etrafımda sevdikleri konusunda hassas, duyarlı, kimseyi kırmak istemeyen birisi olarak bilinmemin yanında cadı, hakkını yedirmemek için çata çat kavga eden, çabuk parlayan birisi olduğum da bir gerçek. romantik ise hiç sayılmam.
evlilik arefesinde olduğumdan mıdır nedir ama bir duygusallık çöktü üstüme son zamanlarda. hani bir acıklı hikaye görsem de üzülsem modundayım hep.
dün tv'de yeni başlayan bir diziye gözüm kaydı (ki normalde dizi falan da pek izlemem ben), sanırım adı "reis" idi.
filmde ayşe (aha da adaşım) ve turgay evli, çocuk sahibi değiller ama çok istiyorlar. ayşe bir gün hamile kaldığını fark ediyor, havalara uçuyor, yakın arkadaşı ile izmir'de çığlıklar atıyorlar filan. sonra da turgay'a bu haberi vermek için plan yapılıyor. ayşe mesaide olan kocasının ofisine gidiyor, onu çıkarken görüyor ve takip ediyor, ortak bir arkadaşlarının evine gittiğini fark ediyor. hemen gündüz sevincini paylaştığı arkadaşını arıyor ama o da onu telkin ediyor, evine dönmesini, sadece adamın bir şey danışmak için gitmiş olabileceğini filan söyleyip.
sonra saftirik ayşe eve dönüyor, kocası gelince "sana bir haberim var" diyor. ama kocası da bir şey söyleyecek gibi, ilk sözü kocasına verince, adam başkasına aşık olduğunu açıklıyor. resmen içim eridi, kızacağız hamile olduğunu da söylemedi filan, zaten orda kapattım tv yi.
biliyorum klasik bir türk filmi hikayesi gibi, ama dıştan güzel gittiği sanılan, hatta çiftlerden birinin her şeyi yolunda sandığı bir evlilik resmen bitiyor.
biliyorum sadece bir film ama dünden beri ayşenin yaşlı gözleri aklımdan gitmiyor işte :(
evet son zamanlarda iyiden iyiye hassaslaştım ben.
2 Ağustos 2011 Salı
dilek ağacı
geçenlerde eminönü'ne bir şeyler almaya gittiğimde, anı defteri de baktım. beğenemedim filan. sonra geldim, internette araştırırken, dilek ağacı şeklinde bir konsept olduğunu gördüm. ağacı süslüyorsun, minik minik kurdelalar ve not kağıtları bırakıyorsun, herkes yazacağını oraya yazıp ağaca asıyor, valla çok sevdim bu fikri :)
hatta direk mekanın ağaçlarından birini kullanmamıza mekan sahibi ne der acaba, sonradan sökeceğiz sonuçta :)
hatta direk mekanın ağaçlarından birini kullanmamıza mekan sahibi ne der acaba, sonradan sökeceğiz sonuçta :)
1 Ağustos 2011 Pazartesi
let the music play!!
ilk giriş müziği ile birlikte aslında nasıl bir düğün olacağını hisseder konuklar değil mi?
işte düğünümüzde giriş parçası için düşündüklerimiz :)
- Gocce di memoria ( Giorgia) tıktık
Hikayesi: karşı pencere'nin film müziği. emre ile tanışmadan önceki hayatımda ortak olan bir dilde: italyanca. yıllarca birbirimizi bilmeden, İtalyan kültür merkezi'nde italyanca kursuna gitmişiz, tabii o izmir'de ben istanbul'da.
- Rumeli Hisarı'nın Yapılışı (Can Atilla) tıktık
Hikayesi: istiklalde oldukça fazla zaman geçiriyoruz, bir keresinde nişanlıma "yahu ne güzel melodi bu" demiştim, onaylamıştı, giriş parçası olabilir demiştik ama adını bilmiyoruz tabii. sonrasında bir gün teknosa'dan çıkıyoruz, kocaman tv ektanlarında gördük klibi, böylece parçanın adını da öğrendik.
