17 Ağustos 2011 Çarşamba

bugün 17 ağustos...

ben hiç unutmadım ki...

geçen sene günlüğümün bir sayfasına yapıştırdığım, parmaklık arkasından bakan ve ölmek üzere olan br yaralının bakışlarını gördüm, tuttum yırttım, görmek istemedim artık, ama hiç unutmadım.

tam 12 sene önce.. dersaneye başlamıştım o gün, ilk günüydü, test vermişlerdi, hani şu yaprak testlerden..

annemler köydeydi, kardeşimle yalnızdık evde. yaprak teste baktım baktım, amaaan dedim saati kurayım da sabah gitmeden çözerim. öyle ya, dersane vardı ertesi gün, o sene öss'ye girecektim.

o yüzden uykumu almıştım gece saat 03:00'de, önce ne olduğunu anlayamadım. o yaşlarda inancım çok daha saftı, kıyamet bu herhalde dedim, başka açıklaması yok. 17 yaşındaydım. yan odadan 15 yaşındaki kardeşim geldi "abla ne oluyor" diye. hani saniye ile ölçülüyor ya, bana çok uzun geldi, tüm bu konuşmaları yaptık çünkü biz. "bilmiyorum ablacım" dedim, "galiba deprem bu abla dedi, banyo sağlam olurmuş, oraya gidelim". banyo eşiğinde bekledik. kardeşim, henüz inşaat olan yan apartmana bakmıştı ilk, sanki üzerime devrilecek gibiydi diye anlatır hep, yıllarca o apartmana bakamadı, aklından silinmedi.

hiç bitmeyecek sandığımız saniyeler tükenince, yere düşen birkaç parçayı kaldırdım. en üst katta evimiz, o sene taşınmıştık. canımızda bir şey olmadığını görünce, annemle babamın uzun yıllar sonra ev sahibi olmanın mutluluğunu yaşadıkları evin tavanlarına, duvarlarına baktım hemen, bir şey yok gibiydi. arkadaki apartmanın çatısını yerde gördüm, camdan bakınca. allahtan bir şey olmamıştı, sadece çatı uçmuştu.

komşular kapıyı çaldı, salak salak iyiyiz dedim. hayat normal devam edecek sandım, yatıp uyuyalım dedim kardeşime. 5 dakika sonra kapı yine çaldı, komşular bu defa kızdılar bana, "giyinin, inin çabuk çocuklar" dediler.

sonrasındaki tv görüntüleri, olanlar, bitenler. birçokları için hayat eskisi gibi olmadı işte.

biz 12 yılda büyüdük, okuduk, çalıştık, aşık olduk, ayrıldık, evlendik belki; ama o saniyelerde ölüp giden çocuklar bunların hiçbirini yaşayamadılar.

o günden sonra hayatımıza "deprem öldürmez, bina öldürür" cümlesi girdi. o günden sonra öğrendik "deprem yönetmeliği" denilen şeyi. ama öncesinde bu bedeli binlerce can ödedi :(


ben hiç unutmadım, hem de hiç...

5 yorum:

birtutamkekik(ayşegül) dedi ki...

:( yaşananlar kolay bir şey değildi ki canım kolay kolay unutabilesin...
bizler başka şehirlerde olmamıza rağmen günlerce çıkamadık etkisinden,ki sizler bu anı saniye saniye yaşamışsınız...
rabbim korusun tüm felaketlerden hepimizi...
sevgilerimle...

pembe mor alg dedi ki...

çok öldük çookk

Hamide Tekin dedi ki...

tüylerim diken diken okudum canım yazdıklarını... 12 koca yıl geçti ve hiç bişe değişmedi... ölen öldüğüyle kaldı yine bu ülkede maalesef...

Hestia dedi ki...

Demişsin ya yere düşen bir kaç parçayı kaldırdım diye, bu cümleyi okurken kendimi düşündüm. Henüz çok küçüktüm ve evimden kaçarken geriye bile dönüp bakamadım, vedalaşamadım bile... Ama yaşıyoruz bi şekilde yıllar sadece geçip gittiler acılar yerli yerinde. Unutmadığına, blogunda değindiğine çok sevindim...İzleyicinim:)

lamore del calcio dedi ki...

sevgili Hestia,

Bizler kendi adımıza ucuz atlatanlarız bu felaketi, sizlerin acısını anlayabilmemiz zor ama en azından paylaşmaya çalıştığım bilinsin isterim.

Bloğuma hoş geldin :)