Ankara bugün serin, İstanbul gibi hiç değil...
Havada tek bulut yok ama içim ürperiyor, henüz yaz oysa ki.
Ankara'da tek sevdiğim şey sanırım canım dostlarım, onlar burda yaşamasa buraya iş için gelip gitmelerimin hiçbir olumlu yanı olmazdı.
bugün Ankara'dayım, çok değil, öğlene döneceğim yine, hem de bu defa sıcak bir şehir İzmir'e gitmek üzere.
Ankara'da Umut'um var benim, ve şu an damağımda dün bana pişirdiği balığın tadı...
26 Ağustos 2011 Cuma
25 Ağustos 2011 Perşembe
iyi günde, kötü günde...
dostlar zor zamanlarda belli olurmuş derler, şu an o kadar iyi anladım ki bunu.
ev yerleştirmek için bir gün belirlemiştim, tüm eşyalarım gelmiş olacaktı ve biz 8 kız hep beraber düzüverecektik evi.
ama evdeki hesaplarım çarşıya uymadı. cumartesi elimde sadece kardeşim ve emre'nin getirdiği koliler ve yerleştirilebilecek bir mutfak vardı. ne yemek takımımı koyacağım konsol, ne yatak odası, ne koltuk bazası, hiçbir şey yoktu.
mecburen iptal ettim bu olayı. iki arkadaşım yine de geldi, sağolsunlar ellerinde bulaşık yıkayıp mutfağı yerleştirdiler. bir tanesi Ankara'da yaşamasına rağmen sağolsun zamanını ayırdı bana. akşamına da onun arabası ile ikea'ya gittik, ıvır zıvır yüklendik. zaten bir gün önce de smokin arayışımızda yardım etmişti eşiyle birlikte.
en çok desteği ise hakikaten zor gün dostu olduğunu bana bir kez daha gösteren, liseden beri arkadaşım olan dostumdan gördüm. onca yoğunluğunun arasında davetiye için ayrı, şeker için ayrı koşturdu. bu yetmiyormuş gibi haftalar önce gelip beyaz eşya yerleştirdi. dün de gece 12'ye kadar eşi onu bunu monte ederken, kızcağız benim yatak odamı silmekle, yemek takımımı yerleştirmekle uğraştı.
ben bugün dostluğun değerini anladım. en çok yardım gördüğüm iki dostumdan birisinin temizliği ankara'da olmuştu ve ben o hafta ateşler içindeydim, çok hastaydım, gidememiştim. diğer dostum da geçen sene evlendi. bir kerecik gittim evine, yerleştirildiği gün, şanslıydı o, tüm eşyaları olduğu için aynı gün yerleştirilmişti dört bir elden her şeyi, öyle çok çabalamadım onun için.
şimdiki aklım olsa, bu iki arkadaşım için canımı dişime takar, daha fazlasını yapardım. kısmetse doğumlarında, taşınmalarında, herkesten önce ben olacağım yanlarında.
insan başına gelmeyince anlamıyormuş bu durumu. hayatımda bilmem kaçıncı kez bir kızkardeşim olmadığına üzüldüm. annemin sağlık durumuna daha çok içerledim ben dün, kadıncağız elinden ne gelirse yaptı, eşyalar geldiğinde bekledi, ev temizlenirken başında durdu, bazen yardım etti, evdeki eşyaları toparladı, zaten ondan dışarda koşturmasını bekleyemezdim ki :( mesela yıllardır çalışmama rağmen bir araba almamış olmama kızdım, oysa ne çok ihtiyacımız oldu, hep birilerinden rica etmek zorunda kaldık. tüm bunların üstüne, akşamları geç kaldığım için sürekli aranmak ekleniyor, bir de eve geç kalmamı istemiyorlar, evde geçirdiğim son zamanlar olduğu için. ama başka seçeneğim yok ki...
neyse yine bunalım bir yazı oldu ama dün geceden kalma yorgunluğun izleri sanırım, bir kahve + top kek çözer durumumu diye düşünüyorum ;)
ev yerleştirmek için bir gün belirlemiştim, tüm eşyalarım gelmiş olacaktı ve biz 8 kız hep beraber düzüverecektik evi.
ama evdeki hesaplarım çarşıya uymadı. cumartesi elimde sadece kardeşim ve emre'nin getirdiği koliler ve yerleştirilebilecek bir mutfak vardı. ne yemek takımımı koyacağım konsol, ne yatak odası, ne koltuk bazası, hiçbir şey yoktu.