- Stay with me ( Goran Karan) tıktık
Hikayesi: oldum olası seviyorum bu parçayı:)
veee ilk dans için :
birazcık hareketli olsun dedik ve şu şarkıyı çok sevimli bulduk (ilk etapta dans edilmez gibi görünüyor ama ediliyor, denedik:)) bu şarkı cesaretin var mı aşka dizisinin müziği idi. aslında 2010 yılı yapımı ama sanki 70'lerden fırlamış gibi :)
- seve seve ölürüm ( Jehan Barbur) tıktık
diğer bir alternatif ise bu parça. kendisinin bizde yeri ayrı, emre askerden geldiğinde, ama istanbul'a gelemediğinde çıkmıştı bu şarkı, bir sonbahardı, tam iki sene önce. evlenme teklifini de "hoşgeldin" temalı bir şiirle almıştım ben, o yüzden bu şarkıyı seviyoruz. tek sıkıntım biraz fazla slow:
- hoşgeldin (Sezen Aksu) tıktık
vee pasta müzikleri:
geçen sene şu şarkıda, emrenin bir arkadaşının evinde deli gibi dans etmiştik ve çok eğlenmiştik, bu neşeli günü getirebilir aklımıza diye düşündük:
- Disco boy (Shantel) tıktık
ya da yine karşı pencere filminden, italyanca keyifli bir müzik, yine de daha hareketli bir müzik daha iyi olabilir, bu şarkıyı çok sevmeme rağmen.
- Ma che freddo fa (Nada) tıktık
ay sonu izmir'e gideceğiz ve dj e parçaları bildireceğiz, artık karar vermemiz gerekiyor sanki.)
işte düğünümüzde giriş parçası için düşündüklerimiz :)
- Gocce di memoria ( Giorgia) tıktık
Hikayesi: karşı pencere'nin film müziği. emre ile tanışmadan önceki hayatımda ortak olan bir dilde: italyanca. yıllarca birbirimizi bilmeden, İtalyan kültür merkezi'nde italyanca kursuna gitmişiz, tabii o izmir'de ben istanbul'da.
- Rumeli Hisarı'nın Yapılışı (Can Atilla) tıktık
Hikayesi: istiklalde oldukça fazla zaman geçiriyoruz, bir keresinde nişanlıma "yahu ne güzel melodi bu" demiştim, onaylamıştı, giriş parçası olabilir demiştik ama adını bilmiyoruz tabii. sonrasında bir gün teknosa'dan çıkıyoruz, kocaman tv ektanlarında gördük klibi, böylece parçanın adını da öğrendik.
- Stay with me ( Goran Karan) tıktık
Hikayesi: oldum olası seviyorum bu parçayı:)
veee ilk dans için :
birazcık hareketli olsun dedik ve şu şarkıyı çok sevimli bulduk (ilk etapta dans edilmez gibi görünüyor ama ediliyor, denedik:)) bu şarkı cesaretin var mı aşka dizisinin müziği idi. aslında 2010 yılı yapımı ama sanki 70'lerden fırlamış gibi :)
- seve seve ölürüm ( Jehan Barbur) tıktık
diğer bir alternatif ise bu parça. kendisinin bizde yeri ayrı, emre askerden geldiğinde, ama istanbul'a gelemediğinde çıkmıştı bu şarkı, bir sonbahardı, tam iki sene önce. evlenme teklifini de "hoşgeldin" temalı bir şiirle almıştım ben, o yüzden bu şarkıyı seviyoruz. tek sıkıntım biraz fazla slow:
- hoşgeldin (Sezen Aksu) tıktık
vee pasta müzikleri:
geçen sene şu şarkıda, emrenin bir arkadaşının evinde deli gibi dans etmiştik ve çok eğlenmiştik, bu neşeli günü getirebilir aklımıza diye düşündük:
- Disco boy (Shantel) tıktık
ya da yine karşı pencere filminden, italyanca keyifli bir müzik, yine de daha hareketli bir müzik daha iyi olabilir, bu şarkıyı çok sevmeme rağmen.
- Ma che freddo fa (Nada) tıktık
ay sonu izmir'e gideceğiz ve dj e parçaları bildireceğiz, artık karar vermemiz gerekiyor sanki.)
takıp takıştırmaca
eveeeet, karar verilmesi gereken bir konu daha: nikah ve düğünde, gelinlikle beraber takılacaklar
oldum olsa gelinliğimle inci takarım diye düşünmüştüm ama nedense evlilik hazırlıkları esnasında insan değişik fikirler sahibi oluyor.
düğünde sarı ayakkabı kullanacağımı şurada yazmıştım. el buketim elbette bu ayakabbılarla uyumlu olacak ancak çiçeği düğün esnasında bıraktığımızı düşünürsek belki sarı taşlı sade bir kolye de olabilir diye düşündüm:
ya da direk tektaş bir kolye de olabilir, taca uydurabilmek açısından. inci ise hale gündemimde ama kesin kararımı veremedim.
karar verdiğim kısım ise nikah takılarım, annemin nişanımda taktığı siyah beyaz taşlı bileklik, kolye ve de uyum sağlaması açısından üzeri taş işli siyah bir taç seçtim.
bir kez daha anladım ki, netleşmeyen her detay beni daha da strese sokuyor, bir an önce netleştirmem gereken bir konu daha işte.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
