2 Ocak 2012 Pazartesi

fikri hür, vicdanı hür Galatasaray taraftarı bildirisi

3 Temmuz'dan beri bir tiyatro izliyoruz.

daha da doğrusu 3 Temmuz'dan beri, aslında daha önceleri futbol değil tiyatro izlediğimizi anlıyoruz.

tiyatronun sözlük anlamına baktım :

"Sahnelenmek için yazılmış oyunların tümü " diyordu. işte ben bana "Türkiye Ligi" deseler, karşılığına aynen bunu yazabilirim.

Galatasaray Sözlük (ne yazık ki çok aktif olarak yer alamıyorum içlerinde son aylarda) bir bildiri yayınlamış dün. Okudukça gurur duydum :

http://gss.gs/853995

Ben Galatasaray taraftarıyım evet, bilen bilir Fenerbahçe düşmanı sayılmam pek, birebir rekabetimiz hariç pek de ilgilenmem "orada neler oluyor" kısmı ile.

ama bugün orada olanlar beni de ilgilendiyor.

Yasanın değişmesine valla çok da tepki vermedim. abartı idi cezalar, bir insan şike yaptı diye hapiste çürümemeli elbette, adma öldürenler elini kolunu sallaya sallaya gezerken. bu yasanın abartılı olduğu zaten ilk örnekte ortaya çıkıverdi.

Ama TFF talimatnamesinde değişiklik ne demek? sormak isterim şimdi, eğer aklanacaklarsa bu insanları peşinen suçlamak değil midir, 58. maddenin düzenlenip "bir kereliğe mahsus" af gelmesi?

eğer suçlularsa, kişilere has kuralların uygulanması, " bir kereye mahsus" ne demek? muz cumhuriyeti mi burası?

konuştuğum iki Fenerbahçeli arkadaşım da "hani suçsuzlardı, aklanacaklardı", "bu demek oluyor ki suçlular, örtmeye çalışıyorlar" dedi. yani bu maddenin değişmesinin onaylanması resmen ve açık olarak Fenerbahçe'nin (aslında niye sadece Fenerbahçe diyorsaki onun yanında kaç takım daha var hepsinin) şike yaptığının tescillenmesi aslında.

yayın gelirinin de, yaptırımların da, endüstriyel futbolun da suratına tüküreyim.

bana şifresiz kanaldan futbol izlediğim günleri geri verin.

bana bir Türk takımı Avrupa'da mücadele ederken, kenetlendiğimiz günleri geri verin.

kısacası bana çocukluğumun futbolunu geri verin.

ya da neyse siz gidin havuzdan gelen paranın azalmaması için başka neler yapılabilir ona kafa yorun.

************************

Yıllardır peşinden çocuksu bir heyecanla koştuğumuz futbol topunun masumiyetini yitirerek kirlendiğini üzülerek kabul etmek zorundayız. Gönül verdikleri renkler ne olursa olsun, pek çok sporseverin de bu hayal kırıklığını paylaştığına eminiz.


Futbolda organizasyon deyince 3-5-2 / 4-3-3 gibi saha içi dizilişleri hatırlayan sıradan insanların; futbol üzerinden haksız menfaat elde etmek için şike, teşvik primi, tehdit, baskı gibi sporun ruhuna tamamen aykırı araçları defalarca kullanmış organize suç şebekelerini ve çeteci zihniyeti hâlâ savunanları anlayış ve olgunlukla karşılaması da beklenmemelidir.


Yemyeşil bir sahada, tertemiz bir topun yuvarlanması sonucu futbolun adaletinin 90 dakikaya sığdığına inananlar, savcılık makamının iddianamesini hazırladığı süreçte hiç olmazsa futbolu yönetme iddiasında olanlardan soğukkanlı ve adil bir çözüm beklediler.


Görünen o ki, gölgede kalmış ilişkilerden, kirli ezberlerden, kökleşmiş önyargılardan kurtulamayanların böyle bir niyeti hiç olmamış.


