25 Ağustos 2011 Perşembe

iyi günde, kötü günde...

dostlar zor zamanlarda belli olurmuş derler, şu an o kadar iyi anladım ki bunu.

ev yerleştirmek için bir gün belirlemiştim, tüm eşyalarım gelmiş olacaktı ve biz 8 kız hep beraber düzüverecektik evi.

ama evdeki hesaplarım çarşıya uymadı. cumartesi elimde sadece kardeşim ve emre'nin getirdiği koliler ve yerleştirilebilecek bir mutfak vardı. ne yemek takımımı koyacağım konsol, ne yatak odası, ne koltuk bazası, hiçbir şey yoktu.

mecburen iptal ettim bu olayı. iki arkadaşım yine de geldi, sağolsunlar ellerinde bulaşık yıkayıp mutfağı yerleştirdiler. bir tanesi Ankara'da yaşamasına rağmen sağolsun zamanını ayırdı bana. akşamına da onun arabası ile ikea'ya gittik, ıvır zıvır yüklendik. zaten bir gün önce de smokin arayışımızda yardım etmişti eşiyle birlikte.
en çok desteği ise hakikaten zor gün dostu olduğunu bana bir kez daha gösteren, liseden beri arkadaşım olan dostumdan gördüm. onca yoğunluğunun arasında davetiye için ayrı, şeker için ayrı koşturdu. bu yetmiyormuş gibi haftalar önce gelip beyaz eşya yerleştirdi. dün de gece 12'ye kadar eşi onu bunu monte ederken, kızcağız benim yatak odamı silmekle, yemek takımımı yerleştirmekle uğraştı.

ben bugün dostluğun değerini anladım. en çok yardım gördüğüm iki dostumdan birisinin temizliği ankara'da olmuştu ve ben o hafta ateşler içindeydim, çok hastaydım, gidememiştim. diğer dostum da geçen sene evlendi. bir kerecik gittim evine, yerleştirildiği gün, şanslıydı o, tüm eşyaları olduğu için aynı gün yerleştirilmişti dört bir elden her şeyi, öyle çok çabalamadım onun için.

şimdiki aklım olsa, bu iki arkadaşım için canımı dişime takar, daha fazlasını yapardım. kısmetse doğumlarında, taşınmalarında, herkesten önce ben olacağım yanlarında.

insan başına gelmeyince anlamıyormuş bu durumu. hayatımda bilmem kaçıncı kez bir kızkardeşim olmadığına üzüldüm. annemin sağlık durumuna daha çok içerledim ben dün, kadıncağız elinden ne gelirse yaptı, eşyalar geldiğinde bekledi, ev temizlenirken başında durdu, bazen yardım etti, evdeki eşyaları toparladı, zaten ondan dışarda koşturmasını bekleyemezdim ki :( mesela yıllardır çalışmama rağmen bir araba almamış olmama kızdım, oysa ne çok ihtiyacımız oldu, hep birilerinden rica etmek zorunda kaldık. tüm bunların üstüne, akşamları geç kaldığım için sürekli aranmak ekleniyor, bir de eve geç kalmamı istemiyorlar, evde geçirdiğim son zamanlar olduğu için. ama başka seçeneğim yok ki...

neyse yine bunalım bir yazı oldu ama dün geceden kalma yorgunluğun izleri sanırım, bir kahve + top kek çözer durumumu diye düşünüyorum ;)

3 yorum:

gülümse dedi ki...

benim de ortaokuldan beri çok çok yakın arkadaşlarım var.yani nerden baksan bir 20 yılımız var:)şu anda yaşadığım yerde sadece 1 tanesi var ama olsun bizim gönüllerimiz bir:)sadece bir alo demem yeter yanıma gelmeleri için.insanın böyle zamanlarda güvenebileceği kişiler olduğunu bilmesi çok güzel bir duygu.

Hamide Tekin dedi ki...

canım benim ya ben de bugün dostluk üzerine bi post yaptım nası bi tesadüftür :) ne şanslısın, ben herşeyi tek başıma yaptım maalesef:(

lamore del calcio dedi ki...

hamidecim, inan bu iki arkadaşıma rağen yalnız sayılırım, çünkü sevgili mobilyacıların mağduruyum :( bu işte %80 yalnızsın aslında, eğer her şey tıkır tıkır gidip 1-2 gün insanları toplayarak her şeyi halledemezsen... üzme kendini, yoruluyoruz evet ama geçecek :)