mecburen iptal ettim bu olayı. iki arkadaşım yine de geldi, sağolsunlar ellerinde bulaşık yıkayıp mutfağı yerleştirdiler. bir tanesi Ankara'da yaşamasına rağmen sağolsun zamanını ayırdı bana. akşamına da onun arabası ile ikea'ya gittik, ıvır zıvır yüklendik. zaten bir gün önce de smokin arayışımızda yardım etmişti eşiyle birlikte.
en çok desteği ise hakikaten zor gün dostu olduğunu bana bir kez daha gösteren, liseden beri arkadaşım olan dostumdan gördüm. onca yoğunluğunun arasında davetiye için ayrı, şeker için ayrı koşturdu. bu yetmiyormuş gibi haftalar önce gelip beyaz eşya yerleştirdi. dün de gece 12'ye kadar eşi onu bunu monte ederken, kızcağız benim yatak odamı silmekle, yemek takımımı yerleştirmekle uğraştı.
ben bugün dostluğun değerini anladım. en çok yardım gördüğüm iki dostumdan birisinin temizliği ankara'da olmuştu ve ben o hafta ateşler içindeydim, çok hastaydım, gidememiştim. diğer dostum da geçen sene evlendi. bir kerecik gittim evine, yerleştirildiği gün, şanslıydı o, tüm eşyaları olduğu için aynı gün yerleştirilmişti dört bir elden her şeyi, öyle çok çabalamadım onun için.
şimdiki aklım olsa, bu iki arkadaşım için canımı dişime takar, daha fazlasını yapardım. kısmetse doğumlarında, taşınmalarında, herkesten önce ben olacağım yanlarında.
insan başına gelmeyince anlamıyormuş bu durumu. hayatımda bilmem kaçıncı kez bir kızkardeşim olmadığına üzüldüm. annemin sağlık durumuna daha çok içerledim ben dün, kadıncağız elinden ne gelirse yaptı, eşyalar geldiğinde bekledi, ev temizlenirken başında durdu, bazen yardım etti, evdeki eşyaları toparladı, zaten ondan dışarda koşturmasını bekleyemezdim ki :( mesela yıllardır çalışmama rağmen bir araba almamış olmama kızdım, oysa ne çok ihtiyacımız oldu, hep birilerinden rica etmek zorunda kaldık. tüm bunların üstüne, akşamları geç kaldığım için sürekli aranmak ekleniyor, bir de eve geç kalmamı istemiyorlar, evde geçirdiğim son zamanlar olduğu için. ama başka seçeneğim yok ki...
neyse yine bunalım bir yazı oldu ama dün geceden kalma yorgunluğun izleri sanırım, bir kahve + top kek çözer durumumu diye düşünüyorum ;)
24 Ağustos 2011 Çarşamba
vee güneş Başak burcunda...
bugün itibari ile başak burçlarının zamanı başlamıştır.
evet ben bir Başak burcuyum, her Başak burcu gibi detaycıyım, takıntılı zamanlarım da yok değil.
burcumun en belirgin özelliğini, "düzeni" almamışım ama artık yükselen denilen şey mi bişiler yaptı, zamanından erken doğduğumdan mı bilmem :)
neyse artık güneş benim burcumda, ve benim burcumdayken çoook güzel günlerim olacak. ve balayı dönüşümde, 23 Eylül'de gidecek güneş benden.
ama ben o arada 1 sene bana yetecek ışını ve enerjiyi depolamış olacağım ki!!
evet ben bir Başak burcuyum, her Başak burcu gibi detaycıyım, takıntılı zamanlarım da yok değil.
burcumun en belirgin özelliğini, "düzeni" almamışım ama artık yükselen denilen şey mi bişiler yaptı, zamanından erken doğduğumdan mı bilmem :)
neyse artık güneş benim burcumda, ve benim burcumdayken çoook güzel günlerim olacak. ve balayı dönüşümde, 23 Eylül'de gidecek güneş benden.
ama ben o arada 1 sene bana yetecek ışını ve enerjiyi depolamış olacağım ki!!
