya çalıştığım yaştayım artık.

yaşımın başına 3 koydum ve yola devam ediyorum.

evet bazı şeyler için geç, bazı yıllar geride kaldı.

yine de fikirlerine çok değer verdiğim, çok uzaklarda yaşayan bir arkadaşımın mesajına gülümsüyorum:

"we're mature enough to understand the world, and young enough to do the things we'd like to do"

evet artık dünyayı anlayabilecek olgunluktaki yaştayız ama aynı zamanda istediklerimizi yapmak için gerekli gençlik enerjimiz halen var.

dün akşam arkadaşlarımla yaptığım ufak bir kutlamadan eve geç dönmüş, başım ağrıyor diye yatmıştım saat 23:00 olmadan. ışık okadar rahatsız ediyor ki beni baş ağrısı çekerken. uykumun ortasında eşim "aşkımm" diye seslendi, ışık vardı, sinirlendim "off ışığı kapa, başımmm" derken, bir de baktım bizim şaşkından gelen ışık elindeki pastanın mumlarından kaynaklanıyormuş. "yeni yaşının ilk dakikalarıı kutlu olsun" dedi. ben salak, yarı uykulu yarı ayık sarıldım boynuna. 30'lu yaşlara geldim ama böyle bir adamı da hayat arkadaşı olarak almıştım işte yanıma, şükürler olsun.

sabah sabah Eskişehirsporlu futbolcu Ediz Bahtiyaroğlu'nun 26 yaşında kalp krizinden öldüğünü okudum twitter'da, oysa ben tam da 30 yaşında olmaktan dertlenecektim bu doğum günümde. gencecik adam, yaşının başına 3 bile koyamadan gidivermişti işte :( utandım kendimden.

hayat rüzgarlarını istediği yerden estiriyor, istediği zaman.

bize kalan ise bulunduğumuz anı ve yaşımızı sevmek, ömre değer katmak.

o zaman hoşgelmişssin 30lu yaşlar, bence anlaşabiliriz :)

4 Eylül 2012 Salı

Oğlan bizim kız da öyle ;)


güzel bir post yapmak istedim bugün.

epeydir de oldukça tembellik ettim blog konusunda biliyorum, yaz rehaveti sanırım. eh geçen yazki gibi düğünüm de yok ki bu yaz, sürekli anlatacak bir şeyler olsun.

aslında bu postu geçen ay yapmak istemiştim, ama ne yazık ki babaannemin vefatı girdi araya, sonra da bir türlü fırsat bulamadım.

kısmet bugüneymiş.

geçen ay Şero ile Kemal'i evlendirdik. şurda nişanlarından bahsettiğim çifti ;)

Bursa'da güzel bir nikah ile "evet" dediler, ardından da rotamızı Antalya'ya çevirdik hep birlikte.

Sıcaktan bunala bunala, terlerimizi sile sile oynadık Antalya'da. Temmuz ve Antalya sıcağını, bir de üzerinde deliler gibi zıplamayı ekleyin, anlarsınız halimizi.

Bu arada düğün için Porto Bello diye beş yıldızlı bir otelde kaldık, düğünün gerçekleştiği otelde yer bulamayınca, şiddetle tavsiye etmiyorum.

Düğün sonrası da, gecenin mutlu çiftiyle birlikte balayına gittik, evet evet beraber gittik. Bu kısım şiddetle tavsiyedir, Gloria otellerinden birisini geçen sene denemiştim; bu sene de Gloria Golf'e gittik, gelin damat ve biz çook güzel bir tatil geçirdik, şu ana kadar gittiğim oteller arasında gözümü kırpmadan tavsiye edebileceğim oteldir Gloria.

pekiiii... sizce gelin ve damadın resimleri kim çekti? tabii ki ailemizin fotoğrafçısı Aylin. Fotoğraflara şuradan ulaşabiliyoruz. nikah sonrası gittiğimiz Cumalıkızık köyünde mükemmel bir işe imza attı Aylincik (kendisi şu an Roma'nın fethinde :p)

kendisinin izni ile birkaç fotoğrafı burada paylaşıyorum.

esen kalın :)