Özellikle Galatasaray Spor Kulübü’nün Fair Play ve spor hukuku dersi niteliği taşıyan onca sağduyulu açıklama ve uyarısına rağmen, varlık nedenini unutmuş görünen Türkiye Futbol Federasyonu Yönetim Kurulu’nun sorumluluktan kaçarak, ülke futbolunu bu hale getiren “olağan şüphelilere” suçun tanımını ve cezai karşılığını soracak olması da nesiller boyu anlatılacak son kara mizah olarak örneği olarak hafızalara yerleşmiştir.

Dillerinden düşürmedikleri endüstriyel futbol teranesiyle maddi çıkarlarının zedelenmesi riskini öne sürerek futbol topunu kirletmekten çekinmeyenler bilmeli ki, maç bileti-kombine kart-lisanslı ürün-şifreli yayın için dekoder satın alarak futbol ekonomisini yaratan ve büyütenlerle, kolayca kandırabileceklerini zannettikleri futbolseverler aynı insanlardır.


Sesiyle, nefesiyle, alın teriyle, emeğiyle, helal kazancıyla gönül verdiği kulüpleri destekleyen ve ayakta tutan taraftarlardır, aptal yerine konmak istenen insanlar!


Biz insanları heyecanlandıran ve mutlu eden basit bir oyuna, bunca pisliği bulaştırmış olanlardan hesap sorulmama ihtimalini, birilerinin kulağının üzerine yatarak üç maymunu oynamasını kabul edemeyiz.


Ve buradan, futbolun tüm aktörlerine bir kez daha sesleniyoruz;


Hukukun üstünlüğüne mazeret bulmayın, minareyi çalanlara kılıf aramayın. Futbol oyununu koruyun. Çıkar hesapları içinde bir gün öyle, bir gün böyle konuşarak artık kendinizi küçük düşürmeyin. Futbolu temizleyin ama önce siz temizlenin.


Bunu yapamıyorsanız, niyetiniz ve cesaretiniz yoksa, biz de yokuz! Bunu yapamazsanız, işte o zaman dilinizden düşürmediğiniz “marka değeri”nin nasıl yerle bir olduğunu göreceksiniz… Ne kadar üflerseniz üfleyin, için için yanan bu ateşin sönmeyeceğini ve önlem alınmazsa elinizdeki pis kokan küllerin para etmeyeceğini de göreceksiniz.


Avrupa’ya hatta dünyaya meydan okuyan futbol takımları hayal eden bizlerin, UEFA ve FIFA tarafından “şikeci ülke” olarak damgalanması ve uluslararası rekabetten yıllarca dışlanması an meselesi olan Türkiye’nin içinde bulunduğu berbat açmaza duyarsız kalması beklenemez. Güzel ve yalnız ülkemize, en azından uluslararası spor arenasında hakkıyla sahip çıkması gereken herkesi de göreve çağırıyoruz.

Büyük Galatasaraylı Tevfik Fikret’in “Hak bildiğin yolda, yalnız da olsan yürüyeceksin” sözünü hiç aklımızdan çıkarmadan, yalnız çıktığımız bu yolda bizlerle birlikte yürüyeceğinize inanıyoruz.

Fikri Hür, Vicdanı Hür, İrfanı Hür Galatasaray Taraftarları

1 yorum:

Hamide... dedi ki...

içinde olmadığın için bilmezsin canım HİÇBİR fenerbahçeli taraftar 57.maddenin değişmesini istemiyor. Çünkü biz biliyoruz ki geçen sezon oynadığımız her maç tertemizdi, o maçlarda alexin luganonun santosun volkanın en büyüğünden en küçüğüne aykutundan malzemecisine kadar herkesin alın teri var. Her maça gittim, adımdan daha iyi biliyorum ki temiziz o yüzden isterlerse cezası idam olsun; biz aklanacağız kara olanlar düşünsün...