23 Ağustos 2011 Salı
smokin bulunmuştur !
sonunda bulduk, aradığımız smokini bulduk, daha doğrusu yarattık.
damatlık alışverişine gidenler bilir, bir yere girdiğinizde en fazla birkaç çeşit smokin gösterebiliyorlar ama çoğu ardından ekliyor, "siyah bir takımı da smokine çevirebiliriz". ikinci seçenek daha mantıklı, çünkü düğünden sonra götürüp eski haline getirebiliyorsunuz ve normal bir takım elbise olarak kullanılabiliyor, öyle kuyruklu, parlak vs smokin istemeyenler için süper bir olay.
bizim kapısını ilk çaldığımız yer DS Damat oldu, damatlar için ayırdıkları bir köşe vardı. bu arada eklemeden edemeyeceğim, zavallı damatlara üzülüyorum, adı "damat" olan mağazada bile yalnızca bir köşe. biz kızlar gelinlikleri kendimize ayrılan odalarda, perde arkasında bekleyen arkadaşlarımıza sergilerken, önemli hissettirilirken, onlara sadece bir köşe :)
neyse ilgilenenler için kritik not: DS Damat'da %30 indirim var. ellerinde olan 5 smokinden 3 tanesi geri dönüştürülebilir. yine istediğiniz bir siyah takımın yakalarına saten kaplamak ve düğmelerini değiştirmek suretiyle bir damatlık yaratılabiliyor.
sonraki durağımız Sarar oldu, nerdeyse hiç kalmadan kaçtık, pek ilgi alaka da göremedik açıkcası:)
peşinden network, fabrika vs taradık; boyner'e girdik. yine düz birkaç siyah takımı çevirebiliyorlardı ama hiçbiri bizim damatın DS Damat'da denediği gibi oturmadı üzerine.
derkeeeen soluğu İstinye Park'ta aldık. Cacharel'i oldum olası sever sevgilim, orda da bir damatlık denemek istedi. ordaki beyfendinin ilgisi ve bilgisi ile üzerinde jilet gibi duran bir takım yaratıldı, hepimiz bayıldık :)
tüm her yeri taramışken Vakko'yu da ihmal etmedik tabii, elimizde Pronovias'ın gelinlik alışverişi ile verdiği %20'lik bir indirim çeki vardı sonuçta. ancak vakko'da sadece smokin çalışıyorlardı ve hem modeller hem de fiyatlar ağır geldi açıkcası.
bizim damat döndü dolaştı ve dün cachareldeki takım elbiseyi sipariş etti. yanına şık bir kol düğmesi ekledik. beyaz gömleğin düğmeleri siyah ile değiştirilecek, ceket yakası ve düğmeleri satenle kaplanacak. siyah papyonu ise süper durdu :)
bu arada ilave not: damatlıklarda papyon veya eşarp kullanılabiliyor. istenirse içe yelek, kuşak vs ilave ediliyor. bizimkisi bunun üzerinde durmadı bile!
damatlık bakarken değişebilecek pek bir tarafı yok, ceketin yakasına ve arka yırtmacına karar veriyorsunuz, satenini seçiyorsunuz, bir de gömleğin yakasını, düğme rengini filan :) biz klasik yakadan tercih ettik, genelde smokinler şal yaka denilen (yukarıdan kıvrılarak başlayan ve düğme yerinde son bulan) saten yakalar ile yapılıyor. ceketin arka yırtmacını ise tek değil, sağda ve solda iki tane olanlardan seçtik. he bir de gömleğin yakası normal yaka olabilir, yakanın aşağı düşen kısmı olmayabilir veya papyon kumaşının yanlardan görünmesine izin verilebilecek şekilde ata yaka olabilir. fotoğrafçımızın önerisi ile terleme ihtimalini göz önünde bulundurarak iki gömlek alacağımızdan birini normal yaka diğerini ise ata yaka olarak planladık.
aşağıda ilk resim klasik yaka, diğeri ise şal yaka. her ikisinde de ata yaka gömlek kullanılmış.
aşağıdaki resimde ise bahsettiğim, benim yakanın aşağıya düşen kısmı olmayabilir dediğim tarzda gömlek giydirilmiş, bir adı vardı ama hatırlayamıyorum bir türlü :) ceket ise kırlangıç yaka...
bizimkisi kaç aydır omuzlarımı genişleteceğim sonra alacağım smokinimi diyip duruyordu, sanırım iyi oldu bu, çünkü ceker süper oturdu üstüne. zaten 2 günde de teslim ediyorlarmış smokini, ne güzel memleket be, ben gelinliği beklerken bir hal olmuştum :)
damatlık alışverişine gidenler bilir, bir yere girdiğinizde en fazla birkaç çeşit smokin gösterebiliyorlar ama çoğu ardından ekliyor, "siyah bir takımı da smokine çevirebiliriz". ikinci seçenek daha mantıklı, çünkü düğünden sonra götürüp eski haline getirebiliyorsunuz ve normal bir takım elbise olarak kullanılabiliyor, öyle kuyruklu, parlak vs smokin istemeyenler için süper bir olay.
bizim kapısını ilk çaldığımız yer DS Damat oldu, damatlar için ayırdıkları bir köşe vardı. bu arada eklemeden edemeyeceğim, zavallı damatlara üzülüyorum, adı "damat" olan mağazada bile yalnızca bir köşe. biz kızlar gelinlikleri kendimize ayrılan odalarda, perde arkasında bekleyen arkadaşlarımıza sergilerken, önemli hissettirilirken, onlara sadece bir köşe :)
neyse ilgilenenler için kritik not: DS Damat'da %30 indirim var. ellerinde olan 5 smokinden 3 tanesi geri dönüştürülebilir. yine istediğiniz bir siyah takımın yakalarına saten kaplamak ve düğmelerini değiştirmek suretiyle bir damatlık yaratılabiliyor.
sonraki durağımız Sarar oldu, nerdeyse hiç kalmadan kaçtık, pek ilgi alaka da göremedik açıkcası:)
peşinden network, fabrika vs taradık; boyner'e girdik. yine düz birkaç siyah takımı çevirebiliyorlardı ama hiçbiri bizim damatın DS Damat'da denediği gibi oturmadı üzerine.
derkeeeen soluğu İstinye Park'ta aldık. Cacharel'i oldum olası sever sevgilim, orda da bir damatlık denemek istedi. ordaki beyfendinin ilgisi ve bilgisi ile üzerinde jilet gibi duran bir takım yaratıldı, hepimiz bayıldık :)
tüm her yeri taramışken Vakko'yu da ihmal etmedik tabii, elimizde Pronovias'ın gelinlik alışverişi ile verdiği %20'lik bir indirim çeki vardı sonuçta. ancak vakko'da sadece smokin çalışıyorlardı ve hem modeller hem de fiyatlar ağır geldi açıkcası.
bizim damat döndü dolaştı ve dün cachareldeki takım elbiseyi sipariş etti. yanına şık bir kol düğmesi ekledik. beyaz gömleğin düğmeleri siyah ile değiştirilecek, ceket yakası ve düğmeleri satenle kaplanacak. siyah papyonu ise süper durdu :)
bu arada ilave not: damatlıklarda papyon veya eşarp kullanılabiliyor. istenirse içe yelek, kuşak vs ilave ediliyor. bizimkisi bunun üzerinde durmadı bile!
damatlık bakarken değişebilecek pek bir tarafı yok, ceketin yakasına ve arka yırtmacına karar veriyorsunuz, satenini seçiyorsunuz, bir de gömleğin yakasını, düğme rengini filan :) biz klasik yakadan tercih ettik, genelde smokinler şal yaka denilen (yukarıdan kıvrılarak başlayan ve düğme yerinde son bulan) saten yakalar ile yapılıyor. ceketin arka yırtmacını ise tek değil, sağda ve solda iki tane olanlardan seçtik. he bir de gömleğin yakası normal yaka olabilir, yakanın aşağı düşen kısmı olmayabilir veya papyon kumaşının yanlardan görünmesine izin verilebilecek şekilde ata yaka olabilir. fotoğrafçımızın önerisi ile terleme ihtimalini göz önünde bulundurarak iki gömlek alacağımızdan birini normal yaka diğerini ise ata yaka olarak planladık.
aşağıda ilk resim klasik yaka, diğeri ise şal yaka. her ikisinde de ata yaka gömlek kullanılmış.
aşağıdaki resimde ise bahsettiğim, benim yakanın aşağıya düşen kısmı olmayabilir dediğim tarzda gömlek giydirilmiş, bir adı vardı ama hatırlayamıyorum bir türlü :) ceket ise kırlangıç yaka...
bizimkisi kaç aydır omuzlarımı genişleteceğim sonra alacağım smokinimi diyip duruyordu, sanırım iyi oldu bu, çünkü ceker süper oturdu üstüne. zaten 2 günde de teslim ediyorlarmış smokini, ne güzel memleket be, ben gelinliği beklerken bir hal olmuştum :)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
